Benim Kahramanım: Fernando Muslera

Hepimiz bu sporu sevmeye çocukken başladık…O sihirli küreye ilk dokunduğumuz an şüphesiz ki çoğumuz için belirlediğimiz bir hedefe topu gönderdiğimiz andı. 90’lı yılların ortalarında doğmuş yaşıtlarım ya da daha sonraki yıllarda doğmuş olanların idolleri, yani mahalle maçlarında isimlerini haykırdığımız kişiler genellikle Shevchenko, Ronaldinho, Necati, Alex… gibi gole yakın oyunculardı. Benim için de durum aynıydı… Kimi zaman Tümer Metin kimi zaman Necati Ateş kimi zaman ise Raul oldum ben de.

Photo by Mong Mong on Pexels.com

Ta ki 2011 yılına gelene kadar. Bir Galatasaray taraftarı olarak bir otel odasında öğrendiğim kaleci transferinin, bugün benim kahramanım olacağını asla tahmin edemezdim. Orta okulda sağ forvet, lisede forvet olan ben, en büyük rakibi olan kaleci mevkiinden birinin kahramanım olacağını aklıma bile getirmemiştim. O isim hiç şüphesiz Muslera.

”Galatasaray yabancı kaleciler konusunda şanslıdır.’’ diye bir söz vardır. Bir Galatasaraylı olarak bunu Taffarel, Mondragon ile yaşadım, ama bu sözün ne kadar doğru olduğunu Muslera ile zihnime kazıdım. Muslera diğer tüm futbolculardan farklı olarak öncelikle sporcu karakteri ile kalbimi kazandı. 12.05.2012’deki Süper Final‘i belki hatırlarsınız. Galatasaray bir puan alsa şampiyon olacaktı. Uzatmalardaki karambolde yerde kalan Muslera zamana oynamak yerine kısa sürede ayağa kalkıp Fenerbahçe tribünlerinden alkış almıştı. O sekans aklımdan gitmez. Çünkü ezeli rakibimizin en kritik anında, saygıyla alkışladığı Muslera‘ya duyduğum sevgi ve saygı o anda kat be kat artmıştı.

O an heyecandan anlayamadım, fakat geçmişe gittiğim zaman sadece çok iyi bir kaleciye sahip olmadığımızı, çok da iyi bir karaktere, çok da iyi bir sporcuya sahip olduğumuzu anlıyorum. Orta okul yıllarımda her zaman Alex de Souza’ya imrenirdim. Onun gibi bir oyuncunun Galatasaray’da oynamasını isterdim. Maçlar kazandıran, şampiyonluklar getiren… Bu isteğimi gerçekleştirecek ismin bir kaleci olacağı, kolay tahmin edilebilecek bir şey değildi.

Sayamadığım nice başarılı anların var. Varlığınla, nice gol pozisyonlarında korku hissettirmediğin, tek kurtarışınla galibiyet ateşini yaktığın maçlar var. Seni kalemizde görmek bile beni mutlu ederken, sözleşmeni uzatma haberin benim gibi tüm Galatasaray taraftarlarının ayaklarını yerden kesti. Bir Uruguaylı olarak aileni İstanbul’da kurman adeta bir Türk gibi hissetmen de cabası.

Rakip takım taraftarlarının sana karşı hissettiği duyguları da bir nebze anlıyorum. Alex’e, Atiba’ya duyduğum saygı ve sevgiyi, rakip taraftarların da sana duyması beni gururlandırıyor.

Twitter/ @GalatasaraySK

Yaklaşık 11 yıldır azimle terlettiğin formanla, sadece o forma üzerindeki armaya gönül verenleri değil, rakip armalara gönül vermiş genç kalecilerin de idolü oldun. Şu zamanda başarılı çok başarılı genç kalecilerimizin olmasında ufak da olsa senin de payın var. Bir Uruguaylı olarak, kendini Türk gibi hissettirdiğin ve futbolumuza bu kadar çok emek verdiğin için de sen benim kahramanımsın.

Te amo Nestor Fernando Muslera…