Manchester City – Chelsea Taktik Analiz (29.05.2021)

Manchester City 0-1 Chelsea

UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde iki İngiliz devi Manchester City ve Chelsea, Estadio do Dragao’da karşı karşıya geldi. Yüksek tempoda geçen bu güzel maçta sahada doğruları yapma konusunda çok daha iyi olan Chelsea, takım oyunu ve disiplininden taviz vermeyerek 9 sene sonra Avrupa’nın en büyük kupasını müzesine götüren taraf oldu.

İlk Yarı

Bir final maçı olmasına rağmen iki İngiliz temsilcisi de maça baskıdan ödün vermeyerek başladı. Manchester City baskısını ön alandan itibaren başlatırken Chelsea ise, baskıyı 2. bölgeden başlayarak rakibini daha derinde karşılayan taraf oldu maçın ilk dakikalarında.

Maçın ilk bölümünde topun beklendiği üzere Manchester City’de kaldığını gördük. Pas oyunuyla rakip alana geçmek isteyen Manchester ekibi, özellikle orta sahada rakibinin baskısını hızlı pas oyunuyla kıramayınca istediği erken golü bulamadı. Yakaladıkları ilk tehlikeyi ise oyun kurma ve pozisyon hazırlama becerisi oldukça yüksek Brezilyalı kaleci Ederson‘un Sterling‘e gönderdikleri top ile bulsalar da Mendy bu pozisyonda gole izin vermedi.

Twitter/ @ ChelseaFC

Chelsea tarafında ise daha sonuç odaklı ve direk rakip kaleyi düşünen bir oyun anlayışı gördük. Stoper üçlüsünün sağ tarafında Azpilicueta‘nın oluşu ve orta sahanın sağında da James‘e ilk 11’de yer verilmesi, Tuchel‘in Zinchenko ve Sterling‘in olduğu kanada ekstra önlem aldığının göstergesiydi. Ancak De Bruyne‘nin sık sık sol kanada gelmesiyle bu özel önlemler de yer yer eksik kaldı. Ancak özellikle ilk 20 dakikalık bölüm için Chelsea savunması, top kendilerindeyken oldukça iyi yer değiştiren ve boş alan yaratan rakibi karşısında iyi iş çıkardı. Bu bölümde hızlı hücumlar ile çok sayıda pozisyona da giren Londra ekibi, Werner her zamanki gibi son vuruşlarda sıkıntı çektiğinden dolayı golü bulamadı.

20. dakikadan sonra pozisyon bulma konusunda daha etkili bir Manchester City izledik diyebiliriz. Chelsea’nin kanat bekleriyle beraber top rakibindeyken 5li savunmaya dönmesiyle oyununu merkeze taşımak zorunda kalan City, bu bölümde dar alanda ilk 20 dakikaya nazaran daha etkili oldu ve pozisyonlara girdi ancak dakikalar geçtikçe hücumda kaptırılan toplar Chelsea’nin kanat bekleri ile tekrardan kendi kalelerine atak olarak döndü. City’nin bu dakikalarda James ve Chilwell‘i aşabildiği dakikalarda ise Rüdiger ve Kante ikilisine takıldığını belirtmek gerekir. Chelsea savunmasını daha derine geçtikçe oyunu daha ileride kuran City, top kayıplarında daha fazla pozisyon vermeye başladı. Chelsea oyunu daha önde kurmasına rağmen rakibi kadar pozisyon vermedi ve ilk yarının sonlarında da daha etkili olan taraftı. Zaten Londra temsilcisi, Werner‘in harcadığı sayısız pozisyondan sonra Chelsea sol kanadından başlayan hızlı hücumda golü Havertz‘in ayağında buldu ve 1-0 öne geçen taraf oldu.

Twitter/ @ ChelseaFC

İlk yarının geneline bakacak olursak, daha önceki final maçlarında görmediğimiz bir tempo gördük sahada ilk yarıda. Final oynayan iki tarafın da Premier Lig ekibi oluşu ve savunmadan ziyade hücumu düşünmeleri Şampiyonlar Ligi finaline yakışacak tempoyu da ortaya çıkartmış oldu. Rakibi oyunu daha önde kurmasına rağmen rakibinden daha az pozisyon bulan Manchester City, dar alanda istediği verimi alamadı ve kaptırdığı toplarla sık sık hızlı hücumlarla izin verdi. Bunun cezasını ise 42. Dakikada Havertz kesmiş oldu.

İKİNCİ YARI

İkinci yarıda daha defansif bir oyun oynamaya başlayan Chelsea, topu yine rakibine bıraktı ve kontra atak bekleyerek pozisyon bulmaya çalıştı. Londra ekibinin bu yarıda kendi yarı sahasına bu kadar gömülmesi ilk yarıdaki tempoyu bu yarının ilk bölümünde görmemize engel oldu ancak Şampiyonlar Ligi finali oynuyorsanız ve hele de öndeyseniz, tempo aklınıza son gelecek şeylerden birisi.

İlk yarıda De Bruyne dışında varlık gösteremeyen City orta sahası bu yarının ilk bölümünde de etkili olmaktan uzaktı. Rakibinin bu kadar geriye yaslandığı bir bölümde dahi dönen topları toplamakta sıkıntı çektiler ve hücum sürekliliğini sağlamakta oldukça zorlandılar. Oyunu rakip sahaya yıkmalarındaki en önemli faktör ise Chelsea’nin buna izin vermiş olmasıydı.

60. dakikada De Bruyne‘nin sakatlığı nedeniyle oyundan çıkması ve Gabriel Jesus‘un oyuna girmesiyle 3-5-2’ye dönen Manchester City, hem orta alanda sayıca üstünlüğü yakalamış oldu hem de İlkay’ın kaleye daha yakın oynamasıyla etkinliğini arttırdı. Özellikle 68. dakikada Azpilicueta‘nın son anda kornere gönderdiği pozisyonda gole oldukça yaklaşan City bir türlü istediğini bulamadı. Bu bölümde geride oldukça açık vermelerine rağmen, Chelsea bu avantajı bir türlü değerlendiremedi. Zinchenko ve Walker‘ın bu kadar ileride kaldıkları dakikalarda, arkalarında buldukları boşlukları değerlendiremeyen Chelsea belki de en çok bu konuda eleştiriyi hak ediyor.

Dakikalar geçtikçe panik havasına iyice kapılan City, Pulisic‘in kaçırdığı pozisyon haricinde rakibine net pozisyon vermeyerek kalesinde çok da fazla tehlike yaşamadı ancak yaptıkları top kayıpları ve pas hataları golü bulmalarına engel oldu. Orta sahanın bu kadar zayıf kalması ve paniğe kapılarak oyun planından sapmaları, City için bugün kaybetmelerindeki en büyük etken oldu. Mahrez ve Foden ile çok net pozisyonlar bulsalar da Chelsea’yi geçemediler.

Twitter/ @ ChelseaFC

İkinci yarının ilk bölümü haricinde yüksek tempolu ve güzel bir maç izledik. Önceki finallere baktığımızda gol sayısının az olmasına rağmen hem kalite hem de seyir zevki açısından uzun yıllar akıllardan çıkmayacak bir final maçı oldu. Tuchel önceki iki maçta olduğu gibi yine Guardiola‘yı mağlup etti takımını 9 sene sonra tekrardan Avrupa’nın zirvesine taşıyarak gülen taraf oldu. Bu şampiyonluk, teknik direktör etkisinin günümüz futbolunda hala ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir kanıt olması nedeniyle de ayriyeten önem kazandı diyebiliriz biz futbolseverler için.

Maçın Hakkı

Twitter/ @ChelseaFC

Eğer maçta oynayan oyunculardan birisi Kante‘yse, maçın hakkını veren oyunu 90% kendisi oluyor desek abartmış olmayız. Bu maçta da bizi yanıltmadı ve Kante, Jorginho‘nun çok da ortalarda görünmediği bu maçta adeta tek başına City orta sahasına kabus olarak maçın hakkını veren oyuncu oldu. Maçın Hakkı ekibi olarak adetimiz değildir, biliyorum ancak bugün bir de “Maçın Bidonu”nu seçmek istiyorum. Maçın bidonu açık ara farkla Werner oldu. Kaçırdığı pozisyonların bir tanesini bile atsa Chelsea maçı çok daha erken koparabilirdi. Ancak o tüm sezon yaptığını yaptı ve son vuruşlarıyla Chelsea taraftarlarına saç baş yoldurtmayı seçti.