Wolverhampton – Chelsea (15.12.2020)

Wolverhampton 2-1 Chelsea

Wolves ve Chelsea’nin karşı karşıya geldiği ve özellikle ikinci yarısıyla tadı damağımızda kalan mücadelede, 3 puana ev sahibi Wolves ulaştı.

ilk yarı

Premier Lig’in bu seneki ilk hafta içi fikstüründe, topu rakibine vererek oynamayı seven iki takım karşı karşıya geldi. Ne kadar geçen sene ki gibi olmasa da Chelsea, bu sene de kapalı savunma yapan rakiplerine karşı üretmekte zorluk yaşıyor.

si.com

İlk düdükten itibaren Wolves’un alışık olduğumuz görüntüsü ile karşılaştık, yani 3’lü savunmaya geri dönüş yapıldı. Son iki haftadır 4’lü savunma yapısından istediği verimi alamayan Nuno Espirito Santo, bu maç 3’lü görünümlü 5’li ile sahaya çıktı. Savunmada ve savunma önünde Semedo hariç stoper orijinli 5 oyuncu oynatan N.E Santo, Chelsea’nin kapalı savunma zafiyetinden yararlanmak istedi. Buna karşılık Chelsea alıştığımız 4-3-3 ile rakibine cevap verdi. İlk yarının başından sonuna kadar hücumda üretim sorumluluğunu sırtına alan Pulisic ilk yarının son 5 dakikasına kadar sol kanatta gösterdiği performans ile adeta sahanın yıldızı oldu. O bölgede Chillwell ve Mount ile kurduğu pas bağlantıları ile Wolves savunmasını oldukça zorladı.

(Photo by Michael Steele/Getty Images)

Timo Werner’i alıştığımız mevkisi olan sol kanat yerine sağ kanatta oynatmayı tercih eden Lampard, takımı için hücumun yönünün sol kanat olduğunu daha maçın başından herkese gösterdi. Peki bu tercihin sebebi neydi? Wolves’un 5’li savunma hattının sağ kanat beki ve sağ stoperi olan Saiss ve Marçal asıl mevkisi stoper olan sert isimler, fakat Wolves’un savunmasının sol tarafı açıkçası takımın aşil tendonu. Çünkü Nelson Semedonun düşük formu -ki geçen hafta 10 kişi kalan rakibine karşı uzatmalarda yaptığı ucuz bir penaltı ile Aston Villa’ya 3 puanı hediye etti- takıma büyük bir zafiyet olarak geri dönüyor. Sol stoper olan Boly ise oldukça ağır bir isim. İlk yarıda çok kez Pulisic hem dar alanda Boly geçmeyi başardı hem de arkasına rahatça sarkabildi. Özellikle bu ikiliyi maden olarak gören Lampard, Werner‘i sağda Pulisic‘i de solda oynatarak sol taraftan Pulisic‘in çizgiden ceza sahasına gönderdiği toplar ile Giroud ve Werner ile etkili olmaya çalıştı. Fakat Chelsea adına aranan gol bir türlü gelmedi. Gole en fazla yaklaştıkları an ise Kurt Zouma‘nın adeta havada asılı kalarak yaptığı kafa vuruşunun direkte patlaması oldu.

Chelsea için ilk yarının hayal kırıklığı ise Kai Havertz oldu. Merkez orta sahada bir kez daha isteneni veremeyen Alman oyuncu, kaleye daha mı yakın oynasa acaba sorusunu sordurttu. İlk yarı Wolves için de hücum anlamında pek parlak geçmese de savunma yönünde takım olarak oldukça başarılı bir iş çıkarttılar.

ikinci yarı

bbc.co.uk

İkinci yarıya Dendoncker Otasowie değişikliği ile başlayan Wolves, ilk yarıda olduğu gibi savunmada kalmayı tercih etti. İkinci yarının henüz başında Chelsea yine kendi sol kanadından gerçekleştirdiği bir hücumda Chillwell’in ortasını muhteşem bir yarım vole ile gole çeviren Giroud ile maçın ilk golünü atmış oldu. İlk yarının ilk 40 dakikası aksine Werner sol kanattaki yerini aldı, sağ kanada ise Pulisic yerleşti. Golden hemen sonra ikinci yarıları beşliyi Premier Lig’de en iyi oynayan takım olan Wolves vitesi artırarak maça tempo olarak ağırlığını koydu.

Bu dakikalarda topa sahip olan ekip her ne kadar Chelsea olsa da maçın temposunu belirleyen takım Wolves idi. 61. Dakikada Fabio Silva ve Adama Traore değişikliğini artan tempo için ideal bir hamle olarak değerlendirebiliriz. Baskı ve tempo karşısında Kante‘yi yalnız bırakan Havertz – Mount ikilisi, takımını da bu baskıdan top çıkarma konusunda eksik bıraktı.

bbc.co.uk

Wolves adeta ikinci yarılarda başka bir takım haline geliyor. İnanılmaz bir tempo ile rakibin boyunu uzatıyorlar. Açık alanı seven oyun yapısı ve oyuncuları için adeta bulunmaz bir fırsat haline getiriyorlar. Kurduğu yoğun baskı sonucu Podence’in harika golü ile beraberliği yakalayan Wolves maçın kontrolünü 61. Dakikadan sonra tam anlamıyla eline aldı. Chelsea’nin 71. Dakikada Havertz ve Kovacic hamlesi de bu dolu dizgin gelen Wolves’a çare olmadı. Çünkü tempo öyle bir hal aldı ki top orta sahada durmuyordu bile, meşhur tabir olan “orta sahalar çabuk geçiliyor” lafı tam da bu an için söylenmiş olsa gerek.

Geçen maça göre oyununu çok üst noktaya çıkaran Semedo ve önünde oynayan Traore bu duruma çok önemli bir katkı sağlasa da galibiyet ateşini yakan isim Podence oldu. 77. Dakikada Chilwellin elinden taç atışı için topu kapma mücadelesi tüm takımı daha da ateşledi. Enteresan olan kısım bu tempoyu soğutmaya çalışmayan Chelsea oldu. Ve malumun ilanı, 90+3te Neto‘nun ayağından gelen gol… Topu uzatmalarda depar ile 30 metre taşıyıp, harika harika bir vuruş ile skoru belirledi. İlk yarısı farklı ikinci yarısı farklı bir maç izledik. Açıkçası özellikle ikinci yarısının tadına doyum olmayan, tempolu, gollü, mücadeleli çok keyifli bir maç oldu.

Maçın Hakkı

guardian.com

Pulisic ilk yarı ne kadar harikalar da yaratsa, Podence bir gol atıp galibiyet ateşini de yaksa Maçın hakkı harika oyununu galibiyeti getiren gol ile süslemeyi başaran Neto’ya gidiyor. Tebrikler Neto!