Chelsea – Atletico Madrid (17.03.2021)

Chelsea 2-0 Atletico Madrid

Şampiyonlar Ligi ikinci tur rövanş maçında Diego Simeone‘nin Atletico Madrid’i, ilk maçta mağlup olduğu Chelsea’ye konuk oldu. Londra ekibi karşısında varlık göstermekte zorlanan Atletico Madrid, hocası Diego Simeone‘nin 2014 ve 2016’da çok yaklaştığı Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hayalini yine bir başka bahara bıraktı.

İlk Yarı

Maçın ilk dakikalarında her iki takım da yoğun baskı kurarak başlasa da kısa bir süre sonra Chelsea ilk maçta elde ettiği avantajına rağmen geriye yaslanmadı ve istediği oyunu oynamaya başladı. Özellikle 5. ve 15. dakikalar arasında Atletico Madrid’e adeta top göstermeyen bir performans sergileyen Chelsea, son 1.5 ayda yakaladığı takım kimyasıyla günümüzde teknik direktör faktörünün ne kadar önemli olduğunu bu dakikalarda bir kez daha gösterdi. Chelsea’nin hızlı ve etkili ileri üçlüsüne, özellikle Havertz‘e, alınan özel önlemler bu dakikalarda Londra temsilcisinin gol bulmasını engellemedeki önemli faktörlerdendi. Önceki maça nazaran ileri çıkabildiği anlarda savunma hattını daha ileride ve daha az oyuncuyla kurmaya çalışan Atletico Madrid, sol kanatta Carrasco‘nun taşımaya çalıştığı toplar ve Joao Felix‘in delici koşuları dışında hücumda yeterli bir varlık gösteremedi.

20. dakika itibari ile oyuna yavaş yavaş ortak olmaya başlayan Madrid temsilcisi, sol kanat endeksli hücumlarını bir kenara bıraktı ve orta saha oyuncularını daha ileride konumlandırdı ve ataklarını her iki kanada yayarak daha organize hücumlar denemeye çalıştı. Chelsea savunmasının arkasına daha kilit paslar atılsa, özellikle de Christensen‘in yokluğunda, kaliteli iki forvetiyle Atletico aradığı golü bulabilirdi. Ancak bu noktada Chelsea’nin her geçen maç giderek artan takım savunmasının da hakkını vermek gerekir.

Twittter/ @ChelseaFC

Maçın 34. dakikasında ise yakaladığı hızlı hücum fırsatıyla golü bulan Chelsea oldu. Havertz – Werner – Ziyech üçlüsünün bu maçtaki belki de en temel görevi olan kontra ataklardan hücum geliştirme görevini doğru yere hızlı koşularla ziyadesiyle yerine getirdiği bu atakta golü bulmasında, Havertz‘in pasıyla ileri doğru hareketlenen Werner‘e gerekli koşuyu yapmayan Savic‘in de payı var.

İlk yarının son 10 dakikasında Atletico Madrid ileri çıkmaya çalışsa da özellikle Kante ve Marcos Alonso‘nun kademeye girişleriyle Chelsea buna izin vermedi. Son dakikalarda 2. gol için Chelsea bastırsa da bu anlarda Londra ekibinin en büyük handikaplarından birisi de James’in sağ kanat hücumlarındaki verimsizliği oldu.

İKİNCİ YARI

İkinci yarıya başlarken ilk hamle Diego Simeone‘den geldi. İleri çıkışlarda bekleneni veremeyen ve önündeki Carrasco‘yu besleyemeyen Renan Lodi yerine Hermoso oyuna girdi. İşin ilginç yanı ise 52. dakikada Carrasco‘nun da oyundan alınıp yerine Dembele‘nin girmesi oldu. Carrasco da ilk yarıda bekleneni vermekten uzaktı ama hücuma çıkışlar için takımın önemli ayaklarından biri olduğuna da şüphe yok.

Twittter/ @Atleti

İkinci yarının ilk 15 dakikasında da baskısına ve oynama iştahına tüm sürat devam eden Chelsea bu dakikalarda özellikle Timo Werner‘i rakip ceza sahasının hem sağ hem de sol tarafından savunma arkasına kaçırmaya çalışarak etkili olmaya çalıştı. Gene aynı bölümde Ziyech‘in de uzaktan şutlarla kaleyi denediğini de belirtmek gerekir. 56. dakikadaki şutunda topu ağlarla buluşturabilse, bizlere o güzel gollerinden birini daha izlettirmiş olacaktı. 61. dakikada Timo Werner ile etkili bir kontra atak girişiminde bulunsa da, Londra temsilcisi bu pozisyonda ileride bu sefer ileride çoğalamadığı için golü bulamadı.

Maçın 60. ve 80. dakikaları arasında ise Atletico Madrid önce oyuna ortak oldu sonra da topa daha çok sahip olmaya başladı. Fakat bunlar Madrid temsilcisine beklediği pozisyonları getirmedi. Bunda Atletico’nun maçın başından beri sağlamaktan uzak olduğu orta saha hakimiyeti ve Diego Simeone‘nin yanlış oyuncu tercihleri etkili oldu. 69. dakikadaki Trippier – Lemar değişikliği artık kaybedecek bir şeyi olmayan bir takım için doğru bir değişiklik sayılabilecek olsa da, 59. dakikadaki Suarez – Correa değişikliğini izah etmek gerçekten zor. Carrasco ve Suarez‘in oyundan çıkışı Atletico Madrid’in pozisyon bulamamasında kritik bir rol oynadı. Orta sahadaki hakimiyet sorununa Chelsea’nin yüksek tempolu atakları, hızlı geçişleri ve Kante‘nin adeta iki kişilik oynaması etkili oldu. Beklenilenin aksine, Kante bu maçta Jorginho‘nun yokluğunu aratmadı ve çok yönlü bir orta saha nasıl olur tüm futbolseverlere izletti.

80. dakikada Savic‘in gördüğü kırmızı kart ise maç için erken bir bitiş düdüğü niteliği taşıdı. Bu dakikadan sonra Chelsea ataklarına kaldığı yerden devam etti ve aradığı golü uzatma dakikalarında, daha oyuna bir dakika önce Havertz‘in yerine giren Emerson ile buldu. Maçın son bölümünde çıktıkları ataklarda daha soğukkanlı ve akılcı davranabilseler maçı daha farklı da kazanabilirlerdi. Yine uzatma dakikalarında Joao Felix‘in kaçırdığı pozisyon ise Chelsea’nin üst üste gol yemediği maçlar serisine bir halka daha eklemiş oldu.

Twittter/ @ChelseaFC

Son haftalarda ligde yaşadığı düşüşü Şampiyonlar Ligi arenasına da taşıyan Atletico Madrid bu maçın hiçbir anında turu geçebileceğine izleyenleri inandıramadı desek abartmış olmayız. Takımın bu kötü gidişatında Diego Simeone‘nin düşen formunun etkisi var mı peki? Oyuncu değişiklikleri ve çıkan ilk 11 bu soruyu bir nebze de olsa açıklıyor gibi. 7 yıllık La Liga şampiyonluğu hasretini bitirmeye bu kadar yaklaştıkları bu sezon da bu gidişle onlar adına yine hüsran olabilir.

Maçın Hakkı

Twittter/ @ChelseaFC

Maçın hakkını veren isime Chelsea’den bir kaç oyuncu saymak mümkün. Rüdiger güzel bir savunma performansı sergilemesinin yanı sıra hücumda da etkili oldu. Kante adeta 2 kişilik oynayarak takımını maça 1-0 önde başlattı. Hücum üçlüsü de başarılı bir performans sergiledi diyebiliriz. Ama bence bu maçın, hatta turun, hakkını veren isim Thomas Tuchel. Geldiği günden bu yana takıma bambaşka bir karakter kazandırdı. Sadece oynamak isteyen değil, yaratıcı ve güzel oynamak isteyen bir Chelsea var sahada onun önderliğinde. Frank Lampard takımın başında kalsa Chelsea bu turu geçer miydi, bilmiyorum. Ama Tuchel etkisi bu turun kaderini kesinlikle değiştirdi, ona şüphe yok.