Chelsea – Tottenham (29.11.2020)

Chelsea 0-0 Tottenham

Premier Lig’de uzun süredir yenilmeyen iki takımın karşılaşmasında ustayla öğrencisi karşı karşıya geldi. Puan ya da puanların zirveyi etkileyeceği maçta Tottenham, bir puanı hanesine yazdırarak Premier Lig’in zirvesine çıkan ekip oldu.

ilk yarı

Maça kontrollü başlayan iki takım ilk dakikalardan itibaren birbirlerine pozisyon vermemeyi amaçlayarak sağlam bir yapı kurdular. Topu Chelsea’ye vererek hızlı kontra ataklarla gol bulmayı amaçlayan Tottenham karşısında ev sahibi ekip set oyununda Mourinho’nun kurduğu defansta boşluklar bulmaya çalıştı.

dailymail.co.uk

Maviler önde kurduğu baskı hattıyla Tottenham’ın top çıkarmasını engelleyerek atak sürekliliğini sağlamayı hedefledi. Özellikle ilk dakikalarda Dier’a yapılan baskı zaman zaman sonuç verdi ve Tottenham defanstan çıkışlarda sorun yaşadı. Buna karşın Tottenham ise önde baskıyı tercih etmedi. Sağlam defansif yapısını bozmadan, rakibe boş alan vermemek onların birincil hedefiydi. Bu sağlam yapıyı koruduğu müddetçe kapılan toplarla hızlı atak silahını kullanabileceğini Mourinho, planının ilk kez 9. Dakikada işlediğini gördü. Topu kaptıktan itibaren çok seri paslarla Bergwijn’i topla buluşturan Tottenham, Hollandalı oyuncunun çerçeveyi bulamamasıyla skoru değiştirme fırsatını kullanamadı.

İlk 12 dakikada topun mutlak hakimi olan Chelsea ise önceki maçların aksine atak yönü olarak sol tarafı kullanmayı seçti. Bu sezon Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nde izlediğimiz maçlarda JamesZiyech ikilisinin ne kadar etkili olduğundan bahsetmiştik. Ancak Lampard bu maçta o ikiliyi kullanmak yerine genellikle Werner üzerinden oyun kurmayı tercih etti. Bunda Aurier – Son ikilisinin muhtemel defansif zaaflarından yararlanma düşüncesi hakimdi şüphesiz. Keza dakika 11’de Werner’in ofsayt nedeniyle iptal edilen golü ve sonrasında Alman oyuncunun sık sık defans arkasına kaçmayı başarması bu planın elle tutulur bir yanı olduğunu kanıtladı.

trendsmap.com

Özellikle Werner’in ofsayt golünden sonra topu daha çok ayağında tutmaya başlayan Tottenham, maçın belki de en net pozisyonunu Aurier’in şutunda buldu. Aurier’in düzgün vuruşunu çıkaran Mendy, Chelsea taraftarlarının kendisine olan desteğinin hakkını verdi. Bu pozisyonun ve maçın genelinin ışığında şunu da belirtmek gerekiyor. Mourinho’nun dikine hızlı kontra atak futbolunun temelinde yatan şey ezberdir. Gol rekoru kıran Real Madrid’de bu oyununun nirvanasına çıkan Mourinho, oyuncularının hücum setlerindeki pozisyonlarını gözü kapalı bilmesini ister. Günler geçtikçe benim Tottenham’da gördüğüm şey de tam olarak bu. Özellikle hücum bölgesindeki oyuncular birbirlerinin nerede olduğunu o kadar iyi biliyor ki, bu maç özelinde Chelsea’nin orta sahasını bu sayede çok çabuk geçmeyi başardılar her seferinde. Bu noktada bir ismin özellikle altını çizmek istiyorum. Tanguy Ndombele ilk yarı boyunca fiziğini o kadar iyi kullandı ki, iki yönlü orta saha oyuncusunun nasıl olması gerektiğini tanımlayarak takımına orta sahada büyük bir güç kattı.

Tüm bunlara karşın iki takım da aradığı golü bulamadı. Özellikle 15-30 arası düşmeye başlayan tempo Lampard ve Mourinho’nun kaybetmeyi istemediklerini bizlere gösterdi. Ancak 30’dan sonra yukarıda da bahsettiğimiz James Ziyech kanadına da işlerlik kazandırmayı düşünen ve atakları sıklaştıran Lampard’ın ekibi etkili oldu. Bu şekilde devam eden ilk 45 dakikada, yarının sonlarına doğru tempo yükselse de gol sesi çıkmadı ve takımlar soyunma odasına başladıkları gibi girdi.

ikinci yarı

Chelsea ikinci yarıya James – Ziyech ikilisini ana hücum planı yaparak başladı ve özellikle James’in yaptığı ortalarda iki kez Abraham ile gole çok yaklaştı. Tottenham’a orta sahada daha yakın oynamaya başlayan Maviler, kontrolü ilk yarıdan çok daha net bir şekilde eline aldı.

Chelsea’nin oyunun kontrol etmesi karşısında orta sahadan ilk yarıdaki performansını gösteremeyen Ndombele’yi kenara alan Mourinho, top kullanma becerisiyle öne çıkan Lo Celso’yu sahaya sürdü. Bu değişiklikten sonra da sağlı sollu ortalarla Tottenham kalesini yoklamaya devam eden Chelsea istediği pozisyonlara bir türlü giremedi.

standard.co.uk

Yaptığı baskıdan gol çıkaramayınca oyundan düşen Chelsea karşısında Tottenham, dakika 70’den itibaren maçı dengelemeyi başardı. Bu bölümde topla oynayarak rakibinin baskısını kıran Tottenham, hücum üretkenliği anlamında ise kısır görüntüsünü devam ettirdi.

Dakikalar ilerledikçe sırasıyla Giroud ve Pulusic hamleleriyle gol istediği mesajını veren Lampard, bu hamlelerin karşılığını neredeyse hiç alamadı. Buna karşılık 1 puana razı görünen Mourinho ise oyunu tutmaya devam etti. Gol bulmak için rakibin geride bıraktığı alanları ve bir ihtimal yapılacak bireysel hataları kovalamakla yetinen Tottenham, bunun dışında hem ikinci yarıda hem de aslında maç boyunca oyunu rakip kaleye yığamadı.

skysport.com

Dakika 81’de ise maçın en net ikinci pozisyonu neredeyse ilkiyle aynı senaryoda gelişti. Bu sefer ceza sahası yayından topa vuran isim Mount idi, kalede ise Mendy’nin ilk yarıda yaptığı kurtarışa benzer bir şekilde topu çelen Lloris oldu ve Mendy’e sen oradaysan ben de buradayım dedi.

Maçın son 10 dakikasında ise iki takım maç boyunca verdikleri emeklerin karşılığını alabilecek bir fırsat golü aradılarsa da ne yazık ki büyük maçtan gol sesi çıkmadı. Tottenham bu skorla Premier Lig’in zirvesine çıkarak istediğini kısmen de olsa almış taraf oldu.

Maçın Hakkı

trendsmap.com

Maçın Hakkı’nı veren ismi belirlemek için oldukça zor bir maç olduğunu söyleyebilirim. Ancak bana göre 22 futbolcu arasından en öne çıkan isim Tanguy Ndombele oldu özellikle ilk yarıdaki performansıyla. Ancak sakatlanana kadar oldukça başarılı bir performans sergileyen Chilwell’i de plase olarak buraya yazabileceğimizi belirtmek isterim.