Real Madrid – Barcelona (10.04.2021)

Real Madrid 2-1 Barcelona

Dünya futbolunun zirvesindeki rekabet El Clasico’da Real Madrid, Alfredo Di Stefano’da Barcelona’yı ağırladı. Maçın Hakkı ekibi dev mücadeleyi sizler için analiz etti…

İlk Yarı

Dünya futbolunun zirvesindeki rekabette ilk düdükle birlikte alışık oldukları oyunu oynamayı hedefleyen iki dev, şüphesiz birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini çok iyi biliyordu. Barcelona’nın bir hayli formda geldiği karşılaşmaya hafta içinde aldığı Liverpool galibiyetiyle morallenerek çıkan Real Madrid, ilk dakikalardaki Barcelona baskısına karşı sakinliğini koruyarak rakibini karşıladı.

Real Madrid karşısına baskı hattını ön alana taşıyarak başlayan Barcelona, karşısında Zidane’ın bu maça özel olarak tercih ettiği sağ kanat Valverde’nin de yardıma geldiği 5’li bir defans hattı buldu. Zidane’ın büyük maçlara çok iyi hazırlandığı zaten artık herkesin malumu. Fransız efsanenin bu maçtaki alemet-i farikası orta sahanın merkezinde oynamasına alışkın olduğumuz Valverde’yi sağ kanatta tercih etmesiydi. Bu sayede Barcelona’nın Alba üzerinden yaptığı akınları durdurmayı planlayan Zidane, bunun yanında hem orta sahaya direnç hem de geçiş oyununda avantaj elde etmeyi ummuş olmalı. Ancak ilk 10 dakikadaki en net pozisyonun Messi’nin pasında arkadan bindiren Alba’nın içeriye çevirdiği topta gelmesi, Valverde’nin en azından ilk görevini zaman zaman aksattığını gözler önüne serdi.

Meslektaşının planları karşısında galibiyet için alışıldık oyunundan taviz vermeyen Koeman ise, Real Madrid karşısında önde baskıyı tercih etti. Ancak Real Madrid karşısında önde baskıyla sonuç almanın hayli zor olduğu da bir gerçek. Zira Eflatun Beyazlılar önde baskıyı karşılama ve sakinliği koruma konusunda Avrupa’nın belki de en iyi takımlarından biri. Bu maçta da gösterdiler ki baskıdan çıkma konusunda hiç acele etmeden ve neredeyse her zaman doğru tercihi yapan savunmalarıyla bu konuda fire vermeye niyetleri yok.

Real Madrid’in kompakt halindeki takım savunmasını açmak için dünyanın bütün savunmalarını açabilecek bir çilingire sahip olan Barcelona, bu çilingiri maçın ilk bölümünde yeterince etkin kullanamadı. Ronaldo sonrasında Real Madrid maçlarında sıfır çeken Messi, ilk bölümde de hayli etkisiz göründü. Oyunu Real Madrid ceza sahasının önünde oynayan Barcelona, akışkan pas trafiğini bir türlü sahaya yansıtamadı.

Twitter/ @realmadrid

Buna karşın tartışmasız Avrupa’nın en iyi hızlı hücum takımı olan Real Madrid doğru anı kolladı ve aradıkları fırsatı dakika 14’te buldu. Valverde’nin orta sahada attığı çalımla bir anda çok geniş alanlar bulan Real Madrid, Vazquez’in ortasına golcüsü Benzema’nın elit vuruşuyla skor üstünlüğünü aldı. Bu golle birlikte hızlı atak tehdidini bir kez daha rakibine gösteren Real Madrid, El Clasico’da avantajı erken elde etti.

Golden sonra Barcelona oyun planından taviz vermeden devam etmeye çalışırken Zidane dönemi Real Madrid geliştirdiği üst düzey takım savunmasıyla daha rahat gözüken taraf oldu. Bu takım savunmasında Benzema’nın katkısı da altı çizilmesi gereken başka bir unsur. Şahsi fikrim, hali hazırda eşi benzeri olmayan bir bağlantı oyuncusu olan Fransız forvet bu maçta da sık sık orta sahaya kadar gelerek birçok kontra atağı başlatan isim oldu.

Dakikalar geçtikçe oyun tamamen Real Madrid’in istediği biçimde gelişirken ev sahibi ikinci golü de bularak iyice rahatladı. Kroos’un kullandığı serbest vuruşta Dest’in sırtından seken top ağlarla buluşurken Real Madrid 30 dakika dolmadan farkı 2’ye çıkardı ve avantajını perçinledi.

Twitter/ @realmadrid

Bu golün ardından da hiçbir şey değiştirmeyen Koeman’ın öğrencileri, Real Madrid’in hızlı hücumlarında tehlikeler yaşamayı da sürdürdü. Bu noktada tek çözümü Messi’nin ayağından arayan bir görüntüye bürünen konuk ekip, rakip savunmayı bir türlü açamadı. Gole dakika 45’te kullanılan kornerde direkt olarak kaleye süzülen topla çok yaklaşan Barcelona, bu ekstra golden de direk yüzünden oldu.

İlk yarı 2-0’lık Real Madrid üstünlüğüyle sona ererken, ilk 45 dakika itibariyle Zidane’ın yine bir büyük maçta çok iyi bir plan oluşturduğu görmüş olduk. Pragmatist oyun planları konusunda oldukça başarılı olan Fransız teknik adam, bu başarısını bu sezon bir defa daha göstermiş oldu.

İkinci Yarı

İlk yarıda işlemeyen oyununa Griezmann hamlesiyle müdahale eden Koeman’ın Sergio Dest‘i kenara alarak hücumda ekstra bir pas istasyonu daha oluşturdu. İkinci yarının başından itibaren tıpkı ilk yarıda olduğu gibi topa sahip olup rakip ceza sahası çevresinde konumlanan Barcelona, erken bir golle maça ortak olmanın yollarını aradı.

İkinci yarıdaki düdükle başlayan yağmur git gide şiddetlenirken oyuncular için konsantrasyonun üst seviyede olmasını gerektirecek bambaşka bir etken daha oyuna eklenmiş oldu. Özellikle yerleşerek top çevirmeyi sürdüren Barcelona, Real Madrid’i topun peşinde koşturacak hızlı pas kombinasyonlarını gerçekleştirmekte zorlanırken; kaptırdıkları toplarda devamlı geriye koşmaları onları fiziksel olarak yıprattı. Bir noktada Real Madrid kazandığı toplarda Barcelona orta sahasını o kadar rahat geçmeye başladı ki üç dört pozisyon üst üste kendilerini rakip ceza sahasının önünde buldular ancak bu pozisyonları değerlendiremediler.

Twitter/ @FCBarcelona

Real Madrid’in oyun üstünlüğünü almaya başladığı dakikalarda ise gol Barcelona tarafından, sürpriz bir isimden geldi. Messi‘nin pasında doğru zamanda doğru yerde ekstra adam olarak bulunan Mingueza topu zor da olsa ağlara yollayarak takımına umut verdi.

Bu golün ardından morallenen Barcelona, Real Madrid kalesine daha özgüvenli yüklenirken Valverde‘nin çıkışıyla rahatlayan Alba da oyuna katılmaya başladı. Böylece pas istasyonlarını çoğaltan Koeman’ın öğrencileri ceza sahasına görece daha kolay girmeye başladı.

Real Madrid ise etkisini arttıran Barcelona ataklarına karşı kontra ataklarda gol pozisyonları bulmaya devam ederken özellikle Vinicius‘un son paslardaki beceriksizliği nedeniyle skoru değiştiremedi ve Barcelona’yı oyunda tutmaya devam etti. Git gide oyundaki ağırlığını hissettirmeye başlayan Messi ev sahibinde tedirginlik seviyesini arttırırken Mingueza‘nın sürpriz koşuları Madrid savunmasının dengesini bozdu.

Twitter/ @FCBarcelona

Barcelona’nın oyunu tamamen eline alması karşısında hamlelerini yapmaya başlayan Zidane, Marcelo – Isco – Mariano üçlüsünü oyuna alırken ağır topları (Benzema – Kroos) ve ikinci yarıda atakları harcayan isim olan Vinicius‘u oyundan aldı. Buna karşın oyuna Moriba‘yı alan Koeman 4-3-3’e dönerek en azından beraberliği sağlayacak o golü bulmayı hedefledi. Bu hedefle Braithwaite ve Trincao‘yu da sahaya atan Hollandalı böylece tüm kozlarını oynamış oldu. Ancak özellikle Real Madrid’in değişiklikleri sonrasında ileride yaptıkları agresif baskı, konuk ekip adına oyunu rakip alana yıkmayı zorlaştırdı.

Son 5 dakikaya girilirken artık tamamen savunmaya çekilen Real Madrid, 3 puan için Zidane geldiğinden beri gün be gün gelişen takım savunmasına güvenmeyi seçti. Özellikle iki as stoperinin olmadığı bir periyotta (ki bunlar Varane ve Ramos gibi dünyanın sayılı isimleri) takım savunmasını bu kadar üst düzeyde yapmak gerçekten takdiri hak ediyor. Fakat bu anlamda belki de Real’e vurulabilecek en büyük darbe dakika 90’dan Casemiro‘dan geldi. Kırmızı kart ile oyun dışında kalan Casemiro, maçın yıldızlarından biri olduğu akşamda yapmaması gereken bir hata yaptı.

Ancak buna rağmen maçta başka gol sesi çıkmadı ve Real Madrid ilk yarıdaki üstün oyunuyla ve son dakikalarda direğin yardımıyla maçı kazanmasını bildi.

Maçın Hakkı

Twitter/ @realmadriden

Maçın Hakkı’nı veren isim özellikle ilk yarıdaki performansıyla Karim Benzema oldu. Son zamanlarda oldukça üstün bir form grafiği yakalayan Fransız yıldız, Real Madrid gibi bir takımın 9 numarası olmanın yükünü sırtında çok başarılı bir şekilde taşımayı sürdürüyor. Tebrikler Benzema!