Mesut Özil – Fenerbahçe…Rüya Gerçek Olur Mu ?

Futbolun olmazsa olmaz parçalarından biri hiç şüphesiz transfer dönemleri. Her seferinde büyük yıldızların kendi takımlarına geleceği günü bekleyen milyonlarca taraftar, duyumcular, havalimanı nöbetçileri, sosyal medyada futbolcuların takip listelerinde pusuya yatanlar… İşte bugünlerde hepsinin birleştiği tek bir nokta var: Mesut Özil’in Fenerbahçe’ye olası transferi! Yazarlarımızdan Utku Tekin, bu transferin olası etkilerini, sahaya yansımalarını ve Türk futboluna katabileceklerini sizler için değerlendirdi.

Ara transfer döneminin başlamasıyla beraber her transfer dönemi gündeme gelen Fenerbahçe Mesut Özil ilişkisi bu transfer döneminde daha da alevlendi. Öncelikle bu alevi körükleyen etkenlerden bahsetmek gerek.

Real Madrid’den Arsenal’e 2013 yılında 47 m€’a transfer olan Mesut’un ada kariyeri başarılı başladı fakat ilerleyen yıllar gerek futbola gerek kulübü Arsenal’e olan bağının azalmasıyla bugünlere geldi. 2018 yılında Arsenal ile 3 yıllık haftalığı 350 bin pound ile sözleşme imzalaması özellikle Arsenal taraftarları tarafından sorgulansa da yaptığı açıklamalarla bu sözleşmenin hakkını vereceğini dile getirdi. Fakat ivmesi artmak yerine giderek azalmaya başladı. Mikel Arteta‘nın takımın başına gelmesiyle beraber kadro dışı kalan Mesut artık Arsenal için maddi bir külfetten fazlası değildi. Bu şartlar altında ayrılık iki taraf için de en ideal seçenek gibi gözükse de Mesut’un ”sözleşmemi Arsenal’de tamamlamak istiyorum” açıklaması ve pandemi dönemi maaşında indirime gitmek istememesi iki taraf için ipleri kopartan son nokta oldu.

web24.news
hürriyet.com.tr

Kutuyu açıyorum, Mesut Hissediyorum!

Bu olaylar yaşanırken her transfer dönemi öncesi Mesut’un yaptığı paylaşımlar, çevresindeki insanların açıklamaları adeta taraftarı olduğu Fenerbahçe’ye mavi boncuk dağıttı. Fener Ol kampanyası esnasında Acun Ilıcalı ve Başkan Ali Koç un açıklamaları ile heyecanlanan Fenerbahçe taraftarı, gerçekleşmesi zor olan bir rüya özlemiyle Mesut Özil transferinin en sıcak günlerini yaşamaya başladı. Bu yetenekteki bir oyuncuyu ligimizde izleme ihtimali bile taraflı tarafsız tüm futbolseverleri heyecanlandırmaya yetti.

Peki Mesut’un Fenerbahçe forması giymesi, Fenerbahçe takımının düzenini bozar mı? Oyununu daha ileri götürür mü? Öncelikle ilk sorudan başlayalım.

Erol Bulut hocanın özellikle Alanyaspor’da başarıyla uyguladığı 4-2-3-1 düzenini Fenerbahçe’de sezon başından beri uygulamaya çalıştığına şahit olduk. Fakat Alanyaspor’da bu formasyonda oyununun kilit noktası fizik kalite ve tempoydu. Fenerbahçe’de üçlü orta sahada “10 numara” bölgesinde sezon başından beri farklı oyuncuları izledik. Pelkas, Mert Hakan, Ozan Tufan hatta maç içerisinde zaman zaman Ener Valencia. Pelkas dışında diğer oyuncuların doğal mevkisi olmamakla beraber Pelkas’ın da 3 büyüklerin alışılmış “10 numara” profilinden uzak olması bu formasyonda takımda merkezden üretim anlamında sıkıntılar yaşanmasına sebep oldu. Fenerbahçe’nin özellikle Kasımpaşa maçında bu formasyondan vazgeçip 4-3-3 oynaması ve orta sahasını Mert HakanPelkas ve Ozan ile kurması takımın daha dinamik hale gelmesini, üst üste paslarla pozisyon bulmasını ve hücum sürekliliğini yakalamasını sağladı. Uzun aradan sonra sarı lacivertliler göze hoş gelen futbol ile taraftarını mutlu etti.

Peki Mesut’un olası gelişiyle takımda onun için uygun pozisyonda neresi olur? Mesut’un temposuz oyununu tolere edecek bölge 10 numara gibi görülüyor. Fakat Fenerbahçe’nin kalabalık orta saha rotasyonunda kalan ikiliyi seçmek daha doğrusu kalanları kulübede oturtmak daha zor. En doğru tercih Mesut’un arkasında Gustavo Ozan tercihi gibi duruyor. Bu tercihte Ozan’ın tempolu oyunu ve sahayı dikine kullanabilmesi, Gustavo’nun istikrarlı ve sağlam oyunu ile orta sahayı hem teknik hem de fiziksel anlamda yukarı çeker. Böyle bir durumda özel hayatında yaşadığı sorunlar sebebiyle formu düşen Sosa, denklemin dışında kalan isim oluyor. MesutPelkas, OzanMert Hakan, GustavoSosa, durumunda; Sosa ve Mesut’un ilk 11’e aynı anda çıkması doğru olmayacaktır. Zira tempo anlamında takımı aşağıya çeken iki oyuncunun merkezde oynamaları topsuz oyunda rakiplere büyük bir avantaj sağlayabilir. Mesut’un olası transferi Sosa‘nın ayrılığına bile sebep olabilir. Ancak Mesut sahada olduğu sürece son hafta başarı ile uygulanan tempolu 4-3-3 oyunundan bahsetmek imkansız olur. Arsenal’de oynadığı dönem dahi sağ iç olarak beklenen performansı veremeyen Mesut hele bu formunda Fenerbahçe için tabiri caizse orta sahada ayak bağı olur. Olası Mesut transferi 4-2-3-1’e kalıcı geçişin, takımın kalanına tempo anlamında fazla yük getirmesine karşılık, oyun görüşü yaratıcılığı ile Fenerbahçe’nin ileri hattının çözümsüz kaldığı maçlarda merkezden kilidi açabilecek yegane isim olacağı gerçeğini değiştirmez.

İkinci soru olarak oyununu ileri götürür mü demiştik. Futbolda her zaman kalite ve tekniğin fizikten önemli olduğunu savunan biri olarak tabi ki de bu soruya cevap olarak evet diyeceğim. Fakat bunun için iki kişi kritik rol oynuyor. Biri Mesut’un kendisi diğeri de Erol Bulut. Erol Bulut‘un bu transferin gerçekleşmesi halinde Mesut’un oyunun merkezinde olduğu ve takımın geri kalanının onun zayıf yönlerini kapatması gereken bir oyun planı bulması gerekli. Son dönemde kendisinin “oyun planı” başlığı altında sıkça eleştirilere maruz kaldığını da düşünürsek hoca iki tarafı keskin bir bıçağı ellerinde bulacak gibi. Ya rakiplerine saplayacak ya da elini kesecek. Tabi ki en önemli etken burada Mesut’un kendisi. Yeteneği tartışılmaz bir isim olarak Mesut‘un Real Madrid günlerinden esintiler sunduğu, kalitesini sahaya yansıttığı her an ligimizde skoru değiştirebilecek kapasitede olduğu aşikar.. Yeter ki buraya tatile gidiyorum kafasında gelmesin. Çünkü Türk Futbolu son yıllarda oynamayan maliyetli yıldızlardan çok çekti. Özetle iki tarafı keskin bıçak olan bu transferi her futbolsever gibi dört gözle bekliyorum.