BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR…

Son yıllarda Türkiye’de her transfer döneminde olmazsa olmaz bir gündem ortaya çıkıyor: Fatih Terim ve Galatasaray yönetimi arasındaki fikir ayrılıkları… Sarı Kırmızılıların Onyekuru’yu kiralayacağına ilişkin haber taslakları nasıl ki her dönem medyanın raflarında servis edileceği zamanı bekliyorsa, aynı şekilde Fatih Terim ve yönetim arasındaki söz düellosuna ilişkin taslaklar da hazırda bekliyor. Maçın Hakkı, bu kronikleşmiş sorunu başlangıcından bugüne sizler için derledi…

Nerede Kalmıştık?

Tarih 21 Aralık 2017… Türkiye’de herkes günlerdir Fatih Terim’in görevden alınan Igor Tudor yerine Galatasaray’ın başına geçmesini bekliyor. Çok eleştirilen Özbek yönetimi, belki de son kurşununu atarak hem üzerindeki baskıyı göğüsleyecek hem de başarılı olacağı neredeyse garanti olan İmparator’a takımı emanet etmek için gereken görüşmelerde sona gelmiş. Derken saat 23:00’da Twitter’dan Fatih Terim’in sonraları sloganlaşacak tweeti geliyor: Nerede Kalmıştık?

Galatasaray ve Türk futbol tarihinin en başarılı hocası olan Terim’in yuvasına dönmesi taraftarı sevinçten çılgına çeviriyor ve Tudor döneminde tepede gezen kara bulutlar bir anda dağılıyor. Fatih Terim, yıllar sonra takımın başında ilk kez Göztepe karşılaşmasında kulübeye çıkarken, sonraları çokça duyacağımız beyanatı o günlerde gazete manşetlerini süslüyor: Ocak ayında gerekeni yapacağız…

Ancak Ocak ayı Galatasaray’da bambaşka bir kaosa sahne oldu. Galatasaray kulislerinin ‘’baskın seçim’’ olarak nitelendirdiği bir seçime giden Dursun Özbek, çoğunluğun tepki oylarını alan Mustafa Cengiz karşısında seçimi kaybederek koltuğunu terk etmek zorunda kaldı. Belki de çok fazla hazırlık yapma fırsatı olmayan Cengiz, listesine Yusuf Günay ve Terim’e yakınlığıyla bilinen Abdürrahim Albayrak’ı alarak Galatasaray’ın 37. Başkanı oldu. Seçimin ardından nezaketen istifa edebileceğini yönetime ileten Terim, karşılığında uzun yıllar sizle çalışmak istiyoruz cevabını alınca, Cengiz – Terim birlikteliği resmen başlamış oldu.

Galatasaray, 2018’in ilk günlerinde yönetim belirsizliğini çözmeye çalışadursun, kış transfer sezonu gelip çatmıştı. 2017-2018 Kış transfer döneminde takımın kanayan yarası sol beke o dönem medyaya yansıdığı kadarıyla Terim’in ‘’kişisel bağlantıları sayesinde’’ Nagatomo takviyesini yapan Galatasaray, Ndiaye’yi de 16 Milyon Euro karşılığında Stoke City’e gönderdi. Yönetimin yeni göreve gelmesi, FFP kıstası ve hali hazırda sezon başında Dursun Özbek tarafından gerçekleştirilen büyük transferler nedeniyle Cengiz – Terim döneminde belki de ilk ve son kez transfer döneminde sular durgundu.

Sezon sonunda Galatasaray şampiyonluk ipini göğüslerken, göreve geldikten 5 ay sonra Cengiz omzuna şampiyon başkan apoletini takmış, İmparator ise ‘’nerede kalmıştık’’ iddiasının altını doldurmuştu. Ancak tarihte çokça örneğini gördüğümüz gibi Galatasaray’da başarı, sorunları da beraberinde getirecek, belki de günümüzü dahi etkileyecek transfer yanlışları yaz döneminde yapılacaktı.

GİT…GİT…GİTME DUR NE OLURSUN, GİTME KAL YALAN SÖYLEDİM….

2017-2018 sezonunu şampiyon tamamlayan Galatasaray’da, şampiyonlukta en büyük pay sahibi (o koltuğun doğal sahibi Muslera’yı saymazsak) şüphesiz Gomis olmuştu. Sezon başında takıma katılan Fransız forvet, çıktığı 40 maçta 32 gol atarak takımı adeta taşımış, gol sevinçleri, Aleyna Tilki hayranlığı ve sempatikliğiyle taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanmıştı. Yeni sezona girerken Galatasaraylı taraftarlar Gomis’in Avrupa’da yaratacağı etkiyi hayal ediyor, tıpkı Fatih Terim gibi Gomis’in yanına onu yedekleyebilecek forvet takviye(leri) bekliyordu. Ancak yaz transfer döneminde işler ne hocanın beklediği gibi gitti ne de taraftarın. Galatasaray, sözleşmesine zam istediği için takım içinde huzursuzluk yaratan yıldız forvete istediği zammı yapmayınca Fransız golcü 6 milyon Euro bedelle Al-Hilal’in yolunu tuttu. Bu transfer o zaman da oldukça tartışıldı fakat sanıyorum ki pek az kişi bugün olacakları tahmin edebilirdi.

Gomis’in sürpriz ayrılığının ardından takımda forvet mevkinde sadece Eren Derdiyok kalırken, Galatasaray o yaz Fenerbahçe ile girdiği transfer yarışında Emre Akbaba’yı kadrosuna kattı. Emre’nin yanında Nagatomo’nun da bonservisi alınırken, Onyekuru ve Ndiaye kiralık, Muğdat ile bedelsiz şekilde kadroya katıldı. Abdürrahim Albayrak’ın forvet seferlerinden eli boş şekilde dönmesiyle, taraftarların yolunu gözlediği forvet yerine transferin son saatlerinde Ömer Bayram alındı ve yönetim transferi kapattığını açıkladı. Terim ile yönetim arasındaki ilk çatışma işte bu günlerde çıktı. Forvet transferi yapılmaması üstüne üstlük eldeki Gomis’in de satılması Terim’i çileden çıkarırken, o günlerde verdiği demeçlerden birinde şöyle diyordu İmparator:

“Koca Galatasaray takımı, Gomis’in yerine iki oyuncu alma niyeti olmasa Gomis’i verir mi? Bir değil, iki oyuncu söylendiği için teknik ekip olarak evet dedik”

Bu şartlarda sezona başlayan Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde forvetsizliğin acısını çekerken, tarihin görece en kolay gruplarından birinden çıkamadı ve taraftarını hayal kırıklığına uğrattı. Bu başarısızlığın faturası hoca üzerinden yönetime kesilirken, ligdeki yarış tüm hızıyla sürüyordu. Başakşehir’in sürüklediği lig yarışında Ekim ayından itibaren Ocak transferlerini işaret eden Fatih Terim, başına gelecek yeni krizden habersizce takımı ara transfer dönemine getirdi.

KABAK KİMİN BAŞINA PATLADI?

2018-2019 Kış transfer döneminde Garry Rodrigues’in satışıyla nakit akışını sağlayan Galatasaray’da bu sefer beklenmedik yolcu Ozan Kabak oldu. Galatasaray altyapısından çıkan Ozan’a Şampiyonlar Ligi’nde şans veren Terim, sonrasında da genç stoper üzerinde ısrar edince tüm gözler Ozan’ın üzerine çevrildi. Tüm gözler derken Galatasaray yönetiminkiler hariç tüm gözler… Yönetim bu kadar başarılı performans sergileyen öz kaynağının sözleşmesinde yer alan serbest kalma maddesinden son anda haberdar olunca, Ozan’ı değerinin altında bir bedelle kaybetme riski su yüzüne çıktı. Terim’in ısrarla satılmasın, sezon sonunda önünü açarız dediği isim, hocayla görüşmesinin ardından kalmaya ikna olmuştu aslında. Fakat o günlerde Terim’i çıldırtacak bir kararla 11 Milyon Euro bedelle Stutgart’ın yolunu tutan Ozan, Cengiz ve Terim arasında kılıçların çekilmesine yol açacaktı.

“Ozan Kabak’ın gitmesini istemedim. Sayın başkan ve yönetici arkadaşlar idari olarak karar verdi. Yapılacak iki şey vardı. Ya izin vermek ya da başka bir şey. O başka bir şey için Galatasaray taraftarına söz verdiğim için yapmadım”

İstifadan son anda dönen Fatih Terim ile yönetimin arası iyiden iyiye açılırken, karşılıklı demeçler gerilimi tırmandırdı. Ozan ve Rodrigues’ten gelen parayla scout ekibinin belirlediği Marcao ve Luyindama’yı transfer eden Galatasaray yönetimi, asıl bombayı ise son gün patlattı. Geldi geliyor haftaya kampta denilen Alan Carvalho’nun kendilerini çok iyi ağırladığını söyleyen Albayrak bu transferi bitiremeyince taraftarın tepkisiyle karşılaştı. Gittiği tüm forvetlerden hayır yanıtını alan Galatasaray yönetimi, tam 13 Milyon Euro bedelle transferin son gününde Kasımpaşa’nın sorunlu golcüsü Mbaye Diagne’yi transfer etti. Attığı gollerle ligin altını üstüne getiren Diagne, saha içi disiplini konusundaki soru işaretleriyle Sarı Kırmızılı formayı giyerken onun yanına Yunan golcü Mitroglou kiralandı ve öyle ya da böyle Fatih Terim’in eline iki forvet verilmiş oldu.

2018-2019 sezonunu da meşhur ‘’8 de kapanır 18 de’’ mottosuyla şampiyon tamamlayan Galatasaray üst üste gelen şampiyonluklardan sonra gözünü Avrupa’daki başarıya dikmişti. 2019-2020 sezonunda Galatasaray yönetimi belki de ilk kez taraftarın beklentisini karşılayacak derecede agresif bir yaz transfer dönemi geçirecekti. Fernando, Diagne, Mitroglou ile yolları ayıran Sarı Kırmızılılar; Babel, Nzonzi, Lemina, Seri, Taylan Antalyalı, Emre Mor, Andone ve Okan Kocuk gibi isimlerle kadrosunu güçlendirdi. Bu transferlerin ardından medya Galatasaray’ı rüya takım olarak ilan ederken, eksik parça yine forvetti. Yoğun bir şekilde Vedat Muriqi ve Samatta ikilisinden birini isteyen Terim’in, Muriqi’nin ezeli rakip Fenerbahçe’nin yolunu tutması ve Samatta’nın da şartları nedeniyle yine eli boş kaldı derken Abdürrahim Albayrak’ın Falcao ile çektirdiği fotoğraf gündeme bomba gibi düştü. Transfer döneminin başından beri Falcao ile yatıp Falcao ile kalkan taraftarlar, Kolombiyalı yıldıza eşine az rastlanır bir hoş geldin partisi düzenledi. İstediği forvet takviyeleri yerine dünya çapında bir yıldızı kadrosunda gören Terim, Kolombiyalının devamlılığıyla ilgili soru işaretlerinin yanında yapılan transfer operasyonundan memnun kalmıştı. Ancak evdeki plan çarşıya uymadı…

Lige yapılan kötü başlangıç, Şampiyonlar Ligi’ndeki ölüm grubunda alınan ağır sonuçlar derken Kasım ayına gelirken Terim yine Ocak transferini işaret etmeye başlamıştı. Üstelik bu arada Arda – Terim savaşının barışa dönmesiyle, Ocak’ta bir başka kriz kapıya dayanacaktı. Yapılan yüksek profilli transferlere rağmen sahadaki sonuçlardan memnun olmayan yönetimde, Fatih Terim aleyhine çatlak sesler çıktığı konuşulmaya başlanmıştı. Puan cetvelinde zirveden uzakta olan Galatasaray, Ocak ayında Saracchi ve Onyekuru’yu kadroya katmış, oldukça sorunlu bir dönemin ardından Nzonzi takımdan gönderilmişti. Günlerce beklenen, yoluna şarkılar yazılan Falcao ise sakatlıklardan geri dönemiyor ve adeta her geçen gün futbol tarihimizin ‘’balon transferleri’’ listesinde tepeye tırmanıyordu… Ancak asıl tartışma Arda Turan transferi üzerinden yaşanıyordu. Takıma yeteri kadar transfer yapılmasına rağmen hocanın bir türlü tatmin olmadığını düşünen yönetim, Arda konusuna taraftarın da istekli olmayışından hareketle olumsuz bakmaktaydı. Terim ise medya önünde Arda’yı istediğini, yönetimde fikir ayrılıkları olduğunu söylüyor, yönetimi basın yoluyla eleştiriyordu. Bu çatışma arasında basın önünde konuşan Mustafa Cengiz şöyle diyordu:

‘’Teknik direktörümüzün bu söyleminden bu yana bir tek konuşma var. Söylediğim şu: Bu futbolcu gündemimizde yok ve bize intikal eden resmi bir şey yok. Bizim 2 yıldan bu yana bizde transfer eğer bu kardeşimiz gibi bilinen bir isim ise sportif direktör gelir, inceler; teknik direktör ve ekibi de inceler ve bunların üstündeki Abdurrahim Bey’e gelir. Konuyu mali işlerimize yönlendirir. UEFA FFP sınırları içinde uygun ise bunu onaylar ilgili departmanımız. İşi finalize noktasında en sonunda bana getirir. Biz bugüne kadar 30’a yakın transfer yaptık. Şükürler olsun ki UEFA limitlerini aşmamışız. Bu bize göre bir başarı öyküsü. Biz teknik kadronun bizden istediği hiçbir şeye hayır demedik. Arda kardeşimizin konusuna gelene kadar. Biz camianın aynasıyız. Biz genel kurulunun bize verdiği iradenin tezahürüyüz. Camia ve taraftar ne diyor diye bakıyoruz. Bu kardeşimizle ilgili bize gelmiş bir şey yok. Teknik ekibimize ve hocamıza da telefonla ve sözlü ilettik ki konu gündemimizde yok. Şu anda da ifade ediyoruz ki bu kardeşimiz planlarımız arasında yok. Ben bunu söylemekten bıktım. Aynı şeyin her maç sonu gelmesinden de müthiş rahatsızız.’’

Milliyet.com.tr

Tüm bu tartışmaların ışığında sezonun ikinci yarısında formda gözüken Galatasaray, en büyüğü Onyekuru’nun önderliğindeki Kadıköy galibiyeti olmak üzere seri galibiyetlerle zirveye tırmanışına başlamıştı. Fakat araya pandeminin girmesi, lig arasından sonra Muslera’nın herkesi kahreden sakatlığı derken, Fatih Terim – Cengiz birlikteliği ilk kez somut başarısızlığı deneyimliyordu.

Pandemi, seyircisiz maçlar, ligdeki takım sayısının arttırılması, yabancı sınırı vs. derken büyük bir keşmekeş içinde başlayan 2020-2021 sezonu, Galatasaray taraftarının ‘’orta saha’’ beklentisiyle geçti. Falcao’nun iyileştiği ve ‘’metabolik yaşının 22’’ olduğu haberleri servis ediliyor, kadronun aslında yeterli olduğu yönünde görüşler aktarılıyordu. Pandeminin etkilediği ekonomik yapının da geçerli bahane olarak sunulduğu ortamda krizin adı bu kez Mert Hakan Yandaş oluyordu. Sezon içinde anlaşılmasına rağmen, gerekli teminatın zamanında yatırılmaması sonucunda Fenerbahçe’nin yolunu tutan Mert Hakan, yönetimin bir diğer beceriksizliği olarak taraftarların zihninde yer etti. Omar, Oğulcan, Emre Kılınç ve son gün apar topar alınan Etebo haricinde Arda Turan da 6 ay gecikmeli olarak Sarı Kırmızılı formaya dönmüştü. Onyekuru ne kadar istense de takıma katılamazken, Diagne de önceki yıllardaki yokluğu yaşamamak adına takımda tutulmuştu.

Sezon başlangıcında kriz Belhanda ve Feghouli başta olmak üzere indirim yapmayan oyunculardan ve bir türlü yapılamayan orta saha transferinden çıktı. Takımın yıldızları hakkında ‘’Ne halt yediklerini açıklayacağım’’ diyen Cengiz’in, açıklamaları karşısında zaten yönetimle arası açık olan Terim’in patlaması Erzurumspor maçının ardından yaşandı.

“Çeşitli defalar Galatasaray taraftarından kopartıldım ben, sonra haklı çıkmamıza rağmen bir boşluk, bir süreç yaşandı ve devamı daha büyük başarı getirebilirdi. Bu sefer gelirken, Galatasaray taraftarına söz verdim. Karakterimin ne olduğunu herkes bilir. 50 senedir bu camianın içindeyim. Her geldiğimde bir şekilde taraftardan kopartıldım ben. Bu sefer gelirken onlara bir söz verdim, o sözümü de tutmaya çalışıyorum. Herkes bu durumda benim ne yapacağımı, ne tepki göstereceğimi bilmesine rağmen, benim için aslolan Galatasaray taraftarı olduğu için sabırla sessiz kalmaya çalışıyorum. Sanılmasın ki, içeride veya dışarıdakilerin arkamdan planlarını bilmiyor değilim. Her şeyin farkındayım. Sabırla sessiz kalıyorum. Bu, hiçbir şeyin farkında olmadığım anlamına gelmesin. Galatasaray taraftarına sözüm var ama bilinsin ki artık kimsenin ne arkasındayım, ne de yanındayım.”

24 Ekim 2020 – Basın Toplantısı

Bu açıklamanın ardından Terim ve yönetim arasında yıllardır süregelen krizde bardaklar taştı. Galatasaray kulisleri Cengiz’in istifasını beklerken bir yandan da yönetimin Terim’in sözleşmesini feshetme ihtimali konuşuluyordu. Yapılan toplantıda ‘’Her şey yolunda’’ kararı çıkarken, Galatasaray forvet ve orta sahadaki alternatifsizliğe ve covid belasına rağmen Ocak ayına zirve ortağı olarak geldi. Bu süreçte yönetim seçim kararını deklare ederken, covid önlemleri sebebiyle seçimli kongre mayıs ayına ötelendi.

Transfer penceresi açıldığında ise geleneksel Onyekuru dönemi de başlamış oldu. Ancak bu kez daha yolun başında Fatih Terim’den belki de kimsenin beklemediği bir hamle geldi. Transfer listesindeki isimlerin sürekli basına yansıması, ezeli rakiplerin talip olunan oyuncuları kadroya katmaları gibi birçok konudan rahatsız olan Terim, son olarak Berat Özdemir’in Trabzonspor’a imza atması sonucunda bu sefer kılıcını erken çekti. Gençlerbirliği karşılaşması ardından basın toplantısında, zaten bu isimler medyaya yansıdı diyerek, listenin sızdırılmasından dolayı rahatsızlığını ifade eden İmparator, İrfancan Kahveci, Edin Visca, Onyekuru ve Mostafa Mohamed’in transfer edilmesini istediğini açıkça söyledi. Bu noktada yönetimin kucağına patlamaya hazır bir bomba bırakan Terim, Cengiz yönetimine belki de en net restini çekmiş oldu.

Basında Terim’in sözleri tartışılırken, Yeni Malatyaspor karşılaşması sonrası bir sitem de taraftara gitti. Galatasaray taraftar grubu Ultraslan’ın, İrfancan ve Visca için Göksel Gümüşdağ ile görüşmeyin çağrısı sonucu kendisine sırtının dönüldüğünü düşünen Terim, maç sonu yaptığı şu açıklamayla taraftara da mesajını net olarak verdi:

“Derin bir yalnızlık hissediyorum. Benim burada sözüm Galatasaray’a. Zaten bu mayısta kontratım ve sözüm bitiyor. Söz sözdür, sözüm de durmaya devam edeceğim.”

12 Ocak 2021 – aSPOR BASIN TOPLANTISI

Şimdi herkes yönetim ve Terim arasında son perdede neler olacağını merak ediyor. Bu savaş geçici bir sulh ile sona mı erecek yoksa taraflar yollarını ayıracaklar mı? Şahsi görüşüm Fatih Terim figürünün Galatasaray camiasında herkesten fazla ağırlığı olduğu yönünde. Terim’in öz geçmişinde Galatasaray’da hiçbir yöneticide olamayacak kadar fazla başarı var ve bu haklı olarak onun kredisini taraftarın gözünde sonsuza yakın yapıyor. Hal böyleyken Cengiz yönetiminin işi hiç kolay değil. Başkan Cengiz’in o koltukta rahat oturabilmesi için belki de Terim ile yolları ayırmak şart fakat Başkan’ın kendisinin de çok iyi bildiği üzere o koltukta oturabilmesinin başlıca sebebi de yine Terim ile çalışıyor oluşu…Şimdi Galatasaray camiası bir karar verecek, ya Terim ile yollar ayrılacak -ki böyle bir durumda yönetimin tepkiyi göğüsleyebilecek kadar güçlü olmadığı bence aşikar- ya da önceki dönemlerde örneğini sıkça gördüğümüz şekilde yaraya bir dikiş daha atılıp yola devam edilecek. Hep birlikte göreceğiz…