Liverpool – Leicester City (22.11.2020)

Liverpool 3 – 0 Leicester

Her geçen gün birer birer eksilmeye devam eden Revirpool ile sezona iyi bir başlangıç yapan üst sıraları hedefleyen Leicester City, Anfield’da karşı karşıya geldi.

ilk yarı

Maç beklenilenin aksine iki taraf için de tempolu başladı. Beklenilenin aksine dememin sebebi Liverpool’un eksikleriyle beraber eski temposunu daha zor yakalaması ve Leicester’ın özellikle büyük maçlarda daha sakin daha kontrollü bir oyunu tercih etmesiydi. Kırmızıların orta sahasına baktığımızda alışılagelmişin dışında Keita ve genç Curtis Jones’ın on bir başladığını gördük. Altı numara pozisyonunda ise Klopp, Wijnaldum’u tercih etmişti.

eurosport.com

Maç daha başlamadan bu orta üçlüye baktığımızda savunma zaaflarının oluşabileceği ancak hücumda da hareketli, etkili, boşluklardan yararlanmaya odaklanma potansiyeli olan bir üçlü olduğunu görüyorduk. İlk yarının başları da bu öngörülerimizi doğruladı. Keita ve Jones’un önde bastığı, orta sahada kazanılan toplarla ileri hızlı çıkan tipik bir Liverpool gördük. Oyuncular değişse de sistemin baki kaldığını kanıtlarcasına bir başlangıç oldu. Orta sahanın hücuma etkisi ilk yirmi dakikada pozisyonları bulan tarafın ev sahibi ekip olmasını da sağladı tabii olarak. Jota’nın Fuchs’a kurduğu üstünlük ve bireysel çabaları da bu dakikalarda gözümüzü doldurdu.

Leicester tarafından baktığımızda ise de hemen daha beşinci dakikadan sonra neredeyse tamamıyla topun arkasında bekleyen, topu rakibe bırakmaktan gocunmayan bir takım gördük. Brendan Rodgers’ın büyük maç oyununa daha yakın bir görüntü çizildi böylece.

mirror.co.uk

Deplasman ekibi tam geriye yaslanmaya başlamış, Kırmızılar etkinliğini arttırıyordu ki 21.dakikada sağ köşeden kullanılan kornerde Evans’ın kendi ağlarını bulmasıyla skor 1-0’a geldi. Daha iştahlı, daha istekli başlayan gole daha yakın görünen Liverpool böylece öne geçmiş oldu.

Golden sonra doğal olarak maçta temponun birkaç kademe düştüğüne şahit olduk. Top yine ev sahibi takımın ayağındaydı fakat bu sefer biraz daha fazla pas yaptılar, biraz daha kontrollü oynamaya başladılar. Bu dakikalarda parantez açmamız gereken iki takım adına da bazı isimler var. Konuk ekip adına bu isim şüphesiz sağ stoper Fofana. Sezonun başından beri yükselen bir form grafiği çizen yeni transfer savunmada çok kritik hamlelerde bulundu. Mané’ye bile birçok kez geçit izni vermedi. Kötü parantezi ise bu süreçte Leicester orta sahasına açmak lazım. Açıkçası isimlerini bile duyamadık kendilerinin. Ataklar da daha çok kanat beklerinden gelişince beyaz formalı takımın orta saha oyuncuları Liverpool’un oyuncuları karşısında sinmiş göründü.

Öne geçtikten sonra da sıkı bir direnç görmeyen, çok fazla pozisyon vermeyen Liverpool kontrollü ve etkili oyununun meyvesini 41.dakikada iki farkla öne geçerek aldı. Arnold’un yokluğunda ‘olsun ben varım’ dercesine soldan harika bir orta kesen Robertson’un topuna kafayı vuran isim ters kanattan ceza sahasına giren isim Diogo Jota oldu. Sezonun flaş transferi takımını 2-0 öne geçirdi.

İlk yarıda ilk beş dakika dışında tamamen ev sahibi ekibin hükmettiği bir maç izledik. Beşli savunma anlayışıyla geride kalabalık görünmesine rağmen Leicester çokça boşluk da verdi. Orta sahadaki oyuncular Tielemans ve Mendy de rakip takımın presinde kaybolunca etkinliğin olmaması kaçınılmazdı.

Liverpool ise eksikliklerine rağmen sistemine sadık kalarak gayet etkili bir oyun ortaya koydu. Zayıf karın sayılabilecek isimlerden biri olan Milner bile sağ bekte etkili oynayınca Kırmızılar adına rahat bir ilk yarı geçti.

İKİNCİ YARI

İkinci kırk beş dakikanın başlangıcının da ilkinden pek bir farkı yoktu. Yine tempolu ve eğlenceli bir devre başlangıcı gördük. Bu sefer Leicester’ın da katılımıyla daha dengeli daha iki yönlü bir maç izledik ikinci yarının başında. 

Revirpool’da bu sefer de Keita sakatlanınca Milner orta sahaya geçmek durumunda kaldı ve zaten esamesi okunmayan Leicester orta sahası bu sefer de fiziksel bir direnç unsuruyla karşılaştı. Gerçi belirtmemiz lazım ki ikinci devre başında konuk ekibin etkinliğinin daha fazla olmasının sebebi geriden oyun kurarken orta saha oyuncularının da bu faaliyete destek olmasıydı. Fakat bu etkinlik çok da uzun sürmedi. Gole yaklaşan taraf yine Mané ve Jota’nın etkili oyunuyla Kırmızılar oldu. Bu iki kanat oyuncusunun etkinliğinin maçta bu derece yüksek olmasının belki de en önemli sebebi beşli savunmada kanat bek kullanan Leicester’ın kendi savunmasının yanlarında verdiği boşluklardı. Bek oyuncuları geriye dönmekte zorlanınca Liverpool’un kanatları da bu boşlukları çokça kullandı ve orta sahanın da ceza sahasına doğru verdiği katkıyla pozisyonları yine buldular. 

guardian.co.uk

Dakika altmıştan sonra iki takımda da yorgunluk belirtileri görünmeye başlamışken konuk ekibin değişikliklerinin maça ciddi etkisi oldu. Cengiz Ünder ve Dennis Praet’in oyuna dahil olmasıyla dörtlü savunmaya dönen Tilkiler, topa daha fazla sahip olmaya ve daha organize ataklar yapmaya başladılar. Orta sahada direnci maçın son üçte birlik kısmında sağlayabilen deplasman takımı bununla birlikte de rakip yarı sahada topla daha fazla oynamayı, rakip kaleye daha yakın olmayı başardı.

twitter.com/ntvspor

Leicester City’nin bu etkinliği 15 dakika kadar sürdü. Zira bir baktık ki dakika yetmiş beşte bile Liverpool takımı karşı takımın kalecisine kadar baskı yapmayı sürdürüyor. Bu yüksek tempolu ve zaman zaman iki takımın da etkili olduğu oyun biz futbolseverlere gerçekten keyifli, eğlenceli bir maç izleme imkanı verdi. Ligimizdeki temposuz ve vasat maçlardan sonra böyle maçları izlemek gerçekten insanı iyi hissettiriyor. Fırsatı olan herkese daha fazla Premier Lig maçı izlemesini de bu vesileyle önermiş olalım.

Maçın bitimine doğru dakika 86’ya geldiğinde biyonik adam James Milner kornerde topu Firmino’yla buluşturdu ve skor 3-0’a geldi. Maçta etkili oynayan ve bir türlü golü bulamayan, direklere takılan Brezilyalı da böylece golünü kaydetmiş oldu. 

Maç da böylece 3-0 skoruyla tamamlanmış oldu ve biz izleyicilerin damağında tadını bıraktı. Keşke bir doksan dakika daha oynansaydı dediğimiz iki takımın da varlık gösterdiği fakat ev sahibi takımın sisteminin farkının öne çıktığı harika bir maç izlemiş olduk.

maçın hakkı

twitter.com/lfc

Werner dururken niye bunu aldık?’, ‘Bu oyuncuya bu kadar para verilir mi?’ gibi soruları sıkça duyduk aslında Diogo Jota’nın transferi sonrası. Kendisi de doğal olarak hemen geldiği gibi on bire dahil olamadı ya da ilk oynadığı maçta acayip bir performans göstermedi belki. Fakat Portekizli yıldız her geçen hafta Jürgen Klopp’un sistemine o kadar iyi uyum sağladı ki eminim şu an birçok Liverpool taraftarı ‘İyi ki Jota’yı almışız.’ diyordur. Attığı golün yanı sıra sürekli ceza sahasına yaptığı katlar, hızlı ataklarda rakibi kolayca ekarte ederek topu taşıması, kanattan içeriye doğru yaptığı ortalar, orta sahada topla buluştuysa ceza sahasına doğru attığı ara paslar… Bu maç Jota kusursuza yakın, gözlerimize bayram ettiren bir futbol oynadı. Firmino direklere takılmasa hanesinde bir de asist gözükecekti ama istatistik inanın bu maç için hiç de önemli değil. Rakip savunmayı adeta domine eden genç yıldız takımının rahat galibiyetinde en büyük payın sahiplerinden biri olmasının yanı sıra taraflı tarafsız bütün futbol severlerin enfes bir maç izlemesinde de en önemli faktörlerden biriydi. Maçın hakkı Diogo Jota’nın.