Geçmişten Bugüne Avrupa Süper Ligi Projesi

19 Nisan 2021 tarihi yıllar sonrasında şöyle okunacak: O gün futbol değişti, sonsuza kadar… Maçın Hakkı ekibi, Avrupa Süper Ligi’nin kuruluşuna, geçmişten getirdikleriyle geleceğe ışık tutarak bakıyor. Bu yazı başka yerde yok!

19 Nisan 2021 gecesi futbolseverler ve spor kamuoyu için tarihi bir gece oldu. 18 Nisan akşam saatlerinde 12 Avrupa kulübünün UEFA ve FIFA’dan ayrı bir lig üzerinde anlaştıkları ve açıklamanın kısa süre içerisinde yapılacağı bilgisi sosyal medyada ve kulislerde dolaşmaya başladı. Kısa sürede özellikle UEFA ve FIFA nezdinde infiale sebep olan bu bilgiye karşı, ülke federasyonları ve Avrupa Kulüpler Birliği başta olmak üzere yerel birliklerden kınama mesajları birbiri ardına ajanslara düştü. UEFA ve FIFA, bu organizasyona katılım sağlayan kulüpler, futbolcular ve personelin UEFA ve FIFA organizasyonlarından men edileceğini açıklarken, spor kamuoyunda bu yapının futbolun ruhuna aykırı olduğu düşüncesi yüksek sesle dillendirildi.

Tüm sporseverler neler olacağını merakla beklerken, ilk açıklama 01:23’te Real Madrid’den geldi ve Avrupa Süper Ligi resmen kurulmuş oldu. Açıklamada Arsenal, Liverpool, Manchester United, Manchester City, Chelsea, Tottenham, Milan, Inter, Juventus, Atletico Madrid, Real Madrid ve Barcelona’nın aralarında olduğu 12 kulübün “Avrupa Süper Ligi”ni kurdukları, organizasyonun başkanlık görevine Florentino Perez’in (Real Madrid) getirildiği belirtilirken, Perez’in yardımcılıklarına ise Andrea Agnelli (Juventus) ve Joel Glazer’in (Manchester United) atandığı belirtildi. Real Madrid’in bu açıklamasının ardından diğer kulüplerden de peş peşe açıklamalar gelirken dünya futbolu eşine daha önce rastlanmayan bir kaosun içinde düşmüş oldu.

12 kurucu üyeye 3 yeni üye daha ekleneceğini açıklayan Avrupa Süper Ligi, 10’lu iki gruptaki mücadelelerin ardından çeyrek finalistlerin belirleneceğini ve bu gruplardaki dördüncü ve beşinci takımların kalan çeyrek final bileti için play-off oynayacağını belirtti ve ayrıca çeyrek finaller ve ileriki turların iki maçlık eliminasyon şeklinde oynanacağı da açıklandı. Avrupa Süper Ligi Başkanı Perez: “Bu projeyle birlikte futbolun her seviyesine yardımcı olacağız ve futbolu dünyada doğru noktalara taşıyacağız” diyerek ilk açıklamasını da yapmış oldu. Bu açıklamaların birkaç dakika sonrasında hali hazırda yürütmekte olduğu Avrupa Kulüpler Birliği Başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıklayan Avrupa Süper Ligi Başkan Yardımcısı Andre Agnelli ise “12 Kurucu kulübümüz dünya çapında milyarlarca taraftarı ve 99 Avrupa kupasını temsil ediyor. Bu kritik anda bir araya geldik, Avrupa rekabetinin bu organizasyona dönüştürülmesini sağladık” dedi. Bu açıklamaların ardından UEFA ve FIFA’nın olağanüstü toplanacağı bildirildi. Peki Avrupa futbolundaki bu krizin perde arkasında neler var? Sizleri bugünden yaklaşık 3.5 yıl öncesine götüreceğim…Haydi gelin, birlikte hatırlayalım.

Hafızası Olanlar için Geçmiş, Geleceğin Habercisidir.

22 Ekim 2018’de Der Spiegel tarafından European Investigative Collaborations (EIC) konsorsiyumuyla paylaşılan ve kamuoyuna Football Leaks olarak yansıyan belgelerde, 11 Avrupa kulübünün 2021-2022 sezonu için yeni bir lig kurmayı hedefledikleri yer almıştı. Yaklaşık 30 yıllık mazisi olan bu fikrin hayata geçirilmesine ilişkin bu ilk büyük adım o dönem basın yayın organlarında da yer almış ve tıpkı bugün olduğu gibi futbolseverlerin yoğun tepkisiyle karşılaşmıştı.

22 Ekim 2018 gecesi, bugün Avrupa Süper Ligi Başkanı olduğu açıklanan Florentino Perez’e yollandığı iddia edilen bir e-posta dikkat çekiyordu. 13 sayfalık bu belgenin başlığında “Avrupa Süper Ligi Ön Protokolü” yazarken içeriğinde ise bu protokolün, kurucusu olarak belirlenen 11 kulübün imzasına açıldığı belli oluyordu. Bu kulüpler Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Manchester City, Chelsea, Arsenal, Liverpool, Paris Saint-Germain, Juventus, AC Milan ve Bayern Münih idi. Belgeye göre 2021-2022 sezonunda Avrupa Süper Ligi’nin kurulması planlanmış ve lige 20 yıllık bir ömür biçilmişti. Bu 11 kulübün yanında davet edilecek ilk kulüpler Atletico Madrid, AS Roma, Borussia Dortmund, AS Roma ve Olympique Marseille olarak belirlenmişti. Toplamda 16 takımla oluşturulacak bu ligin yönetiminin ise tıpkı UEFA gibi bir üst kurulun eline bırakılması yine o günlerde belirtilen önemli maddelerdendi.

Bu gece itibariyle, 3.5 yıl önce planlanan yapının hayata geçirildiğine hep birlikte şahit olmuş durumdayız. Bu bilgilerden anlaşıldığı üzere, kulüpler başlarına gelebilecek yaptırımlara daha o günlerde hazırlık yapmış, Şampiyonlar Ligi’nin ve dolayısıyla UEFA’nın içini boşaltmak için çalışmalarını 3.5 yıl öncesinden “gayri-resmi” olarak başlatmışlar. Burada akıllara gelen soru, hali hazırda dünya futbol endüstrisinde en büyük payı alan bu kulüplerin neden böyle bir işe kalkıştıkları. Bu sorunun cevabı aslında çok basit: zenginken daha çok zenginleşmek ve kendilerine ait olduğuna inandıkları ve bir oyun olduğunu çoktan unuttukları futbol pastasının tamamına sahip olmak. UEFA’nın gelirlerinin büyük bölümünü bu kulüplerin yarattıkları katma değerle oluşturdukları düşünüldüğünde, kulüplerin daha fazlasını istemesi şaşırtıcı olmamalı.

Photo by John Guccione http://www.advergroup.com on Pexels.com

Avrupa Süper Ligi projesi, merkezinde yukarıda bahsettiğimiz üzere katılımcı kulüplerin gelirlerini arttırmak olan NBA tipi bir proje olarak görülebilir. Zira daimi katılımcı olan kulüpler, kendi oluşturdukları üst yapıyla yönetildikleri için oluşacak muazzam gelirin tek sahibi konumunda olacaklar. 19 Nisan 2021 gecesinde açıklanan kulüplere bakıldığında, hepsinin hali hazırda kendi liglerindeki en büyük gelir kalemlerine sahip oldukları görülmekte. Hal böyleyken Avrupa Süper Ligi’ne katılım sağlayan kulüplerin sadece “ayak bastı parası” olarak 400M dolara yakın para alacağını da hesaba katarsak ortaya hesaplaması dahi zor olan bir kaynak çıkıyor.

22 Ekim 2018’de ortaya çıkarılan belgelere göre, merkezi İspanya olacak Avrupa Süper Ligi Şirketi, kurucu kulüplerin yönetiminde yayın haklarından, pazarlamaya, sponsorluklardan, reklam gelirlerine tüm paranın tek sahibi olacak ve bu devasa gelirleri katılımcıları arasında dağıtacaktı. Bugün buna dair bir açıklama yapılmasa da, o günün belgelerinde bu pastadan en büyük payı %18.77 ile Real Madrid’in alacağı belirtilirken en küçük pay ise %4.27 ile A.C Milan şeklinde ön görülmüştü. Bu dağıtımın denetimini de yine kulüplerin bizatihi kendilerinin yapacağı açıkken, o gün yayınlanan belgelerde UEFA’dan hiç bahsedilmemesi bugün açıklanan Avrupa Süper Ligi’nin neleri göze aldığını kanıtlar nitelikte. Kısaca özetlemek gerekirse dev kulüplerin hiçbir aracı kurum ve denetleme mekanizmasına ihtiyaç duymadan, hakemlerinden, finansal fair-play yapılarına kadar tamamını kendilerinin kurduğu bir yeni futbol düzeninin peşinde oldukları görülmekte. Peki bu düzende bizim gibi küçük futbol ülkelerinin yeri nerede? Bu soruya cevap vermek için yine geçmişte basına sızmış belgelerden yansıyanlara bakalım, zira belgelerde var olanlar birer birer gerçekleşirken cevabı başka yerde aramak beyhude bir çaba olacaktır.

Photo by Karolina Grabowska on Pexels.com

Football Leaks’e yansıyan 2015 tarihli belgelerde Real Madrid’in iki yöneticisine “top secret” ibareli mailler atıldığı görülüyor. Amerikalı bir spor organizatörü tarafından atılan bu e-postalarda yer alan Avrupa Süper Ligi taslağına göre bu kez ligin 18 takımdan oluşacağından bahsedilmiş. 17 takımın Avrupa’nın 5 büyük ligindeki devlerden oluşacağı, geriye kalan 1 takımlık kontenjanın ise Portekiz, Hollanda, Rusya ve Türkiye ( evet ne şanslıyız ki bize de bir takımlık yer ayırmışlar ) liglerinin en iyileri arasında yarışma usulüyle seçileceği belirtilmiş. Tüm takımlar belirlendikten sonra ise haftada 3 maç günü belirlenip, bu karşılaşmaların yayınlarına ilişkin detaylar taslak halinde hazırlanmış. Bu sistemde kulüp başına 500 milyon avro kazanç öngörülmüş. Bu e-posta trafiğinden kısa bir süre sonra Real Madrid’in La Liga ve Şampiyonlar Ligi’nden ayrı yeni bir lig kurulabileceğine ilişkin tartışmaları başlatması da gördüğümüz üzere tesadüf değilmiş.

Takvim yapraklarını biraz daha ileriye sardığımızda yine aynı kaynaktan yansıyan belgelerde Amerikalı organizatörün Şubat 2016’da Premier Lig’in devleriyle Londra’daki lüks bir otelde gerçekleştirdiği toplantı göze çarpmakta. Gizli yapılması planlanan o toplantının İngiliz basınına sızdığı ve o günlerde epey sükse yarattığını hatırlamak mümkün. O günlerde kulüplerin en çok rahatsızlık duyduğu konunun “bir kartel oluşturmuş gibi gözükmek” olduğunu da yine belgelerden çıkarmak mümkün.

2016’daki bu görüşmenin sızmasının ardından Avrupa Süper Ligi tartışmaları sanki hiç yaşanmamış gibi bir anda medyanın ve spor kamuoyunun gündeminden silindi ve sanki tamamen bir futbol fantazisiymiş gibi akıllardan uçtu gitti. Bu tartışmaların unutulmaya yüz tuttuğu takip eden aylarda ise UEFA, Şampiyonlar Ligi formatında bazı değişiklikler yapacağını ve 5 büyük ligden daha fazla katılım sağlanacağını açıklayarak kendi pastasının bir bölümünü daha devlere verdi. Ancak devam eden süreçte Avrupa devlerinin bundan da doymadığı ve daha fazlasını istediği geldiğimiz noktada artık ayan beyan ortada.

Şimdi Ne Olacak?

Avrupa Süper Ligi’nin resmen kurulmasının ardından şimdi ne olacağı belki de en çok sorulan soru. Futbolseverler işin romantik boyutuna üzülüp, çok sevdikleri oyunun birkaç elit kulübün kartelinde hapsolduğunu düşünedursunlar UEFA ve FIFA için bu karar (iddia ettiklerinin aksine) tek bir anlama geliyor: gelir kaybı ve kurumların işlevsizleşmesi. Açıklamalara bakacak olursak UEFA ve FIFA, Avrupa Süper Ligi katılımcılarını topyekun sistemden aforoz edeceğini söylüyor. Fakat bunun bir blöf olma olasılığı da yabana atılamayacak kadar yüksek. Zira dünyanın en iyi 15 kulübünde oynayan dünyanın en iyi futbolcuları, hali hazırda futbol endüstrisinin bu denli büyümesinin başlıca sebepleri. Onların olmadığı bir Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupası (ben bu yazıyı yazarken Florentino Perez gerekirse kendi Dünya Kupası organizasyonlarını yapabileceklerini açıkladı) ne denli kıymetli olacak? Belki futbolun romantikleri için sarı altın kupa gönüllerdeki yerini hiç kaybetmeyecek ancak sponsorların ve koca endüstrinin romantiklerden olmadığı da çok açık. Bu yüzden kişisel kanaatim yıllar öncesinde sessizce başlayan titiz bir çalışmayla 19 Nisan 2021’in UEFA ve FIFA’nın kendi kurdukları çarpık sistemlerden, daha çarpık bir sistem uğruna atıldığı tarih olarak hatırlanacağı. UEFA ve FIFA, yıllarca büyük kulüplerin etinden sütünden yararlanmak için onları o kadar kayırdı ki, büyük kulüpler Leviathan’a dönüşüp içinden çıktıkları sistemi yok etti. Porto’nun, Monaco’nun, Galatasaray’ın Avrupa devlerinin elinden kupa aldığı hikayeler, bu sistemde inandırıcılıktan uzak birer peri masalına dönüşecek ve belki de 10 yıl sonra Real Madrid Başkanı, Türkiye’ye gelip kendisini eleştiren basın mensuplarına şöyle diyecek: “Türkiye’de 30 milyon taraftarı olan bir takım olarak, kimse bizi karşısına almasın!”.

19 Nisan 2021’den tarihe not düşüyoruz. Bugün futbolun sonsuza kadar değiştiği gün.