Aston Villa – Tottenham (21.03.2021)

Aston Villa 0-2 Tottenham

Hafta içinde Avrupa Ligi’nden şok bir sonuçla elenen Tottenham, Mourinho’nun geleceğine ilişkin tartışmaların gölgesinde Villa Park’da takipçisi Aston Villa’ya konuk oldu.

İlk Yarı

Bir süredir galibiyeti unutan Aston Villa, son 10 maçta 6 mağlubiyet alan Tottenham’ı ağırladı. İki takımda da eksikler göze çarparken ev sahibi Grealish’in, konuk ekip ise Son’un yokluğunda sahaya çıktı.

Maçın başlama düdüğüyle birlikte birbirlerini tartmaya başlayan iki ekipten Tottenham sahaya klasik 4-4-2 şeklinde dizildi. Bu tercihiyle topa sahip olup, oyuna hükmetme düşüncesinde olan Mourinho’nun, en azından ilk 5 dakikada düşündüklerini sahada göremediğini söyleyebiliriz. Zira ilk 5 dakikada iki takımda özellikle geçiş oyununda yaşadığı sıkıntılarla göze çarptı.

Rakip sahaya yerleşerek, set oyununu oynamak için ilk 10 dakika sonunda sağ kanattaki Moura’yı forvet arkasına çeken Mourinho, Reguillon’u da ileride konumlandırıp başlangıç planına işlerlik kazandırmak istedi. Lakin Aston Villa’nın agresif ve yakın savunması buna pek izin vermedi. Özellikle Moura’ya yakın oynayıp, Harry Kane’in derine geldiği anlarda agresifliği de buna ekleyen ev sahibi, bu anlayışıyla Tottenham’ı kendi ceza sahasından uzakta tutmasını bildi.

Hücumda ise sağ kanat ağırlıklı aksiyonlar yaratmaya çalışan Aston Villa, Trezequet ve Traore’yi klasik kanat forvetler olarak içeriye sokup bek katkısıyla onları topla buluşturmayı düşündü. Bu düşüncelerini gerçekleştirmeye özellikle Cash’ın sürüklediği ataklarda yaklaşan Aston Villa, ilk 20 dakikalık bölümde rakibinden daha aktif göründü.

İki takımın da tempoyu bir türlü yükseltemediği maç adeta kalitesi yükseltilmiş bir Süper Lig karşılaşması gibiydi. Özellikle Mourinho’nun da bundan oldukça şikayetçi olduğunu maç içindeki görüntüsünden anlamak mümkündü. Zira dakikalar geçtikçe Mourinho’nun düşündüğünün aksine, topa sahip olan ve oyunu yönlendiren taraf Aston Villa oldu.

Twittter/ @SpursOfficial

Ancak Aston Villa bu üstünlüğünü pozisyonlara yansıtamadığı gibi, savunmada Martinez’in büyük hatasında kalesinde bir anda golü gördü. Martinez’in hatasında topu alan Moura, ver-kaçın ardından Vinicius’a servis yaparak ilk 30 dakikalık başarılı görüntüsünü bir asistle süslemiş oldu.

Tottenham’ın öne geçmesinin ardından topla daha fazla oynamaya devam eden Aston Villa, Grealish’in yokluğunda oluşan büyük yaratıcılık boşluğunu bir türlü dolduramadı. Bunun üstüne skor üstünlüğünü alıp, topu rakibine bırakan Tottenham’ın kalabalık savunması onlar için işleri iyice zorlaştırdı. Konuk ekip hücumda organize olmakta bu denli zorlandığı bir maçta gelen ikram golünün avantajlarını sonuna kadar kullandı. Bu golün dışında orta sahaları ve hücumcuları arasında Moura’nın topla kat etmesi dışında bir bağlantı kuramayan Tottenham’da Harry Kane’in servis yapmak için derine gelmesi de pek bir şeyi değiştirmedi.

Oyun anlamında hemen hemen hiçbir şey üretemeyen iki takım, soyunma odasına 0-1’lik Tottenham üstünlüğüyle gitti. Bilhassa Mourinho’nun daha düdük çalmadan içeriye gitmesi, onun memnuniyetsizliğini çok net gözler önüne sererken, yüksek yüzdeyle topla oynayan Aston Villa’nın kaleyi bulan şutunun olmaması ilk yarının ilginç notlarındandı.

İkinci Yarı

İkinci yarıya iki takım da hamle yapmadan başladı. Dean Smith ve Mourinho her ne kadar oyundan memnun olmasalar da bir süre daha neler olacağını bekleyip görmeyi seçtiler.

İkinci yarının ilk tehlikesi yine Aston Villa’nın tehlikeli bölgede kaybettiği bir topta gelirken, Harry Kane’in alıştığımız gol vuruşu Aston Villa defansına takıldı. Her ne kadar ikinci yarı pozisyonla başlasa da açıkçası oyun anlamında ilk yarıdan farklı bir görüntü oluşmadı iki takım adına.

Twittter/ @AVFCOfficial

Bu noktada söylenebilecek en net şey ise iki takımın geçişlerde yaşadığı sorundu. Buna çare olarak tüm sahada tek cevap Tottenham lehine Moura olurken, Dean Smith’in orta sahada Barkley’i neden tercih etmediğini maçı izlerken oldukça merak ettim. Zira Aston Villa o kadar üretemedi ki ilk şutları ancak 59. Dakikada geldi. Bu pozisyonun ardından oyuna en azından yaratıcılık anlamında bir müdahalede bulunur diye beklediğimi Dean Smith’in ilk hamlesi El Ghazi olurken, onun yaratıcılık konusunda ne derece katkı vereceği tartışmalıydı.

Bu değişikliğin arkasından rakip kaleyi El Ghazi ile yoklayan Aston Villa, oyunu gittikçe Tottenham ceza sahası önüne yığmaya başladı. Oyun tıpkı maçın anlatımında görev yapan Erman Yaşar ve Emre Özcan’ın da ifade ettiği üzere Mourinho’nun kontra atak tehdidine uygun hale gelirken, beklenen hamle dakika 65’te Lo Celso – Bergwijn değişikliğiyle geldi. Buna karşın Dean Smith ise yukarıda bahsettiğimiz hamleyi nihayet yapıp Barkley’i sahaya sürdü.

Twittter/ @SpursOfficial

Tam maç acaba nasıl ilerler, Aston Villa beraberliği sağlayabilir mi derken ev sahibi tıpkı ilk yarıda olduğu gibi büyük bir ikramda daha bulunarak Tottenham’a penaltı kazandırdı. Topla dışarı çıkmakta olan Kane’i düşüren Cash, rakibe hiç yoktan bir gol daha yazdırarak maçı kendileri adına çok zora soktu.

Golün ardından beklentilerin uzağında kalan bir oyun oynasa da en azından skoru alabilmenin rahatlığını yaşayan Tottenham, dakikalar ilerledikçe beklentinin aksine topu daha fazla ayağında tutan taraf oldu. Aston Villa’nın puana dair umutlarının giderek söndüğü son bölümde, iki takım da orta sahaları kolay geçmeye başladı. Buna karşın kalan dakikalarda gol sesi çıkmayınca Mourinho, zorlu deplasmandan 3 puanı çıkararak hafta için yaşanan hayal kırıklığının ardından bir nebze olsun taraftarlarının yüzünü güldürmeyi başardı.

Maçın Hakkı

Twittter/ @SpursOfficial

Maçın Hakkı’nı veren isim tartışmasız Moura oldu. Maç boyunca sahada işlemeyen iki planın arasında oyundaki farkı yaratan Moura, rakip sahanın her yerinde kendini gösterip sorumluluktan kaçmadı. İlk goldeki asistinin yanında Tottenham adına orta saha – hücum bağlantısının merkezinde olan Brezilyalı, bu payeyi sonuna kadar hak etti. Tebrikler Moura!