Çaykur Rizespor – Fenerbahçe (11.10.2020)

Çaykur Rizespor 1 – 2 Fenerbahçe

Son iki sezonda şampiyonluk yarışından hayli uzak kalan Fenerbahçe için geçen yıllar hatırlanmak istemeyen anılarla dolu. Ali Koç’un başkanlık koltuğunu Aziz Yıldırım’dan devraldığı günden bugüne özellikle ekonomik anlamda kulübe kattıkları karşılığını saha içinde bulamadı. Sportif başarısızlıklar, transferdeki yanlış seçimler, değişen teknik adamlar, Comolli travması derken Fenerbahçe için 2020-2021 sezonunun beraberinde radikal değişiklikleri getirmesi kaçınılmazdı. Ali Koç, bir Fenerbahçe efsanesi olarak futbolu bırakan Emre Belezoğlu’na kulübün kaptan köşkünü emanet etti. Teknik adamlığa da yine bir başka eski futbolcusu ve özellikle son yıllarda Alanyaspor ile oldukça başarılı bir grafik çizen Erol Bulut’u getiren Fenerbahçe, bu değişime paralel olarak sezon başı oldukça agresif bir transfer dönemi yaşadı ve görünen o ki transfer operasyonu hala bitmedi. Kadrosunu -şuan için- 12 yeni isimle güçlendiren sarı-lacivertliler, dün ligin açılış karşılaşmasında Rize deplasmanındaydı. Bu maç sadece sezonun değil aynı zamanda Erol Bulut’un da Fenerbahçe’deki teknik adamlık kariyerinin açılış maçı oldu.

İlk Yarı

Fenerbahçe’de Erol Bulut, maça başlangıç 11’inde geçen sezondan yalnızca 3 farklı isme yer verdi. Gökhan Gönül ve Caner Erkin’in de Fenerbahçe taraftarınca oldukça tanıdık isimler olduğunu göz önüne aldığımızda, aslında taraftar için ‘’yeni yüz’’ olarak sadece Thiam dikkat çekti. Maçın başlangıcıyla birlikte Fenerbahçe’nin takım organizasyonunu henüz tam oturtamadığı da açıkça görüldü.

Orta sahada Tolga Ciğerci – Gustavo ikilisinden Gustavo, oyunun iki tarafında da varlık göstermeye çalışsa da özellikle hücum üçlüsünün etkisizliği nedeniyle o bölgede etkili olamadı. Buna defanstan top çıkarmakla görevlendiren Tolga’nın top kullanmadaki yetersizliği de eklenince Fenerbahçe maçın başında topun hakimiyeti ve oyunu Rizespor’a verdi. Erol Bulut bunu görmüş olacak ki Tolga ve Gustavo’nun rollerini değiştirerek en azından defanstan topla çıkma konusunu çözüme kavuşturdu. Fenerbahçe’nin rakibe top çıkarırken baskı yapmayı tercih etmemesine karşılık Rizespor’da Tomas’ın önde baskıyı tercih etmesi sarı lacivertlilerin defanstan uzun topla çıkmasını beraberinde getirdi. Hücumdaki bu savrukluğun sebebini takımda hücum aklı olabilecek bir başrol oyuncusunun olmayışına bağlayabiliriz. Hücumda sorumluluk alan, oyunu yönlendiren ve zaman zaman tempoyu ayarlayan bir oyuncu Fenerbahçe için olmazsa olmaz bir ihtiyaç olarak göze çarptı böylece.

Öte yandan bana göre maçın adamı olan Baiano’nun Fenerbahçe sol kanadını bilhassa ilk yarı düşürdüğü durum, gelecek için Erol Bulut’un çözmesi gereken bir başka konu. Baiano zaman zaman o kadar etkili oldu ki, maç bir ara Baiano ve Fenerbahçe karşılaşmasına döndü. Baiano’nun bu etkili oyununda bilhassa ilk yarı için Caner ve Ferdi’nin de payı olduğunu düşünüyorum. Zira Ferdi’nin geçen senenin sonunda yükselen formunda olmadığı aşikar. Genç oyuncu Fenerbahçe’nin sol kanadında formayı almak istiyorsa hele ki Caner ve Novak gibi iki hücum bekle oynayacağı düşünülürse, özellikle savunma konusunda daha fazlasını vermek zorunda.

Rizespor’un bu etkinliği karşısında Fenerbahçe, zaman zaman Frey’in ve Deniz’in taşıdığı toplarla pozisyon üretmeye çabaladı. Erol Bulut’un imzası haline gelen duran top organizasyonlarından küçük örnekleri de yine bu süreçte gördü izleyenler. Belli ki Fenerbahçe sezon sonuna geldiğimizde etkileyici bir duran top istatistiğine sahip olacak.

Maçın ilerleyen dakikalarında Fenerbahçe belli aralıklarla rakip kalede etkili olmaya çalışsa da bu nasıl kaçar denilecek bir pozisyon bulamadı. Dakikalar 30’a geldiğinde hakem Fenerbahçe lehine penaltı noktasını gösterdi. Günün başarılı ismi Gökhan Akkan’ın kurtarışı Caner’in çubukluya dönüşünü golle süslemesinin önüne geçti.  Maç boyunca başarılı performansını sürdüren Gökhan, penaltı dahil pek çok pozisyonda güven verse de özellikle ayaklarını kullanma konusunda sınıfı geçemedi. Öte yandan diğer taraftaki kalede Altay Bayındır da Rizesporlu meslektaşından geride kalmadı. Özellikle dakika 35’te Boldrin’in karşı karşıya pozisyonunda kalesinde devleşen Altay her ne kadar kimi zaman yaptığı sakarlıklarla Fenerbahçeli taraftarların yüreğini ağza getirdiyse de, karşı karşıya pozisyonlarda ligin en iyilerinden biri olduğunu gösterdi. Kalecilerin performanslarının da etkisiyle ilk yarı bittiğinde skor tabelasında 0-0 yazıyordu.

İkinci Yarı

İkinci yarıya hızlı başlayan Fenerbahçe henüz 47. dakikada Deniz Türüç ile kaleyi yokladı. Bundan 4 dakika sonra bu kez Rize savunmasına yapılan baskıda topu kazanan Thiam’ın şutu auta gitti. Sezon başı kampı ve hazırlık maçlarının yıldızlarından olan Thiam’ın da bu maçta çok etkisiz kaldığı söylenebilir. Yeni transfer hem topla yeteri kadar buluşamadı hem de topla buluştuğu anlar etki yaratmaktan uzaktı. Dakika 54’te Valencia kenarda oyuna girmeyi beklerken çıkan ismin Thiam olması bu sebeple kimse için sürpriz olmadı.

Maçın ilerleyen dakikalarında Rizespor yine Baiano ile baskısı hissettirdi. 57. dakikada önce Altay’ın sonra direğin izin vermediği gol, 3 dakika sonra Skoda’nın kafasından geldi. Skor üstünlüğünü eline alan Rizespor bu dakikadan sonra oyunu tutmak üzerine bir anlayış benimsedi. Fenerbahçe ise oyunu rakip kaleye yıkmak adına önce Sinan Gümüş ve Ozan hamlesini yaptı. Ancak gol bir duran top organizasyonunda ön direkte artık ‘’Gökhan’ın Yeri’’ diye tabir edebileceğimiz noktada Gökhan Gönül’ün kafasından geldi. Böylelikle çubukluya geri dönüşünü golle yapmak deneyimli sağ beke nasip oldu. Bu golden sonra Erol Bulut oyuna Sosa’yı aldı. Bu değişikliğin bize bir şeyler anlatması gerektiği inancındayım. Öncelikle Sosa (taşıdığı forma numarası itibariyle de) takım liderlerinden biri olarak transfer edilmiş şüphesiz. Geçmiş yıllarda gördüğümüz hücuma dönük orta saha rolünden ziyade onu Gustavo’nun muadili olarak defanstan top alıp geçiş oyununu organize eden bir akıl olarak gördük. Zaten Trabzonspor’da yaşının da getirdiği fiziksel dezavantajını yine benzer bir rolde avantaja çeviren Arjantinli belli ki bunu şimdi de Fenerbahçe formasıyla yapmaya çalışacak. Ancak tabi burada Gustavo-Sosa ikilisinin kullanım şekli bana göre Fenerbahçe için sezonun kararı olacak.

Sosa’nın oyuna girişinden sonra skorun da etkisiyle oyunu rakip alana yığmakta görece daha başarılı olan Fenerbahçe maçtaki ikinci penaltısını 85’te Valencia’nın yere düştüğü pozisyonda kazandı. Sosa beyaz noktada hata yapmayınca Fenerbahçe sezonun açılış maçında özellikle ilk yarısında zorlansa da 3 puanı hanesine yazdırarak, lige moralli bir başlangıç yaptı.

maçın hakkı

Maçın geneline bakıldığında her ne kadar Rizespor kaybetmiş olsa da Maçın Hakkı’nı veren isim olarak Baiano öne çıkıyor. Geçen sezon Gençlerbirliği formasıyla izlediğimiz Brezilyalı orta saha, Rizespor kariyerine hızlı bir giriş yaptı. Maç boyu Fenerbahçe savunmasına zor anlar yaşatan Baiano, Rizespor’un oyunda kalmasında başrolü aldı. Hem orta sahada hem hücumda verdiği katkı belki takımına ”bu maç için” galibiyeti getirmedi ancak ileri ki günler için Tomas’ı bir hayli memnun etti şüphesiz.