Türkiye – Rusya (15.11.2020)

Türkiye 3-2 Rusya

Uluslar Ligi G Grubu karşılaşmasında Milli Takım, Rusya’nın karşısına çıktı. Rakibin 10 kişi kalmasının avantajını iyi kullanan Milliler, Uluslar Ligi’ndeki ilk 3 puanını aldı.

ilk yarı

Rusya’da oynadığımız karşılaşmada bize en fazla sorun çıkaran isim olan Dzyuba’nın olmadığı maçta Milli Takımımız, ideale yakın bir kadroyla sahadaydı.

Hırvatistan’a karşı oynadığımız maça göre daha temkinli bir anlayışı benimseyerek başladığımız maçta Şenol Güneş, hafta içinin aksine bu kez önde baskıyı tercih etmedi. Uluslar Ligi karşılaşmalarında sakarlıklarına sıkça şahit olduğumuz Rusya savunması, baskı görmemenin de etkisiyle oldukça rahat oyun kurdu ve Rusya maçın ilk bölümünde sahanın mutlak hakimi oldu.

Millilerin oyuna girmekte zorlandığı bu bölümde ön alan baskısını oldukça iyi yapan Rusya, önce dakika 8’de kalemizde ilk ciddi tehlikesini yarattı. Rusya baskısından çıkmakta zorlanan takımımız bunun faturasını ise dakika 11’de ödedi. Merih’in baskıda kaybettiği topta Çerişev’in tekte dokunuşuyla kalemizde gördüğümüz gol, Rusya’nın kurduğu iyi planın mükafatı oldu.

Bu golün ardından da reaksiyon gösteremeyen Milli Takım maçın kontrolünü bir türlü alamadı. Özellikle sol kanatta; Kenan Karaman’ın Cenk’e destek atmak için içeri girmesi, Hakan’ın onun boşalttığı sol kanadı kullanması ve Okay’ın da orayı doldurmaya gelmesi özellikle hücumda bir türlü organize olamadığımız bir karmaşaya neden oldu. Savunma anlamındaysa orta sahada direnç koyamadığımız gibi tıpkı Hırvatistan maçının ilk yarısındaki gibi en olmaması gereken şeylerden biri oldu ve Cengiz’i geriye koşturmaya başladık. Böylelikle Cengiz kozumuzdan yararlanma olasılığımız gittikçe azaldı.

Ancak 15. dakikadan sonra özellikle Hakan’ın oyun kurulumunda çok daha etkili olmaya başlamasıyla Milli Takımımız silkelenmeyi başardı. Hakan, ülkemizde çok fazla ve ”gereksiz” eleştirildiğini düşündüğüm bir isim. Milliler eğer hücum organizasyonlarını çeşitlendirmek istiyorsa bu konuda Hakan her zaman en büyük silahlarımızdan zira maçın akışını değiştirebilecek yetenekleri var.

Maça ”nihayet” girebildiğimiz dakikalarda Cenk’i defans arkasına kaçıralım derken Tosun Paşa yerde kaldı ve maç o dakikada kırıldı. Semenov’un direkt kırmızı kartla oyun dışı kalmasıyla ilk dakikalardan beri alamadığımız maç tamamıyla bizim kontrolümüze geçti.

fotomac.com.tr

Kırmızı kartın ardından oyundan dramatik bir şekilde düşen Rusya karşısında önce dakika 26’da Caner’in iyi ortasına kafayı vuran Kenan ile beraberliği, sonrasında ise 32’de Cengiz’in yetenek ve kalite kokan golüyle galibiyeti yakaladık. Hem kırmızı kart hem de art arda 2 golün ardından yaşadığı şoku üzerinden atmaya başlayan Rusya, ilk yarının sonlarında gösterdiği dirençle ikinci yarının da kolay geçmeyeceğinin sinyallerini verdi.

ikinci yarı

İkinci yarıya hem skor üstünlüğü hem de rakibin bir kişi eksik olmasının avantajıyla başlayan Milli Takımımız, devrenin ilk dakikalarında kalesinde gördüğü tehlikeyle Rusya’nın hala oyunda olduğunu erkenden görmüş oldu. Bu pozisyondan sonra hala bize gol atabileceklerinin farkına varan Ruslar, 10 kişiye rağmen oyun disiplinini korumayı başardılar. Oyun disiplini demişken bir başka noktaya da değinmek istiyorum. Merih Demiral, Türk Milli Takımı için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu artık herkese kabul ettirmiş durumda. Juventus gibi Avrupa’nın en yetkin savunmacılarını yetiştiren bir takımda dahi süre alabilecek meziyetlere sahip. Ancak bana kalırsa mental anlamda kendisini biraz frenlemesi gerekiyor. Zira bu seviyelerde artık genç Merih olarak görmüyor kimse onu. Ondan beklentiler yavaş yavaş birinci sınıftakiler seviyesine çıkarken, sürekli daha fazlasını yapmaya uğraşmamalı. Sağ çaprazda tehlike arz etmeyen bir pozisyonda yerden kayıp sarı kart görmemeli mesela. Niyetinin iyi olduğundan hiçbir şüphem yok ama artık agresifliğini ve aklını birleştirip, görevlerine odaklanmalı. Çünkü bir savunmacı henüz gelişme aşamasındayken sürekli daha fazlasını yapmaya kalkarsa göze batacak hatalar yapabilir. Bu da Merih için bir nazar boncuğu olsun.

sampiy10.com

Maça dönecek olursak Rusya’nın direnciyle başladığımız ikinci yarıda bizi rahatlatacak bir gole ihtiyacımız vardı ve sahneye Ozan Tufan çıktı. Ceza sahasına çok iyi giren Ozan’ın kazandırdığı penaltı, Cenk’in ayağından gol olunca maç artık iyice rahatlar diye düşündük ancak 7 dakika sonra yediğimiz gol skoru 3-2’ye bizi de diken üstünde maç izlemeye getirdi.

3-2’den sonra oyunu kontrol etmek yerine panik emareleri gördüğümüz takımımız, farkı açacak fırsatları kontra ataklarla bulduysa da bir türlü 4. golü atamadık. Buna karşın Rusya ise beraberlik için yüklenmeye devam etti ancak hem savunmamızın gayreti hem de Mert’in sahneye çıkmasıyla buna izin vermedik.

Özetle rahat kazanmamız gereken bir maçı daha zora sokmayı başardık. Ancak neyse ki skor bu sefer bizim lehimize oldu ve böylece 36 yıl sonra gelen Rusya galibiyeti bizi Uluslar Ligi’nde 6 puana ulaştırarak küme düşme ihtimalinden uzaklaştırdı.

maçın hakkı

mynet.com

Maçın Hakkı’nı veren isim olmaya en çok yaklaşan kişi bana göre Cengiz Ünder oldu. Cengiz, o kadar yetenekli bir oyuncu ki maç içi istikrarını sağlayıp doğru bir şekilde kullanılırsa her takıma katkı sağlayabilir. Bugün de özellikle kırmızı kart sonrası üzerine aldığı sorumlulukla belki de maçı bize getirdi diyebiliriz zira sonradan gördük ki Rusya şoktan çıkmadan gol bulmamız hayati derecede önemliydi. Tebrikler Cengo!