Benim Kahramanım: Fernando Torres

Çoğu Liverpool taraftarı için kahraman ya da idol denildiğinde akla gelebilecek pek çok isim vardır. Genç Liverpool taraftarı için de bu, yakın dönemdeki kısıtlı başarıların olduğu dönemlerden biri olur. Bu genç taraftarların büyük bir çoğunluğu da kahraman olarak muhtemelen Gerrard ismini söyleyeceklerdir. Fakat onun dışında da Liverpoolluları heyecanlandıran bazı isimler olmuştur. İşte henüz 2 senelik taze bir Liverpool taraftarı iken takım, İspanyol forveti aldığında aynı heyecanı ben de hissettim. Benim kahramanım, Fernando Torres.

Aslında meraklı bir çocukluk dönemim olduğu ve o senelerde La Liga yavaş yavaş zirveye tırmandığı için hemen hemen hepimiz gibi ben de NTV Spor’da İspanyol futbolunu yakından takip ediyordum. O zamanlar Türkiye ligi dışında başka ligleri takip edip futbol oyunlarını yeni oynamaya başlayan meraklı bir çocuk olarak La Liga’nın hemen hemen her takımını takip etmeyi kendime görev bilmiştim.

Bu sıralarda 20’li yaşlarındaki bir forvet adından epey söz ettiriyordu. Mücadeleci oyunu, ceza sahasındaki etkinliği ve o bölgede topun mutlak hakimi olmasıyla ünlenmeye başlayan ”El Nino”, Fernando Torres. La Liga’daki bu büyüleyici performansı ile bir gün Türkiye’de tuttuğum takımda ya da 2005 Şampiyonlar Ligi Finali’nde kalbimi fetheden Liverpool’da onu görmek hayalim olmuştu. Neyse ki bu hayallerimden biri çok çabuk gerçekleşti ve Torres 2007 yazında Liverpool’a imza attı.

Onun Liverpool performansı ise hayallerimin çok ötesindeydi. Evet, belki o hayali kurulan şampiyonluğu getirmedi ama Gerrard‘ın önünde Torres izlemek çoğu kupadan çok daha güzeldi. Unutulmaz bir Old Trafford galibiyeti yaşattığında ise şampiyonluğa da çok ama çok yaklaşmıştık.

Tabiki her yıldız oyuncu gibi Torres de kupa istiyordu. Bu o dönem, kahramanımın Abramoviç’in yıldızlarla dolu kulübüne gitmesinin en büyük sebebiydi. Yaşadığım hayal kırıklığını tarif etmek çok zor. Yine de 2012 Avrupa Şampiyonası’nda her ne kadar o artık eski Torres olmasa bile onu izlemek adına heyecanla ekran başına geçtim. Bu turnuva gerçek Torres’in son zamanlarıydı. Sonrasında çok hızlı düşüşe geçen El Nino, hiçbir zaman Liverpool günlerine dönemedi. Her ne kadar Kırmızılardan ayrıldığı için kırgın da olsam, emekli olana kadar belki bir kez daha o tutkulu ve savaşçı Torres’i izleriz umuduyla ara ara maçlarını da izledim.

Futbol coşkusunu yeni almış bir çocuk için komple forvet nasıl olunur, hücumda taraftarı heyecanlandırmak nasıl olur bana ilk sen gösterdin El Nino. Bu duygular için sana minnettarım. Her ne kadar kırgınlıkları olan bir Liverpool taraftarı da olsam, forvet denilince aklıma hep o kırmızı üzerine beyaz şeritleri olan ve arkasında “TORRES 9” yazan forma gelecek.