Manchester City – Tottenham (13.02.2021)

Manchester City 3-0 Tottenham

Premier League’de son zamanlardaki formuyla şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu hatırlatan Manchester City, sahasında Mourinho’nun istikrarsız takımı Tottenham’ı ağırladı.

İlk Yarı

Maçın ilk dakikaları beklenen görüntüyle başladı. Tottenham’ın bu sene büyük maçların hemen hepsinde gösterdiği kompakt savunma anlayışından izler gördüğümüz bölümde topun hakimi ev sahibi oldu. Savunma anlayışını oturtup İlkay Gündoğan’ı orta sahada yeniden konumladıktan sonra takımın performansında çok ciddi bir ilerleme sağlayan Guardiola kendini -bir defa daha- değişen futbola adapte ettiğini gösterdi. Savunmadan aldığı toplarla kanatlara çapraz toplar yollayan City, rakip savunmanın savrulmasından doğan boşluklara merkezde başta İlkay olmak üzere orta saha oyuncularını sokarak savunulması zor bir takım ortaya çıkardı. Zira Manchester City orta sahada ve hücumda yarattığı hareketliliği beklerle de destekleyerek üçüncü bölgedeki opsiyon sayısını bir hayli arttırıyor.

İlk 10 dakikanın ardından bir Mourinho takımına karşı görece rahat bir şekilde ceza sahasına inebildiğini gördüğümüz ev sahibi City maçın tek taraflı geçeceğinin sinyallerini verdi. Tottenham ise, City’nin bu baskın oyunu karşısında kaptığı toplar ve hızlı çıkışlarıyla tehlike yaratmaya çalıştı. İlk bölümdeki en net pozisyonu Harry Kane’in 13. Dakikadaki serbest vuruşuyla yakalayan Tottenham’ın çok büyük bir avantaj yakalama şansı direkten döndü.

Twitter / @ManCity

Bu pozisyonun ardından devam eden dakikalarda atak devamlılığını sağlamayı başaran Manchester ekibi, İlkay’ın artık normalleşen ceza sahası koşularından birinde penaltı çıkardı. Topun başına gelen Rodri, takımının penaltı şansızlığını şansının da yardımıyla kırarken dakika 23’te takımını öne geçirdi.

Golün ardından daha güvenli bir yapıya bürünen City karşısında Tottenham topa ilk bölümden biraz daha fazla sahip olsa da dikine net paslarla rakip kaleye gitme anlayışını korudu. Ancak şahsi fikrim burada sorun Tottenham’ın ön alanda yeterince hızlı çoğalamayarak ataklarını daha tehlikeli olabilecek şekilde sonlandıramaması. Hücum oyuncularını bu bilinçli yalnızlıkla bırakan Mourinho, geride kompakt bir yapıyı korusa da City gibi artık savunmayı da belirli bir seviyede yapabilen bir takıma karşı gol beklentisini hücumcularının bireysel yeteneklerine bırakmış durumdaydı.

Twitter / @SpursOfficial

Golden sonraki 10 dakikalık dengeli bölümün ardından ataklarına kaldığı yerden devam eden City, önde yaptığı baskıyla Tottenham’ın defanstan çıkışlarını da zorlaştırdı. Her tehlikeli atağında İlkay ve Bernardo Silva ikilisinden en az birinin pozisyonun içinde olması ‘’Son Model Pep Oyunu’’nun güzel örneklerini izlememize imkan tanıdı. Rakip oyuncuların yüksek disiplin ve performansına karşın Tottenham’da özellikle Lamela ilk yarının hayal kırıklığıydı. Hızlı kontra atak futbolunun olmazsa olmazı olan hızlı düşün isabetli pas ver anlayışını hemen hemen hiç uygulayamayan Lamela, Londra ekibinin hücumda yaşadığı kısırlığın birincil sebeplerinden biriydi.

İKİNCİ YARI

İlk yarıdaki görüntüyü değiştirmek için oyuna Sissoko’yu atan Mourinho bu hamlesinden verim alamadı. İkinci yarıya ilk yarı kaldığı yerden başlayan Manchester City, Guardiola’nın antrenmanda elleriyle çizdiği bir hücum setinde muhteşem bir takım golü attı. Sterling’in sağdan taşıyıp,  sol köşeye kadar sürüklediği atakta Foden’ın tek pası ve İlkay’ın içeriye kat ederek yaptığı son vuruş City’i 2-0 öne geçirdi ve açıkçası sayın İbrahim Altınsay’ın da maç sırasında ifade ettiği gibi maçı bitirdi.

Golden sonra oyunu kontrol etmeyi sürdüren City açıkçası Tottenham’dan herhangi bir direnç görmedi. Mourinho’nun ilk geldiği günden beri zaman zaman şikayet ettiği saha içinde isyan etmeyen oyuncu topluluğu yine kendini gösterdi. Portekizli teknik adam, takımı uyandırmak için uzun zamandır şans vermediği Dele Alli’yi oyuna da alsa bu değişiklik de bir şeyi değiştirmedi. Kaleci Ederson’un ‘’asistinde’’ Premier League’in en formda forveti İlkay Gündoğan değme golcülere taş çıkartacak biçimde şahane bir bitiricilikle dakika 66’da farkı 3’e çıkarırken City bu sezon diğer tüm takımlardan ne kadar farklı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Tottenham adına ikinci yarıdaki belki de tek olumlu hareket altyapıdan yetişen Gallerli bir futbolcunun kale önünde Real Madrid’deki ilk yıllarındaki Gareth Bale’i andıran hareketleriydi. Bale bu pozisyonda Ederson’a takılmasa hem Mourinho’ya hem de Avrupa’ya çok uzun zaman sonra kendini hatırlatabilirdi.

Maçın geri kalanı City’nin sonraki maçlar için kondisyonunu korurcasına oynadığı bölümlere sahne olurken Guardiola‘nın takımı Liverpool’un da puan kaybettiği haftada oldukça gösterişli bir galibiyet alarak tepeye doğru yürüyüşünü koşar adım sürdürdü.

Maçın Hakkı

Twitter / @ManCity

Maçın Hakkı’nı veren oyuncu konusunda belki de en az düşündüğüm maç oldu. İlkay Gündoğan, bu sezon yükselen formuyla öyle bir oyuncuya dönüştü ki takıma hücum anlamında yaptığı katkı adeta süperstar seviyesinde. Bunda pek tabii Guardiola‘nın taktik dehasının da etkisi var ancak İlkay‘ın yüksek oyun zekasına öz güvenini eklediği bu ”modern” hali izleyene gerçekten büyük zevk veriyor. Tebrikler İlkay!