2020 Chelsea: Mavi Rüya

2020 ChelseaMavi Rüya”

2020 model Chelsea, son olarak Kai Havertz’in de mavi formayı giymesi ile beraber başta kendi taraftarları olmak üzere tüm futbolseverlerde heyecan yaratmaya başladı. Bu heyecanı Mavilerin, Premier Lig’i son 2 yılda sirkülase eden Liverpool ve Man.City’nin mutlak hakimiyetlerini bitirebilme ihtimali olarak tanımlayabilirim en azından kendim için.

Şubat 2019’da iki dönem transfer yasağı alan Maviler, cezanın ardından CAS’a başvurup cezalarını yarı yarıya indirtmişti. Bu dönem, Chelsea’nin kabuk değiştirmeye başlaması için gerekli olan atmosferi zoraki de olsa sağladı.

Metamorfozun ilk adımı Temmuz 2019’da takımın efsane oyuncusu Frank Lampard’ın takımın başına geçmesiyle başladı. Yeni sezona transfer yapamadan girecek olan Frank Lampard, çareyi altyapıdan gelen oyunculara ve kiradan dönen gençlere güvenmekte buldu. Başta Dortmund’dan dönen Pulisic olmak üzere, takımın altyapıdan çıkan gençlerinden Tammy Abraham ve Mason Mount’un takıma dahil olmasıyla hücum hattı gençleşmeye ve daha dinamik olmaya başladı. Lampard’ın takımı ligde gerçekten seyir zevki veren maçlar sundu bize.

Peki maçın hakkını veriyorlar mıydı? Chelsea, 19/20 sezonunda ligde 12 mağlubiyet aldı ve bu, son 22 yılda aldıkları en yüksek mağlubiyet sayısıydı. Bu istatistiği Lampard’ın ya hep ya hiç oyun tarzına veya takımın gençleşmesi ile beraber ortaya çıkan tecrübe eksikliğine de bağlayabiliriz elbette. Fakat ortada tek bir gerçek var. Daha yüksek hedefler için daha iyi bir takım kurmak gerekliydi ve kesenin ağzı açılmaya başladı.

Hakim Ziyech

İlk olarak Ajax’tan Hakim Ziyech ile 40m Euro’ya anlaşma sağlandı. 2019’un Şampiyonlar ligi yarı finalisti Ajax’ta sağ kanat forvet görevinde oynayan Ziyech… Klasik bir kanat forvetten ziyade orta saha menşeili olduğu için oyununu daha merkeze taşıyıp, top tekniğini ve saha görüşünü tempolu oyunu ile birleştiren Faslı, Lampard’ın oynattığı (4-2-3-1) formasyonunda sağ kanat ve forvet arkası rolü için biçilmiş kaftan. 27 yaşındaki oyuncunun ileri uçta yaratıcılığı ve temposu ile takımın hem hücüm, hem kanat savunması anlamında seviyeyi yukarı çekeceğine inanıyorum.

Timo Werner

Almanların Mario Gomez’den sonra merkez forvet eksikliğine Timo Werner ilaç gibi geldi. 24 yaşındaki forvet, Bundesliga’ya 16/17 sezonunda damgasını vurarak 31 maçta 21 gol 7 asisst yaparken Almanlar için seçilmiş kişi olduğunu o sezondan itibaren gösterdi. RB Leipzig’de Julian Nagelsmann ile performansının zirvesine çıkan ‘Seçilmiş Kişi’, geçen sezonu ligde 34 maçta 28 gol 8 asist, Şampiyonlar Liginde 8 maçta 4 gol 2 asist ile tamamladı. Burada çift forvetten biri olan Werner hareketliliği ve gol hissi ile kendini bir üst seviyeye çıkardı. Werner’in artık Leipzig’de kariyerine devam etmeyeceği iddiaları sezonun ortalarında ayyuka çıkmaya başladı. Birçok büyük takım ile adı geçen Werner’in tercihini Chelsea’den yana kullanmasının en büyük nedeninin Frank Lampard olduğunu söyleyebiliriz. Genç forvet ile transfer söylentilerinin olduğu andan itibaren şahsen iletişime geçen Lampard, oyuncuyu kendi planlarına ve yeni nesil Chelsea’ye inandırdı. Gerçi pandemi döneminde ekonomik olarak sallanan takımların Chelsea’nin çıktığı bonservis ve maaş bedellerine çıkamaması da transferin gerçekleşmesinin en önemli etkenlerden biri. Timo Werner’in fiziği ve hareketliliğinin Chelsea’nin yetenekli ayakları ile ölümcül bir birleşim olacağını düşünüyorum. Tek soru işareti Werner’in tek forvet olarak nasıl bir performans sergileyeceği. Çünkü geçen sezon performansının zirvesine çıktığında gollerini ve asistlerini çift forvetten biri olarak gösterdi Alman forvet. Ancak bu soru işaretini giderecek olan da yine Werner’in açık alanda gösterdiği performans. Lampard’ın oluşturduğu bu kadronun en büyük özelliği akışkanlık, yani hoca Werner’i, topu rakibe bıraktığı maçlarda açık alandaki etkisinden yararlanmak için tek forvet veya Giroud/Abraham’ın yanındaki çift forvetten biri ya da sol kanat forvet olarak da değerlendirebilir. Kendi düşüncem Werner’in temposu, rakip stoperlere kurduğu baskı ve golü hissetme özelliği ile Premier Lige beklenilenden daha sağlam bir giriş yapacağı yönünde.

Kai Havertz

Kai Havertz’i Chelsea için transferin ”çileği” olarak nitelendirmek yanlış olmaz. 21 yaşındaki Alman oyuncu geçen sezon Leverkusen’de adeta sahanın içinde parladı. 1.90m boyunda olup ilk dokunuş ve top hakimiyetinin üst seviyelerde olması ilk dikkat çeken özelliği. Bunun yanında Leverkusen’de Volland’ın sakatlığının ardından 5 maçta da ileri uçta görev yapmıştı Havertz. Bu 5 maçta gösterdiği performansını 6 golle süsleyen Havertz meziyetlerini bu rolde daha rahat ortaya koydu. Nedir bu özellikleri? İlk olarak topsuz oyundaki hareketliliği. Top kendi takımındayken oyun kurulumu esnasında kendi orta sahasına doğru hareketlenip rakip defans hattının düzenini bozması. Bu esnada, asıl mevkisi ‘on numara’ olduğu için de oyun kurulumuna gösterdiği katkı da azımsanamaz. Rakip savunmada kendine açtığı boş alanlara yaptığı koşuları da en etkili silahı. Fakat bunu yaparken çok doğal ve basit göstermesi bu konuda doğuştan gelen bir yeteneğe sahip olduğunun göstergesi. Topsuz alandaki yeteneğini top tekniği ve yaratıcılığı ile de süsleyen Havertz, Chelsea’de tam anlamıyla ileri uçta hücumun sürekliliğinin ve efektifliğinin sağlanması için en önemli aktör olacak. Ben onun oyun tarzını Firmino ve Tomas Müller’in karışımına benzetiyorum. Tek soru işareti ise oyuncunun sürekliliği; evet yetenekli, fizikli…sahada top ayağında olsun olmasın maçı izlerken hemen dikkatinizi çekiyor fakat süreklilik olmadığı taktirde bu meziyetleri sezonda 5 maçta göstermek Premier Ligde tutunmaya yetmez. Beni bu düşünceye iten sebep dediğim gibi 5 haftalık yıldız performansı. Fakat Lampard gibi bir oyun dehası ile çalışacak olması kendisi için büyük bir avantaj. Saha içerisinde de Werner ve Pulisic gibi iki ele avuca sığmayan oyuncunun oluşturduğu alanlar onun yetenekleri için biçilmiş bir kaftan adeta. İleri uç oyuncularının beraber oynadıkça birbirlerini üste çekeceğini düşünüyorum . Kai Havertz takımı, takım da Kai Havertz’i parlatacak.

Thiago Silva

Yazının başında dediğim gibi Chelsea geçen sezon, son 22 yılın en fazla mağlubiyet aldığı ve en fazla gol yediği sezonu yaşadı. Tabiri caiz ise kemik gibi bir orta saha yapısına sahip olmalarına karşılık nasıl böyle bir sonuçla karşılaşıldı? Bu faturanın baş sorumlusu olarak şüphesiz ki savunma hattını gösterebiliriz. Savunma bir takım işi olsa da bu noktada faturanın büyük bir bölümü savunma hattına kendisine çıktı. Andreas Christensen, Antonio Rüdiger ve Kurt Zouma Chelsea’nin geçen sezon forma giyen stoperleriydi. Aslında bu 3 oyuncunun FM profillerine girip baktığınız zaman ”taş gibi” stoperler diye içinizden geçirebilirsiniz. 3’ü de kalıplı ve hızlı sayılabilecek, özellikle Andreas Christensen topu oyuna iyi sokabilen stoperler. Fakat başlarına bir ‘Genaral’ lazımdı. Thiago Silva transferi ile nokta atışı yapan Chelsea adeta puzzle’ın son parçasını da yerleştirip transfer penceresini kapadı şimdilik tabi… Thiago Silva’nın meziyetleri futbolu takip edenler tarafından çok iyi biliniyor zaten. Yıllar ondan çok şey götürdü belki ama yine aynı yıllar ona; tecrübe, liderlik veya ‘ Generallik’ olarak nitelendirdiğim özelliklerle gidenlerin yerini doldurttu. Chelsea zaten bu transferi hedeflerken tam olarak ‘yılların ondan götürdüğü fiziksel özelliklerini değil, yılların ona getirdiği deneyimleri’ transfer etmek istedi. Kağıt üzerinde istenilen bir stoper hattı oluşmuş gözüküyor. Fiziksel olarak genç atletik bir stoper, yanında ise duruşu ve pozisyon alması ile deneyimli başka bir stoper. Açıkçası hücum hattı kadar bu savunma tandemini de izlemeyi dört gözle bekliyorum.

LAMPARD’IN KOZU, ESNEK YAPI

Yapılan transferler ve oyuncu özellikleri sayesinde bir çok teknik direktörün hayali olan esnek bir kadro oluşturan Chelsea’yi bu sezon birbirinden oldukça farklı taktik formasyonlarda izleyebileceğimizi düşünüyorum.

Mesela yandaki 4-2-3-1 formasyonunu ele alalım. Bu Lampard’ın geçen sene en fazla tercih ettiği saha dizilimi. Önümüzdeki sezon elinde bulunan oyuncuları bu formasyona yerleştirip, Şampiyonlar Ligi’nde gruplarda, örneğin Marsilya deplasmanına bu şekil çıktığını düşünelim. Tek forvet Werner, ona yakın sol kanat forvette Pulisic, Kai Havertz forvet arkası, sağ kanatta Ziyech. İlk dakikalardaki rakip takım baskısını 2. veya 3. bölgede karşılayıp ileride Werner ve Plusic ile tehdit yaratabilen aynı zamanda Ziyech’in orta sahaya sağladığı destek ile ortada sağlam bir yapı oluşturmuş oluyor Chelsea. Baskının çok arttığı anlarda Kovacic ve Havertz gibi hava hakimiyeti yüksek olan iki oyuncuya şişirilen toplarla takımı rahatlatabilir. Dönen toplar ile ileride bulunan Pulisic ve Werner’e fırsatlar yaratabilir. İleride baskı kurulduğunda Kante gibi bir sigortanın getirdiği oyun rahatlığı ile topu rakip sahada oynayabilir. İleri uçtaki teknik ayaklarla istenilen sonuca gidilebilir. Ancak bunlar tabiki sadece lafta ve kağıt üzerinde düşündüklerim. Bu yapının nasıl işlediğini asıl lig başlayınca göreceğiz. Fakat Lampard’ın -özellikle Premier Lig’te başarılı sonuçlar hedefliyorsa- geçen sene topu daha çok rakibe bırakan, direkt rakip kaleye inilen futbol anlayışından vazgeçmesi lazım. Son şampiyon Liverpool, Kloop hocanın tabiri ile ‘ Heavy Metal’ futbol tarzını yıllar içinde ‘ Alternatif Rock’ a çevirip yıllar sonra başarılı olduysa bundaki en önemli etken şüphesiz direk oyun anlayışını 90 dakika yapmak yerine, maçın belirli bölümlerinde uygulayıp, belirli bölümlerinde ise topa sahip olarak ritmi düşürüp rakibe kendi müziğini dinlettirmesiydi. Lampard’a haksızlık etmek istemem çünkü geçen sezon elindeki o kadro onu gerektiriyordu. Fakat şuanda elinde esnek, yetenekli bir kadro bulunuyor. Umarım bu enstrümanlar ile bize bu yıl şahane bir resitale şahitlik etme fırsatını verir.

BONUS: FARKLI YAPILAR

Uzun zamandır bir takımın bu kadar farklı anlayış ve formasyona uygun bir kadrosu olduğunu hatırlamıyorum. Futbol dünyasında genelde belli bir oyun anlayışı çerçevesinde gerçekleşen transferlerle, bir ana plan ve en fazla 2 farklı oyun anlayışı ya da formasyonu gördük. Fakat Lampard’ın elinde olan kadrodan ben bile aşağıdaki farklı oyun anlayışları ve formasyonlarını ürettim. Kağıt üzerinde olsa dahi hiçbir rolün eksik kalmadığı ve mevkilerinde bulunan oyuncuların sırıtmadığını görüyorum. Fakat futbol zihinlerde değil sahada oynan çok değişkenli bir oyun. Önemli olan nokta, bu avantajları her maç sahada gösterip rakiplere üstünlük kurmak. Bakalım Lampard’ın 2020 Chelsea’si bu doğrultuda her maçın hakkını verebilecek mi ?