Olympiakos – Manchester City (25.11.2020)

Olympiakos 0 – 1 Manchester City

Diego Armando Maradona’nın vefat ettiği haberini üzüntüyle aldığımız günde, Tottenham karşısında yıpratıcı bir mağlubiyet alan Manchester City, yaralarını sarmak için Olympiakos karşısına çıktı. Özellikle ilk yarısı oldukça düşük tempoda geçen maçın kazananı City oldu.

ilk yarı

Maça beklendiği gibi mutlak top hakimiyetiyle başlayan City, uzun dakikalar boyunca Olympiakos’a top dahi göstermedi. Henüz dakika 3’te Rodri’nin sert şutunda kaleci Sa topa hakim olduğunda ekran başındaki bizler City’nin bol pozisyonlu bol gollü bir maç çıkarabileceğini düşündü. Ancak dakikalar geçtikçe bu fikrin ne denli yanıltıcı olduğu anlaşıldı.

11 kişiyle topun arkasında kalıp bloklar arasını daraltarak oldukça katı bir savunma anlayışıyla oynayan Yunanistan temsilcisinin aklında zaten City kalesini tehdit etmek yoktu sanki. Top kullandıkları kısıtlı sekanslarda City öyle akıllıca baskı yaptı ki, Olympiakos’un zaten yetenek olarak kısıtlı kadrosu bu baskı karşısında çoğu kez topu City’e teslim etti.

omanobserver.om

Rakibin bu kadar kapandığı bir maçta kilidi açmanın zorluğu elbette herkesin malumu. Ancak City, buna yabancı bir takım değil. Özellikle Guardiola sonrasında seviye atlayan Manchester temsilcisi, geçtiğimiz yıllarda da kapalı savunmalara karşı birçok sınav vermişti. Genellikle bu sınavları başarıyla  geçen ve hatta böyle takımların inadını büyük bir dominasyonla kırmayı başaran Pep’in takımında bu sene ise işler pek yolunda gitmiyor bu anlamda. İlk yarının neredeyse tamamında topun ve oyunun hakimi alan City, bu hakimiyetini bir türlü pozisyonlara yansıtamadı.

Mendy’nin sol kanadı adeta otoban gibi kullandığı ilk yarıda ataklarını bu kanattan geliştiren City, Jesus-Foden-Sterling üçlüsünün değişerek oynadığı hücum aksiyonlarında kaleye gitmekte zorlandı. Bu noktada Jesus’un birkaç pozisyonda bitiricilik anlamında sıkıntı yaşadığını da söylemeliyiz. Artık derine gelen, baskı yapabilen, gol atmanın yanında pozisyon da hazırlayabilen forvetlerin tercih edilmeye başladığı şu dönemde Jesus’un çok daha fazla şey yapması gerekiyor. Zira tüm bunları A+ kalitede yapamayan Jesus’un bir de bitiricilik sorunu yaşaması kendisinin ve takımının geleceği açısından düşündürücü.

theguardian.co.uk

Olympiakos’un merkezi iyi kapatıp City’i kanatlardan oynamaya zorlaması çok kısa bir dönem City’i orta yaparak hücum etmeye zorlasa da Pep’in takımı oyun disiplinini hiç elden bırakmadı. Bu disiplinle topu sürekli rakip ceza sahası çevresinde dolaştıran City öyle net bir şekilde yerleşti ki o bölgeye bir ara Stones bile Olympiakos ceza sahası dışında konumlanmıştı. Buna rağmen bir türlü aradığı pozisyonları bulamayan City’nin imdadına Sterling’in bireysel yeteneği yetişti. İngiliz oyuncu ceza sahasının solundan yaptığı bindirmede topukla Foden’ı şahane gördü ve Foden düzgün bir vuruşla topu ağlara yollayarak dakika 36’da takımını muhtemel bir krizden –en azından skor anlamında- kurtardı.

dailymail.co.uk

Gol sonrasında da ilk yarının tamamında hakim olan temposuz oyun devam ederken City zaman zaman hiç alışık olmadığımız şekilde basit top kayıpları da yaptı. Ancak karşılarında bana göre zaten kazanma ihtimalini hiç düşünmemiş bir takım olduğu için bu basit hatalar –bu maçlık- cezalandırılamadı. İlk yarının son dakikalarında Sterling’in bir şutu ve serbest vuruşunda kaleci Sa başarılı olunca takımlar soyunma odasına 0-1’lik skorla gitti.

ikinci yarı

Manchester City ikinci yarıya ilk yarıya kıyasla daha ‘’arzulu’’ başladı. Rakip kaleye daha tehlikeli biçimde hücum eden İngilizler bu noktada yine bitiriciliklerinin kurbanı oldu.

Öyle ki sanki Manchesterlı oyuncular maç öncesi tüm şutlarını Olympiakos kalecisi Sa’nın üstüne atmaya yemin etmiş gibiydiler. Önce zincirleme savunma hatasında topu önünde bulan İlkay, ardından da neredeyse altı pas içinde Silva ve daha sonra Cancelo müsait pozisyonlarda kaleci Sa’nın kucağına yolladılar topu. Rakibi küçümsemekten mi yoksa beceriksizlikten mi anlayamadığım bu anlarda kenarda Pep Guardiola’da durumdan pek memnun gözükmüyordu.

Oyun kontrolünü skora bir türlü yansıtamayan City karşısında en azından kontra atak yapabilen bir takım olsa, Cityli oyuncular çok ciddi şekilde cezalandırılabilirlerdi. Zira 90 dakika ellerinde tuttukları maçı bir türlü koparamamaları bu seviyelerde bu takımlar için pek kabul edilebilir bir şey değil. Örnek vermek gerekirse 88’de Fortunis, Olympiakos adına maçtaki ilk şutunu çektiğinde top ağlarla buluşsa City 90 dakikasını elinde tuttuğu maçtan 1 puanla ayrılmak zorunda kalabilirdi.

Özetle oldukça sıkıcı ve temposuz geçen maçta City, hafta içi oynadığı Tottenham maçının ardından kalite farkının bu denli yüksek olduğu bir rakibe karşı alacağı yüksek skorlu bir galibiyetle kendine gelme şansını elleriyle itti. Belki maçı kazandılar ancak takım hakkındaki homurtuların ve hoşnutsuzlukların bu maçın ardından da artarak devam edeceği bir gerçek.

Maçın Hakkı

manchestereveningnews.co.uk

Maçın Hakkı’nı veren bir oyuncu bulmakta belki de ilk kez bu denli zorlandım. Ancak yine de gösterdiği çaba ve goldeki büyük payı nedeniyle Sterling tercihi yapılacak en adaletli seçim olacaktı.