Türkiye – Hırvatistan (11.11.2020)

Türkiye 3 – 3 Hırvatistan

Milli Takımımız Avrupa Uluslar Ligi karşılaşmaları öncesi hazırlık maçında 2008 Avrupa Şampiyonası’ndan çok güzel hatıralarımızın olduğu Hırvatistan ile karşılaştı. Maçın hazırlık maçı olması dolayısıyla maç analizimde ben de bir hazırlık maçı gözüyle yapacağım değerlendirmelerimi. Baştan söylemem gerekir ki niyetim –hazırlık maçlarının amacına paralel olarak- Millilerin eksiklerini tespit edebilmek. Zaten maçı da skordan bağımsız bu gözle izlemeye çalıştım.

ilk yarı

İlk yarının neredeyse tamamında agresif bir ön alan baskısını tercih eden Millilerimiz bana kalırsa bu anlamda çok da başarılı olamadı. Ön alanda baskı, presli oyun vs. her ne kadar bizim futbol iklimimizde alıcısı çok olan kavramlar olsa da bu oyunu oynamak sanıldığı gibi ‘’koşalım, mücadele edelim, adamlara saldıralım, nefes aldırmayalım’’ şeklinde olmaz. Ön alan baskısı yaparken özellikle savunma hattınızın ve orta sahadaki defansif görevli oyuncularınız çok organize ve konsantre olmaları gerekir. Tam bu noktada Milli Takım’da bu organizasyon şemasını görebildiğimizi düşünmüyorum. Her ne kadar savunma hattımız bana göre Avrupa’nın en potansiyelli birkaç stoperini barındırsa da, bu hattı ne yazık ki orta sahayla destekleyemiyoruz.

haber7.com.tr

Özellikle 1-0 öne geçtikten sonra Hırvatistan’a oyun kurulumunda yaptığımız baskıda pek çok defa Hırvat oyuncular boştaki adamı çok rahat bir şekilde bulabildi. Boştaki adam bulunduğunda ise baskıdan vazgeçerek derine yerleşen Milli Takım savunmasında yine orta sahanın savunmayı yeterince desteklememesinden kaynaklı  pozisyonlar gördük. Cengiz Ünder’in defansa top kazanmaya gelmesi, Cenk Tosun’un defansına yardıma koşması ideal takımlar için çok da istenen görüntüler değil. Zira hücum oyuncuları savunmada bu kadar efor sarf ettiğinde (kondisyonu olağanüstü olan elit sporcular değillerse) hücumdaki efektiflikleri azalıyor.

habertürk.com

Hazır hücumdan bahsetmişken, özellikle Cengiz Ünder’den yararlanma biçimimizin bu maç özelinde oldukça sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Cengiz, bireysel yetenek olarak şüphesiz bu Milli Takım’ın en önemli oyuncusu… Sahada her an bir şeyleri değiştirebilecek, formda bir Cengiz bize çok şeyler katacaktır. Ancak bu demek değildir ki hücumdaki tüm yaratıcılığı Cengiz’in omuzlarına yıkalım. Leicester maçlarında Cengiz’in etkili olduğu bölümlere bakacak olursa kanattan yaptığı koşularla topla buluştuğunu ve yaratıcılığını doğru zamanda tekniğiyle birleştirdiğini görürüz. Lakin özellikle ilk yarıda Cengiz gereğinden fazlaca ‘’yanlış’’ yerlerde topla buluştu. Kanattan içeriye ‘’yerleştirip’’ oyun kurucu görevine büründürdüğümüz genç oyuncuyu bu rolde kullandığımızda, bana kalırsa potansiyelinin çoğunu heba etmiş oluruz. Onun mutlaka Hakan’a, Yusuf’a, takıma adapte olabilmiş (bugünün çıkana kadar en kötüsüydü bence) Orkun’a ihtiyacı var. Onlar da yoksa mutlaka hücum katkısını 90 dakika düzenli olarak verebilen bir sağ beke ihtiyacımız var ki şanslıyız ki o noktada da elimizde Zeki Çelik var.

twitter

Bunun dışında gollere gelecek olursak çok fazla söylenecek bir şey yok aslında. İlk golümüzün geldiği penaltı öncesinde Hırvat savunmasını hataya zorlamayı başarmamız olumluydu. Ancak golden sonra oyunun Hırvatların kontrolüne geçmesi bizim için eksi puan oldu. Hırvatistan özellikle 25’ten sonra alan savunması yapan defansımızın önünde zaman zaman çok rahat top çevirdi. Baskı sonuç vermezse alan savunmasına dönmek bir seçimdi belli ki fakat Hırvatistan gibi yetenekli ayaklar karşısında, birlikte oynama pratiği olmayan bir savunmayla bunu tercih etmek oldukça riskliydi ki özellikle 26’de Mert’in son anda müdahale ettiği pozisyonda risk kendini gösterdi.

Ancak bu pozisyonda oldukça başarılı olan Mert, dakika 32’yi gösterdiğinde oldukça basit bir hata yaparak gole sebebiyet verdi ve Budimir takımı adına beraberliği sağladı.

Golden sonra önemle altı çizilmesi bir başka pozisyonsa dakika 36’da geldi. Topu kapan Nazım, sağ kanattan oldukça etkili bir bindirme yaparak birinci bölgeden üçüncü bölgeye kadar top taşıdı. Nazım’ın bu aksiyonu oldukça güzel olsa da, üçüncü bölgeye geçtiğinde kadrajda sadece Nazım, Cenk ve ters kanatta gelmekte olan Deniz’den başka kimsenin olmaması altı çizilmesi gereken bir durum. Zira Milli Takım’ın oyunun kontrolünü alabilecek rakiplere karşı da bir kontra atak silahı mutlaka olmalı, bu pozisyonlarda çok daha çabuk çoğalabilmeliyiz.

trthaber.com

İlk yarıdaki son gole gelecek olursak da Caner’in maç başından beri birkaç kez denediği kanada paralel paslarından biri yerini buldu ve Deniz Türüç oldukça becerikli şekilde topu sürüp skoru 2-1’e getirmeyi bildi. Bu pozisyonda da yine üçüncü bölgede yeterli çoğunlukta olmadığımızı belirtmem gerekiyor.

ikinci yarı

Ömer BayramCaner ve Yusuf YazıcıMert Çetin değişiklikleri ile başladığımız ikinci yarıda, ilk yarıya dair bahsettiğim defansif sorunlar devam etti. Ceza sahası çevremizde yine çok rahat top çeviren Hırvatlar topu sağ kanada taşıdı ve ters kanada atılan uzun pasta Pasalic’i bomboş şekilde topla buluştur. Bu pozisyonda Pasalic hata yapmadı ve skor 2-2’ye geldi. Dakika 53’te bulduğu bu golün ardından morali de artan Hırvatlar oyunu kontrol etmeye devam ederek 56’da Brekalo ile skor üstünlüğünü de eline aldı. Tüm goller arasında Brekalo’nun attığı bu gol belki de takım savunmasındaki kırmızı alarmın en net şekilde görüldüğü pozisyondu. Brekalo, ceza sahasında o kadar boş kaldı ki, Milli Takım savunması bu pozisyon golle sonuçlanınca uyanabildi ancak.

bursahakimiyet.com

Hırvatların skor üstünlüğünü almalarının ardından silkinen Milli Takımımız reaksiyon vermeyi başardı. Üst üste yenilen iki gol sonrası oyundan kopmamak, bu dakikalar için söylenebilecek en olumlu şey oldu derken 58. Dakikada gözlerimizin pasını silecek bir organizasyon geldi. İlk yarı için bahsettiğim, Cengiz’e Yusuflar lazım tezimi doğrularcasına gelişen pozisyonda oyunu kuran Yusuf, topu Cenk’e bıraktı. Cenk, ben de Premier Lig futbolcusuyum dercesine önceden nefis hareketlenen Cengiz’e topuğuyla bıraktı ve Cengiz de golü yaparak beraberliği sağladı. Gollerimiz arasından bu gol, bizim daha çok yapmamız gereken, daha çok görmek istediğimiz gol oldu.

Maça denge geldikten sonra  Hırvatistan hazırlık maçlarının ruhuna uygun olarak 5 oyuncu değişikliği yaparken, Şenol Güneş de 2 değişiklik yaparak maçta toplam 17 oyuncuya görev vermiş oldu. 3-3’ün ardından iki takım da mutlak gol pozisyonlarına girememiş olsa da Yusuf gibi bir oyun kurucunun maça etkisi net şekilde görüldü. Öte yandan Modric ve Perisic gibi yıldızlarını oyuna sokan Hırvatistan da topu kullanmada etkili olsa da kalemizde ciddi bir tehlike yaratamadı.

Maç beraberlikle biterken eğer dersleri doğru çıkarabilirsek çok faydalı bir hazırlık maçı oynadığımızı düşünüyorum ben. Defansif zafiyetlerimizin kırmızı alarmını, ofansif planlarımızı doğru kurmamız gerektiğini gördüğümüz bol gollü bir maç izlemiş olduk.

Maçın Hakkı

fanatik.com.tr

Maçın Hakkı bana göre Hırvatistan adına oyunu şahane yönlendiren Pasalic’in. Atalanta’nın yıldız orta sahası 25 yaşına rağmen çok üst düzey bir oyun olgunluğuna erişmiş. Gasperini’nin tedrisatından geçen Pasalic, bu maçta Milli Takımımızın orta saha zafiyetinden o kadar ustaca yararlandı ki, böyle performanslarda rakiplerin nasıl cezalar kesebileceğinin örneğini verdi. Attığı gol ise performansını taçlandırdı. Gönül isterdi ki bu performansı bize karşı gösteremesin fakat Pasalic’in hakkı Pasalic’e.