Chelsea – Sevilla (20.10.2020)

Chelsea 0 – 0 Sevilla

Futbol severlerin deyim yerindeyse altın kasesi olan Şampiyonlar Liginin ilk haftasında Chelsea ve Sevilla karşı karşıya geldi.

ilk yarı

İki takımın da topa sahip olmayı seven oyun tarzına sahip olduğunu biliyorduk. Açıkçası bizler için seyir zevkinin yüksek olduğu bir karşılaşma beklerken ilk yarı adeta bir Galatasaray Fenerbahçe derbisi edasında, iki takımın da kaybetmek istemeyen ve bir birini tartan oyun anlayışıyla daha çok orta saha mücadelesi ile geçen bir ilk yarı izledik.

dailymail.co.uk

Sevilla ilk yarının tamamında topa daha fazla sahip olan, defanstan pasla çıkan, merkez orta sahada üzerine gelen Chelsea baskınını 3-4 pasla kırıp oyunu genelde Jesus Navas’ın kanadına doğru genişleten bir anlayış içerisinde oynadı. Tahminlerin aksine Chelsea’nin topa sahip olmasını beklerken, Mavileri daha dikine bir şekilde topu mümkün olduğunca Pulusic ve Werner’e doğru oynarken izlemiş olduk. İlk yarı özelinde Chelsea ileri uçta topu tutmakta zorlansa da Kai Havertz’in oyun anlayışı sayesinde bu sorunu 30. dakikadan sonra çözmüş gibi görüldü. Ne kadar orta sahanın bir parçası gibi oynasa da içgüdüsel olarak forvet gibi davranan Havertz’in oyun kurulumuna yardım etmesiyle Sevilla’nın ilk 30 dakikalık hakimiyeti eşitlendi.

Peki Sevilla bu hakimiyeti nasıl kurdu ? Tabi ki de tanıdık bir isim olan Fernando ve Rakitiç’in pas kabiliyeti sayesinde. Ön tarafı gençlerden oluşan ve bu sayede bitmek bilmeden baskı yapan Chelsea’nin bu baskısını doğru ve kaliteli paslar ile kırıp oyunu geniş alana yayması sayesinde ilk 30 dakika oyun Sevilla’nın mutlak hakimiyeti ile geçti. Chelsea, daha sonrasında oyunu eşitlemeye başarsa da ilk yarı iki takım için de 0-0 eşitlikle bitti.

ikinci yarı

Aslında ilk yarıyı izlemeyenlerin hiçbir kaybının olmadığı bir maçtı. Çünkü ikinci yarı ilk yarının iki takım için de 5’er metre daha geniş alanda oynandığı bir oyundu. İlk yarı için dediğim tam bir “Galatasaray – Fenerbahçe derbisi” tabiri ikinci yarı da devam etti. İki takım da taviz vermedi, iki takım da kaybetmek istemedi. Önemli nokta bu KAYBETMEK İSTEMEDİLER! Şampiyonlar Ligi’nin yazılı olmayan kuralı olan “kazanamıyorsan kaybetme” mottosu sanırım bu maç için söylenmiş olsa gerek. İki takım da 90 dakika boyunca çok fazla efor sarf edip maçı bırakmasalar da açıkçası isim olarak çok şey vaad eden ve sonuç olarak az pozisyonlu ve iki takımın birbirini orta sahada alt etmeye çalıştığı bir mücadele izledik. Açıkçası hem Lampard hem de Julen Lopetegui‘den daha cüretkar hamleler beklerdim lakin grubun iki favorisinin ilk maçı kayıpsız geçmesini anlamak mümkün. Lakin izleyenlerin beklentisini karşılayamayan bir maç olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bu grup sürprizlere gebe gibi duruyor benden söylemesi.

Maçın Hakkı

eurosport.com

Maçın hakkını İvan Rakitiç’e veriyorum. Özellikle ilk yarı Chelsea’nin iç saha oyununu tamamen tersine çevirip Sevilla’nın maça çok sağlam başlamasını sağladı. Fernando ile olan uyumu gerçekten görülmeye değer. Ayrıca fizikli Chelsea orta sahasına karşı asla geri adım atmadı.