Chelsea – Lıverpool (20.09.2020)

Chelsea 0 – 2 Liverpool

Haftanın maçında Premier Lig’in son şampiyonu Liverpool, Stamford Bridge’de ligin transfer şampiyonu Chelsea karşısına çıktı. Geçen sezon beri sürtüşmelerine sıkça şahit olduğumuz Klopp ve Lampard, şüphesiz bu maçı kazanıp hem kişisel rekabette hem de lig yarışından birbirlerine üstünlük kurmak istiyordu.

ilk yarı

Beklendiği gibi yoğun bir taktiksel mücadeleye sahne olan maçta, Chelsea oldukça kontrollü bir oyun anlayışıyla sahaya çıktı. Rakibinin silahlarını çok iyi analiz eden Lampard, hücumcu bek olarak bildiğimiz Marcos Alonso’yu ilk yarı boyunca neredeyse hiç ileri göndermedi. Karşısında Liverpool’un öldürücü ikilisi Trent-Alexander Arnold ve M.Salah olduğu düşünülürse Lampard’ın bu tercihinin oldukça akıllıca olduğunu söylemek mümkün. Aynı zamanda bu kanatta Werner’in de sürekli defansına yardıma gelmesi ilk yarıda Salah ve Arnold etkisini büyük ölçüde kırmayı başardı. Öte yandan Lampard’ın bir başka tercihi de –en azından maçın henüz başlarında- takımını asla hızlı hücumlara yönlendirmemek oldu. Chelsea kazandığı bütün toplarda önce topa basıp, kontra atak yerine set oyunu oynamayı tercih etti. İleri uçta Havertz – Werner ikilisinin değişerek oynadığı bir yapıda set oyunundan istediği verimi alamayan Lampard, dakikalar ilerledikçe bu tercihinden vazgeçerek hızlı ataklarla Liverpool kalesini yoklamayı düşündü.

Özellikle Werner’in oldukça etkili oynadığı maçta Chelsea Alman oyuncuyu sık sık Liverpool defansının arkasına kaçırmak istedi. Zaman zaman bunu başarmaya çok yaklaşan Maviler kim bilir orta sahası son paslarda biraz daha hızlı ve becerikli olabilse belki de Maviler soyunma odasına skor üstünlüğünü alarak gidebilirdi.

Öte yandan Liverpool ise maça Gomez ve Matip’in yokluğunda Van Dijk-Fabinho stoper tandemiyle başladı. Maçın henüz başında Werner tarafından çok kolay geçilen Fabinho, çok hızlı bir şekilde toparlanarak bir orta saha ne kadar oynayabilirse o kadar iyi bir kesici stoper performansı sergiledi. Chelsea’nin oyunu daraltma isteğine karşın Liverpool ise oyunu kanatlara yayarak alanı genişletmeye çabaladı. Zaten iki süper bekinin varlığıyla uzun süredir bu şekilde oynayan Klopp’un öğrencileri, Lampard’ın henüz oturmamış takımı karşısında da bunu denedi.Buna ek olarak Chelsea defansına önde baskı uygulayan Liverpool, hem Kepa’nın olası bir sakarlığından yararlanmayı hem de Mavilerin set oyununda rahat top çıkarmasını engellemeye çalıştı ve bunda da gayet başarılı oldu. Ancak özellikle ilk yarıda Klopp’un, Chelsea’nin kompakt savunması karşısında istediklerini tam olarak gerçekleştirdiğini söylemek zor. İlk yarı boyunca Kepa’nın ikinci yarıdaki performansının fragmanını gösterircesine yaptığı hatadan Mane ile yararlanamayan Liverpool, Salah’ın ve Henderson’un ayağından da pozisyonlar buldu ancak bunların hiçbiri yüzde yüzlük gol fırsatları değildi.

Maçın kırılma anı ise 45+1. dakikada Christiansen’in Mane’yi düşürmesi sonucu gördüğü kırmızı kart oldu. İlk yarı Liverpool’u görece durdurmayı başaran Lampard için bu kırmızı kart maçı bitirdi dersek yanlış olmayacaktır.

İKİNCİ YARI

(Pic by Propaganda)

İkinci yarıya Havertz–Tomori değişikliğiyle başlayan Chelsea’ye karşı Klopp yeni transfer Thiago’yu Henderson yerine oyuna soktu. İkinci 45 dakikanın başlangıç düdüğüyle birlikte maçın hikayesinin ilk yarıdan çok daha farklı olacağı belli oldu. Agresif bir baskıyla Chelsea’yi kendi yarı sahasına hapseden Liverpool, Thiago’nun pas oyununa getireceği akıcılık ile boşluklar bulmaya çalıştı. Bu çabalarının meyvesini hemen alan Liverpool, Salah-Firmino-Mane’nin derslik organizasyonunda Mane ile golü buldu.

Skor üstünlüğünü aldıktan 4 dakika sonra, adeta ‘’siz istediğiniz kadar ön tarafa transfer yapın ben aslan gibi (!) buradayım’’ diyen Kepa’nın ikramını geri çevirmeyen Mane hem kendisinin hem takımının ikinci golünü atarak maçı bitirdi. Bu dakikadan sonra Liverpool çok rahat bir şekilde adeta yeni transfer Thiago’yu takıma ısındırmak için oynarken, Chelsea adına Werner’in kişisel çabası dışında bir aksiyona şahit olamadık. Öyle ki 67. dakikada Mount, Liverpool kalesini yokladığında bu Maviler’in maç boyu çektiği ikinci şuttu…

Werner’in bireysel gayretiyle Chelsea 73.dakikada penaltı kazandığında, acaba maçın temposu yükselir mi, Chelsea maça ortak olabilir mi diye düşünenlere dur diyen isim penaltıyı kurtaran Alisson oldu. Jorginho gibi bir penaltı ustasının vuruşunu çıkaran Alisson büyük takımlar için kalecinin anlamını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu pozisyonun ardından oyundan tamamen kopan Chelsea karşısında maçın sonlarında çok net fırsatlar yakalayan Liverpool Wijnaldum ve Mane ile bunlardan yararlanamayınca maç Liverpool lehine 2-0 sona erdi. Son şampiyon çok zor bir maçtan 3 puan çıkararak 2’de 2 yaparak lige başladı.

Maçın Hakkı

(Transfermarkt.com)

Maçın Hakkı’nı veren oyuncu konusunda çok gidip gelsem de Mane tercihini yaparken içim rahattı. Özellikle Werner’in tek kişilik performansı takdire şayan olsa bile Mane, Liverpool için yine her zamanki gibi fark yaratan oyuncu oldu. Doğru zamanda doğru yerde olmasıyla, kritik anlarda sorumluluk alıp sahneye çıkmasıyla ve mücadelesiyle maçın hakkını sonuna kadar veren Mane, hem bu payeyi hem de alkışı sonuna kadar hak etti.