Hatalardan Ders Çıkarmak: Comolli’den Emre’ye Ali Koç Projesi

Geride bıraktığımız beş sezonda transfer dönemlerini çoğunlukla kendi standardının altında geçiren Fenerbahçe, bu sezon Emre Belözoğlu ve Ali Koç önderliğinde radikal kararlar alarak eski şaşalı transfer dönemlerine nazire yaparcasına bir süreç geçirdi. Hatalarından ders çıkarmış gibi görünen Başkan Ali Koç ve ekibi, Terraneo ve Comolli gibi iki sportif direktör faciasının ardından sportif direktörlük pozisyonu için en doğru ismi aradı. Bu doğrultuda yol kaptan Emre Belözoğlu’na çıktı. Emre’nin desteğiyle yeni takımın temelleri sezon başında atıldı. Harcama limitleri, UEFA Finansal Fair Play koşulları ve takımın içinde bulunduğu borç batağına rağmen Sarı Lacivertliler başarılı bir transfer dönemi geçirmeyi başardı. Peki bu süreç nasıl gelişti? Ali Koç’un transfer dönemleri özel dosyamız sizlerle…

DERS ÇIKARILACAK HATALAR

Başkan Ali Koç’un 5 Haziran 2018’de göreve başladığından beri dilinden düşürmediği ana kavram her zaman “vizyon” oldu. Kendisi sadece Fenerbahçe’ye değil Türk futboluna yeni bir soluk getirmeyi planlıyordu. Yurt dışında başarılı onlarca örneği olan “Sportif Direktörlük” pozisyonuna inancı son derece kuvvetli olan Koç, takımı Fenerbahçe’de de bu yapıyı kurmak için kolları sıvadı. Zamanında Tottenham ve Liverpool gibi İngiliz futbolunun önde gelen takımlarında başarılı dönemler geçiren Damien Comolli, Ali Koç’un ilk tercihi oldu.

Futbol şubesi kendisine emanet edilen Comolli, bu emanete açıkçası hiç de iyi sahip çıkamadı. Fenerbahçe onun döneminde ne gelen oyunculardan verim alabildi ne de göndermek istediği oyuncuları istediği ekonomik şartlar altında gönderebildi. Başarısız transfer operasyonları üzerine teknik direktör Philip Cocu ile alınan kötü sonuçlar da eklenince Ali Koç’un başkanlığının daha ilk senesinde başarısız olduğu görüşü futbol çevrelerinde hızla yayılmaya başlamıştı. Bu dönemde gelen oyunculardan sadece iki isim olumlu etki yaratmayı başardı onlar da Makedon Rabotnički ekibinden transfer edilen 18 yaşındaki genç potansiyel Eljif Elmas ve Cocu’nun kendi inisiyatifiyle takıma kazandırdığı bir diğer genç yıldız Ferdi Kadıoğlu idi.

İlk sezon başarısızlıklarla dolu geçince bütün Fenerbahçe taraftarları gözlerini yeni sezona dikmişti. 2018-2019 sezonu daha tamamlanmadan, taraftarın da büyük isteği ve baskısıyla takımın başına gelen Ersun Yanal önderliğinde nispeten daha iyi bir transfer sezonu geçiren Sarı Kanaryalar, şampiyonluk parolasıyla sezona iyi bir giriş de yapmıştı. Comolli’nin etkinliğinin yok denecek kadar azaltıldığı bu süreçte, takıma Luiz Gustavo, Vedat Muriqi, Altay Bayındır ve eski takımına dönen kaptan Emre Belözoğlu gibi önemli isimler katılmıştı. Tüm bu transferlerde Fransız direktörden ziyade Ersun Yanal ve bizzat Ali Koç’un imzası vardı.

İyi giriş yapılan sezonda haftalar ilerledikçe bu sefer de kadro derinliğinin eksikliği hissedilmeye başlandı. Fenerbahçe, sakatlıklar sonucu takımdan ayrı kalan isimlerin yerini hep devşirme oyuncularla doldurmak zorunda kaldı. Bu personel eksikliği Fenerbahçe’nin bir sezona daha erken havlu atmasını sağlayacak olayların da bir nevi ateşleyicisi oldu.

goal.com

Büyük umutlarla gelen Ersun Yanal sezonun sonunu göremeden takımdan ayrıldı ve inisiyatif, yardımcı antrenörlerle beraber “de facto” olarak Emre Belözoğlu’na kaldı (ki aynı isim bir sonraki sezonun kadrosunun baş mimarı olacaktı). 19-20 sezonunun transfer bakımından en olumlu gelişmesi ise 1 milyon Euro altında bir ücrete takıma dahil olan Eljif Elmas’ın sadece bir sezon oynamasına karşılık Napoli’ye 16 milyon Euro bonservis bedeliyle satılması oldu.

TECRÜBENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI

2020-2021 sezonunun başında Fenerbahçe ve özellikle Ali Koç için tehlike çanları daha önce olmadığı kadar şiddetli çalıyordu aslında. Pandeminin de etkisiyle dibi gören futbol sektöründe bütün takımlar kötüye giden ekonomilerini düzeltmek için bin bir türlü yol arıyorlardı. Özellikle ligimizdeki takımların zaten berbat durumda olan ekonomilerini iyice yıkan bu küresel salgın süreci kimse için iyi bir gelecek vadetmiyordu. Büyük kulüplerimizin hepsi gittikçe battıkları bir borç batağındaydılar. Bütün bunlara bir de federasyonun açıkladığı harcama limitleri eklenince kimse Fenerbahçe’nin bir oyuncuyu bile rahat rahat kadrosuna katabileceğini beklemiyordu.

dailysabah.com

Fakat hatalarından ders çıkaran Ali Koç ve ekibi bu sefer yanlış yapmamaya kararlıydı. Öncelikle borçlar her geçen gün artarken başkanın yaptığı en doğru hamlelerden biri yılın başında döviz borçlarının büyük kısmını Türk Lirası’na çevirmek oldu. Sadece bu iktisadi hamleyle takım milyonlarca Euro zarardan bir ölçü de olsa kurtulmayı başardı. Yönetimde kadrosunda da doğru işlere imza atıldı; Selahattin Baki futbol şubesinin başına getirildi. Üçüncü yılına giren Ali Koç’un en doğru hamlesi ne oldu diye soracak olursanız eğer sorunun cevabı çok basit. Emre Belözoğlu’nu takımın futbol aklı yaptı ve adeta anahtarı kendisine teslim etti. Bu hamle Fenerbahçe’ye (o kadar borç ve zorluğa rağmen) son sezonların en görkemli transfer sezonunu geçirtti.

ALO? BEN EMRE AĞABEYİN

theworldnewplatform.net

Başakşehir’de geçirdiği 4 başarılı sezondan sonra kaptanı olduğu eski takımına son bir sezon daha futbol oynayıp şampiyon olmak hedefiyle gelen Emre Belözoğlu, şampiyonluk hedefinde başarılı olamasa da çok daha farklı çok daha önemli bir role sahip oldu. Inter, Newcastle United ve Atletico Madrid gibi takımların da formasını giyen isim, bütün Avrupa’daki oyuncu pazarına hakim olmasının yanı sıra menajerlerle de iyi bir ağa sahipti. Gittiği takımlarda hiçbir zaman sıradan bir oyuncu olmayan Emre, liderlik rolü sayesinde belki de böyle geniş bir ilişki ağına sahip oldu. Sadece yurt dışı pazarında eli güçlü değildi elbet. Türkiye pazarında da yerli oyuncularla ilişkisi gayet kuvvetliydi. Milli takım kaptanlığı yapmanın ve gerçekten kaliteli bir lider futbolcu profili çizmenin de getirileriyle özellikle kendisinden sonra gelen genç jenerasyon oyuncuların üzerinde de ikna edici bir etkisi vardı kaptanın. Fenerbahçe için, daha önce böyle bir yönetici rolü hiç üstlenmemiş olan Emre’nin nasıl işler yapacağı merak konusuydu. Fakat Ali Koç tereddütsüz biçimde bu “sportif direktörlük” rolünü kendisine vermişti ve beklentiler büyüktü. Takımın atacak son bir kurşunu kalmıştı ve bu sorumluluk Emre’nin olmuştu. Bir başarısız transfer sezonu ve ardından gelecek olan sportif başarısızlık güncel konjonktürde Fenerbahçe’yi içinden çıkılamayacak bir çukura sürükleyecekti.

LİMİTSİZ FENERBAHÇE

Emre Belözoğlu -en azından şimdilik gözüktüğü kadarıyla- bu kadar başarılı bir transfer operasyonuna nasıl imza attı ve girdiği çukurdan Fenerbahçe’yi nasıl uzaklaştırdı?

Harcayacak parası kısıtlı ve limitlere bağlı olan Fenerbahçe’nin çok dikkatli hamleler yapması gerekiyordu, hataya yer yoktu. Böyle bir ortamda işe yeni teknik direktör ile başlandı ve ligimizde Alanyaspor ile Yeni Malatyaspor’da ilgi çekici işlere imza atan Fenerbahçeli eski futbolcu Erol Bulut’u takımın başına getirildi. Transfer operasyonun üçüncü ayağı da böylece belirlenmiş oldu. Ali Koç – Emre Belözoğlu – Erol Bulut.

Eldeki imkanlar (her ne kadar Ali Koç’un vizyonuna ters olsa da) Sarı Lacivertlileri bonservisi elinde olan, yaşı ortalamanın üstünde, kısa vadeli başarı getirebilecek oyunculara itiyordu. Emre de zaten önceliğini bu sezon şampiyonluğa oynamak olarak belirlemişti. Bu kriterler doğrultusunda ligin pozisyonunda en iyi isimlerine yaşa bakılmaksızın yöneldi Fenerbahçe. İlk hamle olarak Fenerbahçe’de daha önce de forma giymiş hatta kaptanlık da yapmış iki isim olan Gökhan Gönül ve Caner Erkin’e imza attırılarak senelerdir çözülemeyen bek sorununun ilk adımı halledilmiş oldu. Geçtiğimiz yıllarda bekleri o kadar vasat kaldı ki Sarı Lacivertlilerin, Emre işini garantiye alırcasına takıma Trabzonspor’un sol beki Filip Novak ve milli sağ bek Nazım Sangaré’yi de dahil etti.

Bir diğer kanayan yara olan stoper mevkii ise milli takım kaptanı Demokratik Kongolu Marcel Tisserand ve Mauricio Lemos ile çözülmeye çalışıldı. Orta sahaya Dimitrios Pelkas ve Mert Hakan Yandaş gibi iki ofansif ağırlıklı, genç, yaratıcı oyuncunun yanı sıra ligimizde yıllarca top oynamış tecrübeli isim Jose Sosa dahil edildi. Hücum bölgesi ise Mbwana Samatta, Enner Valencia, Diego Perotti, Sinan Gümüş, Mame Thiam, Kemal Ademi ve Papiss Cisse transferleriyle adeta baştan kuruldu. Barış Sungur ve İsmail Yüksek gibi genç yeteneklerle de geleceğe yatırım yapan Fenerbahçe kadrosunu bir bakıma sıfırdan kurdu.

Kadro derinliğine önem veren Emre Belözoğlu anlaşılan o ki takımının 40 haftalık bu uzun maratonda devşirme oyuncularla oynamasını istemiyor. Böyle bir ekonomik durumda bu kadar oyuncuyu sadece dört tanesine bonservis ödeyerek kadroya katabilmek gerçekten büyük bir başarı. Tabi ki yapılan alışların yanı sıra Vedat Muriqi’nin 17.5 milyon Euro’ya Lazio’ya satılışı da apayrı bir başarı. Bu başarıların baş mimarı da Emre Belözoğlu.

O SENE BU SENE Mİ?

Hiçbir takım sadece transfer yaparak şampiyon olamaz. Önemli olan kurulan kadroyu en verimli şekilde kullanıp sezon sonunda iyi yerlerde olabilmek. Evet Fenerbahçe yeni futbol yapılanmasıyla beraber transferde iyi işlere imza atıp derinlikli bir kadro kurmayı başardı belki, fakat bu hiçbir şeyin garantisi değil. Bu sezon şimdiye kadar hiç görmediğimiz bambaşka bir sezon olacak. 21 takımla, maç yoğunluğu çok fazla olacak bir yıl bizi bekliyor. Ki daha sezonun tamamlanıp tamamlanamayacağı da belli değil. Bakalım “transfer şampiyonu” Fenerbahçe, lig şampiyonu olmayı da başarabilecek mi?