Liverpool – Tottenham (16.12.2020)

Liverpool 2-1 Tottenham

Eşit puanla ligin 1 ve 2. Sıralarında bulunan şampiyonluğun iki önemli adayı, Klopp ve Mourinho’nun öğrencileri, Anfield’da liderlik hedefleriyle karşı karşıya geldi.

ilk yarı

Maç aslında iki takım açısından da tam beklediğimiz gibi başladı. Tottenham önceki Büyük Altılı maçlarında olduğu gibi topu yine rakibine bıraktı ve çok oyuncuyla topun gerisine geçti. Liverpool da haliyle alışık olduğu oyununu oynadı. İlerde yoğun baskıyla topu kazanıp neredeyse 11 kişiyle rakip yarı sahaya yerleştiler ve rakibin ‘otobüsünü’ ilk dakikalar itibariyle hızlı paslarla geçmeye çalıştılar. Etkili pozisyonlar yakaladıklarını da söyleyebiliriz. Deplasman ekibi ise hücum organizasyonunda birincil olarak Harry Kane ve Son işbirliği ile kontra atağı seçse de Trent ve Robertson’ın arkada bıraktığı boşlukları da çokça kez kullandılar. Hatta bu ikinci seçeneklerinde daha da başarılı oldular.

twitter.com/LFC

Liverpool yoğun baskısını sıkışık maç fikstürü ve olası kondisyon eksikliklerine rağmen en azından maçın ilk otuz dakikasına yaymayı çok iyi başardı. Birçok kez baskıdan kurtulamayan Tottenham’da Kane ve Son’u bile kendi ceza sahası yaylarının üstünde gördük. Beklerin de ceza sahası içine girmesiyle Spurs adeta 7-8 kişinin ceza sahası içinde olduğu sıkışık ve katı bir savunma yaptı. Liverpool’un kanat oyuncuları da zaman zaman karşı takımın beklerini açığa çektiler ve bu açıklıklara da kendi bek oyuncularını sokarak hücumda etkinliğin bir kısmını böyle sağladılar. Diğer kısmını da ceza sahası yayının hemen üstünde orta saha oyuncularının da katıldığı küçük üçgenlerle sağladılar. Kapalı savunmaya karşı bu yöntemlerle aradıkları boşlukları buldular. Golü de 26.dakikada Curtis Jones’un ceza sahası içinde pas verdiği Salah’ın şutuyla buldular.

standard.co.uk

Golden sonra da bu yoğun baskıdan ödün vermediler. Bu etkinliğin bir sebebi de Mourinho’nun orta sahada Hojbjerg’in partneri olarak Lo Celso’yu tercih etmesi gösterilebilirdi. Savunma yönü zayıf olan Arjantinli isim rakibin yoğun fiziksel baskısı ve pas trafiğine partneri kadar efektif bir tepki veremiyordu. Bu zaaflarına rağmen takımının ilk etkili hücum organizasyonun da kurucusu oldu. Geriden çıkmayı 33.dakikaya kadar asla başaramamış olan Tottenham, bu dakikada Lo Celso’nun Son’a attığı mükemmel uzun-ara top sonucu eşitliği yakaladı. Londra ekibi ilk kaleyi bulan şutunda böylece golü de bulmuş oldu. Etkisiz görünen Lo Celso da neden 11’de tercih edildiğini bize ispatladı.

Golden sonra ilk yarının sonuna kadar geçen 12 dakikada da genel görüntü bozulmadı. Liverpool topun mutlak hakimi olarak oyuna devam etti, topla oynama oranının %78’lere kadar çıktığına şahit olduk. Tabi bu durum eşitliği de yakalamış olan Spurs için o kadar da vahim bir durum değildi. Konu Tottenham otobüsüne geldiğinde ise alışık olduğumuz kadar rakibe hiç boşluk vermeyen bir park söz konusu değildi. Liverpool takımı kaleci Lloris’i bulan birden fazla isabetli şut çekmeyi başardılar, birinde golü de buldular.

İlk yarı genelinde iki takım da bize gerçekten keyifli bir oyun izletti. İki takım oyuncuları da hiçbir zaman mücadeleden geri adım atmadı ve neden liderlik için en büyük adaylardan ikisi olduklarını bize gösterdi.

İKİNCİ YARI

İkinci devrenin başında karşımızda bambaşka bir tablo vardı. Bu sefer Tottenham tamamıyla geriye yaslanmak yerine tam sahada baskı uyguluyordu. Bu baskı Liverpool’u da açıkçası ciddi hatalara zorladı. Hatta devrenin hemen başında bu hatalar sonucu Bergwijn ile öne de az kalsın geçeceklerdi. Bu daha baskılı, rakip oyun kurmasını zorlaştıran oyun anlayışının Tottenham’a somut yararları da oldu. Liverpool’un ilk yarıdaki etkinliği azaldığı gibi baskısının gücü de zayıfladı. Bu maçtaki yeni şablon altmışıncı dakikaya kadar sürdü ve maç momentum açısından da biraz daha dengelendi. İlk devredeki psikolojik Liverpool üstünlüğü de zayıfladı.

60.dakikadaki Mourinho’nun Lo CelsoLucas Moura değişikliği oyunun yine kontra atak oyununa döneceğinin ilanı gibiydi. Öyle de oldu. Orta sahadan bir kişi eksilen Spurs bir nevi risk de almıştı aslında. Bu risk de az kalsın hemen meyvesini veriyordu. 63.dakikada Bergwijn hızlı atakta bu kez de direğe nişanladı.

Tempo altmıştan sonra bir nebze düşmeye başladı. Fakat her ne kadar tempo düşse de sahada iki büyük futbol aklının stratejik mücadelesini görmek yine de bizi keyiflendiriyordu. İki takım da maç içinde ne zaman tempo yapması gerektiğini, rakibin aksiyonlarına nasıl karşılık vermesi gerektiğini o kadar iyi biliyor gibi görünüyordu ki sahada adeta bir satranç maçı oynanıyordu. Pozisyonların azaldığı anlarda bile bu psikolojik ve taktik mücadeleye şahit olmak şüphesiz biz futbolseverler için büyük bir keyifti.

Kontra tehdidi maç içinde yorgunlukların da doğal olarak artmasıyla gittikçe şiddetlenen Tottenham’a karşı Klopp’un önlemi, beklerini normalden daha geride konumlandırmak gibi göründü. Hızlı bekleriyle beraber bu önlem genel anlamda işe de yaradı.

twitter.com/LFC

76.dakikadaki Bergwijn-Reguilon değişikliğiyle de beraber tablo iyice ilk yarıdaki tabloya döndü. Liverpool değişiklik de yapmayarak oyuna devam ediyordu ve adeta oyuncuları son nefesleriyle maçın son on dakikasında baskıyı kurmayı başardılar. Bu dakikalarda Spurs kontraya çok yeltenmediği gibi denemeleri de Liverpool savunmasına takıldı. Fiziksel yorgunluğun iyice göründüğü bu dakikalarda iki takım da aşırı riskler almaktan kaçınıyordu. Sonuçta beraberlik matematiksel olarak iki takım için de kabul edilemez bir sonuç değildi.

Maç tam bitti derken, iki takım da birer puanla soyunma odalarına gidecek derken sahneye Liverpool’un sessiz golcüsü çıktı. Robertson’ın sol kenardan kullandığı köşe vuruşunda Roberto Firmino, Toby Alderwield’dan harika sıyrıldı ve takımına üç puanı getiren golü kaydetti.

Bu mükemmel mücadele için başta Jürgen Klopp ve Jose Mourinho olmak üzere iki takımın oyuncularına da teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Her oyuncu maça harika hazırlanmıştı ve üstlerine düşeni fazlasıyla yapıp bize harikulade bir maç izlettiler. Belki de 180 derece farklı futbol anlayışına sahip iki takım ismine yakışır bir maç oynadı. Bitiricilikte bir tık daha iyi olan Kırmızılar üç puanı kazandı fakat Tottenham da kazansa inanın kimse bir şey diyemezdi.

maçın hakkı

teamtalk.com

Hollandalı orta saha oyuncusu Liverpool’a geldiği ilk günden beri üstüne koyarak performansını arttırdı. Bugün de takımının dönen bütün topları toplaması ve baskıyı sürekli hale getirebilmesinin en önemli mimarlarındandı. Ceza sahasının içine de sürekli girmeye çalışması ve pas üçgenlerinin içinde bulunması maçta öne çıkmasının sebeplerinden oldu. Aslında maçta öne çıkan bir isim pek olmasa da Wijnaldum özelinde maçın hakkını genel olarak Liverpool orta sahasına vermeyi uygun gördüm. Baskı bu mevki sayesinde bu kadar etkili oldu. Serge Aurier ve Hojberg’e de birer parantez açmak lazım. Savunma tarafında neredeyse hatasız oynadı iki isim.