Bir Liverpoollunun Gözünden Alex Ferguson

Bir Liverpoollunun Gözünden Alex Ferguson

Her sporda olduğu gibi, futbolun en önemli ögesidir rekabet. Bu rekabet ise her zaman başarıyı getirmiştir. Fenerbahçe-Galatasaray, Boca Juniors-River Plate ya da Barcelona-Real Madrid… Hepsi kendi ülkelerinin en üst rekabetleri olmuştur. İngiltere için de bu Liverpool-Manchester United çekişmesidir. Ve bu rekabetlerde, zaman zaman bir tarafın eli daha güçlenir. Böyle durumlarda, rotayı çevirecek kırılma anları ya da bunu yapacak bir adam ortaya çıkar. İşte Liverpool’un İngiltere’yi esip kavurduğu yılların sonuna yaklaşırken, tam da zamanında Manchester United için o adam Alex Ferguson olmuştu. Maçın Hakkı ekibinden bir Liverpoollu ezeli rakip Ferguson’u anlatıyor…

Her ne kadar 90’lara kadar futbol adına İngiltere’nin hakimi Liverpool olacaksa da, Ferguson geldiğinde işler Liverpool için pek de iyi gitmiyordu. 1985 Şampiyonlar Ligi finali ve 1986’daki Hillsborough Faciası’nın yaraları da Liverpool için sonun başlangıcı olurken, Ferguson ise 13 kez ligi kazanacak ve Liverpool’u tahtından edecek o takımın temellerini atıyordu. İşte bu devrimle Alex Ferguson çoğu Liverpoollunun nefret ettiği ya da böyle söylediği adam olacaktı. Fanatik bir Liverpoollu olan benim içinse Alex Ferguson, yabancıların deyimiyle bir “guilty pleasure” yani sevmekten dolayı utanç duyduğum adamdı.

İlk Yıllar İlk Nefret

Elbette bu çekişme ve nefret Liverpool taraftarı için 1990’larda başlar fakat ben size 2005’ten sonrası yani benim de gözlemim olan zamanları anlatmak isterim. Yine de biraz öncesine gidelim.

Liverpool için son yıllar, özellikle trajik olaylarla dolu ve zor geçerken, 6 Kasım 1986’da Manchester United’ta değişim rüzgarı esiyordu. O zaman takımın başında olan Ron Atkinson kovulmuş, yerine ise 44 yaşındaki Alex Ferguson gelmişti. Ferguson, geldiği 6 sezonda Liverpool taraftarı ve Kırmızılar için bir tehdit gibi durmuyordu. Her ne kadar iki kez ikincilik görse de 1991-92 sezonuna kadar Manchester United henüz şampiyon olamamış fakat Liverpool bu süreçte 17. ve 18. şampiyonluklarını hanesine yazdırmıştı.

Dananın kuyruğu ise 1992-93 yılında İngiltere liginin meşhur Premier Lig adını almasıyla kopuyordu. Sanki bu değişim, Ferguson’ın Ada futboluna damga vurması için yapılmış gibiydi. İskoç teknik adam, ilk şampiyonluğunu alırken, Liverpool bu seneyi 6.bitirmişti. İngiltere’de ve Manchester United ile Liverpool arasındaki rekabette rüzgar artık başka bir yöne Manchester limanına doğru esiyordu.

Takip eden 12 yılda, yani benim Ada futboluna ve Liverpool’a sevda duyduğum 2005’e kadar Ferguson Kırmızı Şeytanlar’a tam 8 şampiyonluk kazandırdı. Bunların arasında 3 kupa birden kazandığı, 1998-99 yılı da var.

2000’ler

Daha küçük bir çocukken, yeni yeni keşfetmeye başladığım Avrupa futbolunda unutulmaz bir final vardır. Türkiye’de olması sebebiyle, daha bir merak uyandıran, benim de tam olarak izlediğim ilk Şampiyonlar Ligi finali. O meşhur 3-3’lük final… İşte orada gördüğüm kaybetmeme hırsı, mücadele ve taraftar coşkusudur beni Liverpool taraftarı yapan. Daha 10 yaşındayken dedim ben bu takımı sonuna kadar desteklerim diye. Liverpool için rüya gibi bir akşam olsa da işler İngiltere’de öyle pek de rüya gibi geçmiyordu Liverpool için. Ferguson’ın öğrencileri her ne kadar 2 senedir şampiyon olmasa da Liverpool’un ensesinde 15 şampiyonlukla geliyorum diyor, rekabet artık bu iki takım arasında değil de Arsenal ile Manchester United arasında deniliyor, Chelsea denilen orta sıra takımı ise yeni başkanı ve belki de önümüzdeki birkaç yıla damga vuracak hocası ile futbol resitali yapıyordu.

İşte öylesine zor geçecekti önümüzdeki 10 yıl. Liverpool bir “winner” olmaktan çok uzaktı artık. Şampiyonlar Ligi kupasından sonra yarı finaller hatta final de görmesine rağmen Avrupa’da da kayıp giden bir yıldızdı. Ferguson ise tam tersi, yükseldikçe yükseliyordu.

İşte o zamanlar daha da heyecanlıydık futbol adına. Her gencin olduğu gibi, hangi takımı tutuyorsak diğerini kötülüyor, bahaneler buluyor, dalga geçiyorduk. O yaşta bile Ferguson’a diyecek sözüm yoktu aslında. Bir adam nasıl bu kadar farkı açmış olabilirdi? Liverpool’un laneti miydi bu adam? Adını sanını duymadığımız, belki de o olmasa duyamayacağımız adamları yıldızlaştırıyor, normal topçulardan anormal kadrolar ve anormal başarılar çıkarıyordu. Belki öyle skor olarak fark yenilen ya da Liverpool’u hezimete uğratan bir maç olmamıştı United’a karşı ama o her kupayı profesyonel bir bilgisayar oyuncusu gibi tek tek topluyorken, biz bu sene Şampiyonlar Ligi’ne nasıl gideriz hesabı yapıyorduk. Ne kadar tırnakları kemirtse de her zaman saygı duyulası bir bakışım oldu işte bu yüzden. İşte bu yüzden onu yendiğimiz her maç ayrı bir keyifti. En kötü yıllarında Liverpool’un kazanılacak birkaç kupadan daha da keyifliydi bazı maçlar.

veda

Nasıl gelişi hem Liverpool hem de Manchester United için bir devrimse, gidişi de aynı büyüklükte bir devrimdi iki takım içinde. Yok yok, bu adam kesinlikle Liverpool’a büyü yapmıştı. Bir adamın emekliliğini açıklamasını takip eden sezon kıl payı şampiyonluk kaçırdı Liverpool. Ardından yapılanmaya gitti. Jürgen Klopp ile yeni çağını başlattı 2 Şampiyonlar Ligi finali gördü, birini kazandı. Ve ardından 30 yıllık hasretini dindirdi. Şimdi tabiki bütün bunları sadece Alex Ferguson’a bağlayamazsınız fakat futbolda uzaktan baktığınızda böyle büyülü ve ilginç tablolar görebilirsiniz.

Evet, hem yıllar sonra gelen şampiyonluğa, hem de yükselen Liverpool’a sevindik. Manchester United’ın bu aşağı sıralardaki hali de bir taraftar gözünden beni pek üzmüyor. Yine de benim içimde kalan iki şey oldu bu geçen yıllarda. Birincisi keşke Gerrard da şampiyonluk görseydi. Diğeri de keşke sen görevdeyken bir şampiyonluk gelseydi Sir. Yine de sana karşı alınan zaferler ve dünya futboluna kattıkların için teşekkürler Ferguson. Sen benim hep en saygı duyduğum rakip teknik direktörü olarak kalacaksın.