Galatasaray-Fenerbahçe (27.09.2020)

Galatasaray 0 – 0 Fenerbahçe

Galatasaray ve Fenerbahçe 394. randevuda bu kez oldukça erken bir fikstürde karşı karşıya geldi. Bu sezonun transfer şampiyonu olarak kadrosunu sil baştan kuran Sarı-Lacivertliler, seyircisiz maçta lige oldukça formda giren Galatasaray’a konuk oldu.

ilk yarı

Maç kadroları açıklanmadan hemen herkes Galatasaray’dan ziyade Fenerbahçe’nin nasıl bir 11 ile sahaya çıkacağını merak ediyordu. Kadrolar açıklandığında ise Fatih Terim’in ‘’ideal’’ kadrosunu bozmadığı, Erol Bulut’un ise Sosa, Tisserand ve Deniz’e başlangıç kadrosunda yer verdiği görüldü. Başlama vuruşundan itibaren iki takımda artık derbilerde görmeye alışık olduğumuz şekilde dengeli bir oyun anlayışını benimsedi. Galatasaray’ı çok iyi analiz eden Erol Bulut defans bloğu ve orta saha arasındaki mesafeyi daraltınca Sarı-Kırmızılılar rakip sahada boşluk bulmakta zorlandı. İleride baskıyı Taylan ve özellikle Luyindama’nın üzerinde yapan Fenerbahçe böylelikle topla çıkan Marcao yerine onun pas kanallarını kapayarak akıllıca bir karar daha verdi. Maçı rakibin oyununu bozmaya yönelik olarak çok doğru planlayan Erol Bulut karşısında Fatih Terim ise klasik planının dışına çıkmamayı tercih etti. Ancak hem Fenerbahçe’nin aldığı önlemler hem de Saracchi’nin yokluğunda Linnes’in orayı dolduramaması sebebiyle bu plan bu kez işlemedi. Buna rağmen Galatasaray önce dakika 7’de Taylan’ın şutuyla sonra ise Arda, Linnes ve Feghouli ile Fenerbahçe’nin maç boyu yaratamadığı tehlikeleri yaratmayı başardı. Bir başka ifadeyle oyun Fenerbahçe’nin istediği gibi oynansa da tehlikeler yaratan Galatasaray oldu. Ancak bu tehlikelerin çoğu Galatasaray’ın planından ziyade ön alan oyuncularının bireysel becerileri kaynaklıydı. Fenerbahçe’de ise durum tam tersiydi. Erol Bulut’un oyun planı birçok kez rakip ceza sahasında Sarı Lacivertlilieri topla buluştursa da hücum oyuncularının formsuzluğu-kalite eksikliği skorun değişmemesine neden oldu.

fotomac.com

Özellikle Gökhan ve Caner ile kanatları domine eden Fenerbahçe’de Valencia Luyindama ile savaşmak dışında hiçbir şey yapamadı. Eğer Samatta birkaç hafta önce transfer edilmiş olsa durum daha mı farklı olurdu diye düşünen Fenerbahçelilerin sayısı sanırım hiç de az değildir. Hikayesi böyle yazılan ve dengede giden ilk yarıda akılda kalanlar ise Altay’ın kurtarışları ve Fenerbahçe’nin doğru oyun planı oldu.

ikinci yarı

İkinci yarıda ise oyun tamamen Fenerbahçe’nin eline geçti. Maça çok hızlı başlayan Sarı-Lacivertliler önce Valencia sonra ise ceza sahasına girdi sonra ise Deniz Türüç ile gole çok yaklaştı. İlk yarının başarılı isimlerinden Gustavo’nun orta saha hakimiyetini Ozan’ın da desteğiyle tamamıyla takımı lehine almasından sonra Galatasaray sadece hızlı hücumlarla rakip sahaya gidebildi. O ataklarda da Feghouli’nin gününde olmamasının bedelini ödedi Sarı Kırmızılılar. 65’te Arda’nın şutunda sahneye çıkan Altay ise bu maçta bu kalede gol yenmeyecek dedi adeta. Emre Kılınç’ın ilk derbi heyecanının altında ezilmesi de yine Galatasaray için günün kötü haberlerinden biriydi. Buna rağmen benimsediği oyundan vazgeçmeyen Terim, Bulut’un Samatta hamlesinin karşısında bilindik Diagne-Babel değişikliklerine bir de Etebo’yu ekledi. Taylan’ın yanına gelen Etebo başarılı oyuncuyu biraz olsun rahatlattı ve Galatasaray belki de ikinci yarı boyunca ilk kez topa sahip olabildi. Samatta değişikliğiyle de rakip kalede istediği pozisyonları bulamayan Fenerbahçe’ye kanat oyuncularının yer değiştirmesi, Ozan’ın içe attığı koşular da çare olamadı. Böylelikle derbi tarihimiz bir sessiz derbiye daha şahitlik etti. Üstelik buna tribünlerdeki sessizlik de eklenince Ali Sami Yen izleyenler için seyir zevki düşük bir mücadeleye sahne oldu.

maçın hakkı

Maçın Hakkı, sezona fırtına gibi bir giriş yapan Galatasaray’ı kendi evinde durdurabilen Erol Bulut’un. Bulut her ne kadar hücum oyuncularını etkin kullanmanın yolunu bulup skor üstünlüğünü almayı başaramasa da Galatasaray’ın ürkütücü hücum gücünü kırmayı başararak derbinin kazananı oldu.