YİNE HÜSRAN: FENERBAHÇE 2020-2021 SEZONU (Bölüm 3)

EMRE BELÖZOĞLU’NUN YETMEYEN YENİLİKLERİ

31.haftada ilk kez takımın başında sahaya çıkan yeni Teknik eski Sportif Direktör Emre Belözoğlu farkını üçüncü maçından itibaren ortaya koymaya başladı. İlk iki maçı olan Denizlispor ve Malatyaspor maçlarına tıpkı Erol Bulut tarzı bir oyunla çıkan yeni hocanın
oyuncu tercihleri de aynı sayılırdı. Tek farkı Samatta’ya bir şans tanıması oldu ki kendisi de o vakaya doktorun artık reçete yazamayacağını yakın zamanda anlayacaktı.

Twitter / @Fenerbahce

Bu iki maçtan dört puan çıkarıldı ve berabere kalınan Yeni Malatyaspor deplasmanında da takımın mücadele isteği ortadaydı. Zirvenin maç fazlasıyla 4 puan gerisinde duruyordu takım ve hiçbir şey bitmiş değildi.

3-1 kazanılan Gaziantepspor maçıyla beraber hem Kadıköy yeniden maç kazanılabilen bir yer haline geldi hem de taraftarlar gördüğü oyundan dolayı yeniden umut beslemeye başladılar. Sonunda takıma katılabilen İrfan Can’ın da gelişiyle Emre Belözoğlu, 4-5-1 gibi Sosa’nın merkezde olduğu tamamen yaratıcılık ve tekniğe dayalı bir orta saha takımı kurguladı.

Bu takım fiziksel zaafları olsa da pas kalitesi ve rakip yarı sahaya yerleşen kompakt oyunuyla Sarı Lacivertlileri gole daha yakın bir takım haline getirdi. Tabi Emre Hoca’nın gelişiyle beraber oyuncuların hırsı ve isteğinde de gözle görülür bir artış oldu. Fenerbahçe’deki yeni anlayış hem oyun hem skor olarak taraftarı tatmin etti. Doksan dakika aynı oyunu oynamakta zorlansa da takım 45-60 dakikalık pasajlarla galibiyete eskisinden daha kolay ulaşıyordu. Hele bir de Altay Bayındır’ın antrenmandaki sakatlığı sonrası kaleye Harun Tekin’in geçmesine rağmen alınan puanlar beklentisi kalmayan taraftarları mutlu ediyordu.

Belki de Fenerbahçe için başarının sırrı buydu; beklentiyi düşük tutmak. Sivasspor maçında bunu bir kez daha görecektik. Emre Belözoğlu döneminde Alanyaspor ve Yeni Malatyaspor beraberlikleri dışında bütün maçlar kazanıldı. (Bu maçların analizlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz)

Twitter / @Fenerbahce

Özellikle 39. Haftada Kadıköy’de oynanan Erzurumspor maçı Sarı Lacivertlileri mest eden cinstendi. İlk 14 dakikada 3 gol bulundu ve takım adeta uçuyordu. İrfan Can’a ek olarak sakatlıktan dönen Mesut Özil de katkı vermeye başlamıştı ve Fenerbahçe gerçekten izlemesi keyifli bir hücum takımına dönüşüyordu. Sivasspor maçına kadar Emre Belözoğlu’nun ortaya koyduğu yenilikleri şöyle özetleyebiliriz:

  • Jose Sosa ilk 11’e monte edildi ve takımın liderliği ona verildi. Tecrübeli Arjantinli de lakabının hakkını verircesine merkezden bütün takımı bir “Maestro” gibi yönetti ve hücum organizasyonlarının odak noktası oldu. Bunun yanı sıra verdiği savunma katkılarıyla da keşke daha önce verim alınsaydı dedirtti.
  • Luiz Gustavo kulübeye çekildi ve bu hamle beklenildiği kadar büyük bir zaaf yaratmadı. Aksine takımın hücum etkinliği arttığı için belki de Emre Hoca gelene kadar takımın en istikrarlı isimlerinden biri olarak görünen Brezilyalı için acaba “el freni” miydi bile denildi.
  • İrfan Can ve Pelkas kanatlarda oyun kuruculuğu üstlendi ve bu durum sezon boyu kanatlardan katkı alamayan Fenerbahçe’ye ilaç gibi geldi. Bu isimlerin çizgiye inip attıkları ara paslar veyahut merkezden verdikleri ince toplar takım arkadaşlarını gole çok yaklaştırdı. Bu kompakt ve daha az koşulan oyun Mesut Özil’den bile belirli ölçüde verim alınmasını sağladı.
  • Bekler Caner ve Gökhan eskisi kadar hücuma katılmazken savunmada da kusursuz bir oyun sergilemediler. Bu durum Novak mı oynamalı acaba sorularını doğurdu ve Fenerbahçe’de Emre Belözoğlu forma adaletini sağlayabiliyor mu soruları doğdu.
  • Özellikle Sivasspor maçı ile birlikte belki de Emre Hoca’nın en çok eleştirilen yanı yaptığı değişiklikler oldu. Her değişiklikle birlikte takım daha geri gittiği gibi oyun sistemi de değişiyordu. Bu durum da rakibin oyunu ele almasına sebep veriyordu. Özellikle Kadıköy’deki sezonun final mücadelesi olan Sivasspor maçında 0-2 geride olunmasına rağmen sezonun yıldızlarından Pelkas ve Ozan’ın kenara alınması “Emre daha tecrübesiz bundan da olmazmış” dedirtti çoğu taraftara.
  • Her şeye rağmen Emre Belözoğlu’nun yaptığı en başarılı iş Enner Valencia’dan aldığı verim oldu. Diğer bütün hücum oyuncularının yokları oynadığı bir sezonda hoca değişikliğiyle beraber Ekvatorlu oyuncu adeta uçuşa geçişe geçti. Yeni oyun sistemine tabiri yerindeyse cuk oturan tecrübeli isim, her maç gol ve asist katkısı yapmaya başladı. Ön alandaki baskının kilit oyuncusu haline gelirken savunma katkısı da hiç yabana atılacak cinsten değildi. Takımının son haftalardaki hücum yükünü tek başına sırtladı ve son maça kadar da şampiyonluk potasında takımını tuttu.

NİHAİ KARAR

Emre Belözoğlu’nun göreve gelmesiyle kurulan yeni oyun sistemi Fenerbahçe’yi şampiyonluğun kıyısına kadar getirdi. Sivasspor maçında alınacak bir galibiyet belki Sarı Lacivertlileri şampiyon yapacaktı ve genç hoca 10 maçta takımını zafere taşıyarak dokunulmaz bir kahraman haline gelecekti.

Twitter / @SivassporKulubu

Olmadı. Ölüm kalım maçlarının ölen tarafı Fenerbahçe yine baskıyı kaldıramadı. Sivas maçı yeni oyundan da çok uzakta kaldı, yine kitlenip kalan bir Fenerbahçe izledik ve kenardan da bir katkı gelmeyince Sarı Lacivertliler şampiyonluğu Kadıköy’de kaybetti. Bu belki de sezonun özetiydi onlar için. 7 maç kaybedildi Kadıköy’de. Bunlardan biri bile kazanılmış olsa şampiyondu belki de Fenerbahçe.

Erol Bulut daha önce gitmeliydi dedi çoğu taraftar. En geç Galatasaray mağlubiyeti sonrası mesela. Ya da Emre’ye yetersiz dendi onun yerine daha tecrübeli bir isim gelse bu final kaybedilmezdi. Kim ne derse desin olan oldu biten bitti.

Büyük umutlar ve transferlerle başlanan bir sezonda daha Fenerbahçe hüsrana uğradı. Ali Koç üçüncü sezonunda da sportif başarıyı yakalayamadı, takım Şampiyonlar Ligi elemelerine bile kalamadı.

Bunun sebebi bana sorarsanız geç alınan kararlar oldu. Her anlamda. Erol Bulut daha önce gidebilirdi, oyun daha önce değişebilirdi, en basitinden Sosa ilk 11’e daha erken girebilirdi. Fenerbahçe’nin en alt kademeden en üst kademeye kadar ciddi bir karar alma sorunu var, korku daha ağır basıyor camiada. Buna bir de algı kontrolü ve beklenti ayarlamasının yapılamaması eklenince 8 yıllık başarısızlık ortaya çıkıyor. Fenerbahçe’nin ayağı yere basan daha kontrollü bir planlamaya ve sakin kalmaya ihtiyacı var. Yoksa bu başarısız geçen sezon sayısı 8 de olur 18 de.

YİNE HÜSRAN: FENERBAHÇE 2020-2021 SEZONU (Bölüm 2)

“Gel beraber Mesut olalım…” Son 7 haftada toplanan puanlar yönetimi de mutlu etmiş olacak ki kış transfer sezonunda bile çok kritik isimler takıma dahil edildi. Gelişi olay olan, yüz binlerce insana uçak takip ettirten “Dünya Yıldızı” Mesut Özil Arsenal ile sözleşmesi bitmesine yarım sezon kala takıma dahil edildi. Doğal olarak en büyük sesi bu transfer […]

YİNE HÜSRAN: FENERBAHÇE 2020-2021 SEZONU (Bölüm 1)

Her zamanki gibi “şampiyon” olunan bir transfer sezonu, “camianın evladı” genç ve potansiyelli teknik direktör Erol Bulut ve yeni transferlerin “Emre Abisi” … Son derece yüksek motivasyonla, otoritelerin favorisi olarak sezona giren Sarı Lacivertliler adına her şey mükemmel görünüyordu aslında. Ali Koç, başkanlığının üçüncü sezonunda finansal başarılarına sportif bir zafer de ekleyerek yeni kongreye girmeye […]